Reklam
Reklam
Anadolu Günlük Gazetesi -

Kafes

Hatice Kübra Tavacı
Hatice Kübra Tavacı
  • 26.10.2013

Kafes

Akıllı insan kendisini körü körüne yönetimin kollarına atmaması gerektiğini bilmelidir. Zira yönetim yahut devlet daima halka karşı kazanan olmuştur. Yönetim, halkın baş kaldırışına engel olmak adına halkı hep bir ümit üzere kılar. Diğer bir deyişle insan özgürleştiğini sanır ancak sadece kafes genişler. Bu bağlamda bizlerin bilinçli bireyler olup yaşanılan gelişmeleri iyi okuyarak ve bunun üzerinden tavır geliştirerek yönetimin halk üzerindeki baskısını etkisiz hale getirmemiz gerekmektedir. Ancak ne yazık ki toplumun farklı kesimlerinin ortak bir duruş sergilemesi mümkün olmuyor. Bilakis devlet baki kalırken halk, yani biz kendi içimizde fikir çatışmasına giriyoruz.

Her zaman unuttuğumuz bir şey var; Türkiye’de yalnız biz yaşamıyoruz. Birbirine saygı duymayan, tahammülü olmayan ve her fırsatta ötekileştiren bir kimliğe büründük. Büründük diyorum zira etnik kökenimiz, peşinden gittiğimiz paradigma fark etmeden hepimiz aynı tepkileri ortaya koyuyoruz. Müslüman olmanın anarşi demek olmadığını ilk önce kendimize anlatamıyorken başkaları tarafından doğru anlaşılmayı bekliyoruz. Üstelik bu bekleyişin en tabi haklarımız içinde yer aldığı fikriyle ukala bir tavra bürünebiliyoruz. Ancak bizi anlamaya çalışmaları için bizden farklı düşünenlere bir fırsat vermiyoruz da. Haktan hukuktan bahsedip ahkam kesebiliyoruz. Aynı zamanda dilimize doladığımız “hak, hukuk” noktasında yaptığımız usulsüzlükleri örtbas edebiliyoruz.

Yıllar boyu her platformda baş örtüsü konusunda yaşadığımız mağduriyeti dile getirdik. Ancak gelin görün ki şimdi kendimizi çok rahat bir şekilde siyasi malzeme olarak görmelerine izin veriyoruz. Senelerce Kürt realitesini görmezden geldik, ağzını açanı bölücülükle suçladık. Şimdi ise “hangimiz daha çok Kürt sever, koltukta rekor sayıyı buluruz” kafasıyla bir milleti siyasete alet etmeye çalışıyoruz. Uzun yıllar belli bir zihniyetin kafa yapısıyla kendisine kutsiyet atfedilen bir adamın adını her sabah bağıra bağıra haykırmamız dikta edildi. Şimdi bu “ant” kaldırılıyor ve biz yine partilerin rant sağlamasına neden oluyoruz.

Evet; yaşadığımız zorluklar, çektiğimiz çileler var. Tıpkı başkaları gibi… Devlet şimdi zaten bizim olan haklarımızdan bir kısmını kendi eliyle yeniden hak ilan ediyorsa bu, minnet duymamızı gerektirmez. Aksine halkın bir parçası olarak bize yeniden takdim edilen hakların, halkın bütününe yeniden takdim edilmesini istemeliyiz. Ortada bir paket varsa, bu paketin yekun tutan bir kısım kararları siyasi partilerin ceplerini doldurmaya yönelikse, farklı zamanlarda genişleyen ve daralan bu kafes yalnızca aldatmacadan ibarettir.

Yapılan şeyler ağza çalınan bal gibi kalıyorsa kafesten kurtulmanın temelli çözüm yollarına bakılmalıdır. Bunun içinse Dersim’i, Madımak’ı, Sivas’ı, Diyarbakır zindanlarını, 68 kuşağını, İslamcılığı, 28 Şubat’ı, 71 muhtırasını, 80’li yılları, Erbakan’ı, Özal’ı, Menderes’i, 12 Eylül’ü, 93 yılının faili meçhullerini, Mavi Marmara’yı, Taksim’i, Roboski’yi ve daha nicesini bilmemiz gerekiyor. Bilelim ki avam olalım. Bilelim ki yaşamak umurumuzda olsun.*

*İsmet Özel

YAZARIN SON YAZILARI
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.