Reklam
Reklam
Anadolu Günlük Gazetesi -

Zeytin Yeme Adabı

Mükremin Kızılca
Mükremin Kızılca
  • 20.08.2014

Zeytin bütün yönleriyle Mevlâ’mızın insanlığa sunduğu bir nimettir. Zeytinyağı; hem gıda, hem ilaç ve hem de aydınlatmada kullanılan bir nimet, bir büyük şifa kaynağıdır.

Zeytin ağacı; yetiştirilmesi zahmetli bir ağaç olmasına rağmen, ortalama ömrü 300-400 yıldır.   Siyah zeytinin yenebilen 100 gramı ise, 207 kalori enerji sağlar. Ayrıca bu tip zeytinde 21 gram yağ, 1,1 gram karbonhidrat, 1,8 gram protein, 77 miligram kalsiyum, 1,6 miligram demir ve 60 ünite A vitamini depolanmıştır. Her iki zeytin türünde daha düşük miktarlarda diğer vitaminler ve mineraller de bulunmaktadır.

Bilindiği gibi kutsal kitabımızda üzerine yemin edilen bir ağaç olup Kur’an-i kerimde yedi yerde anılmaktadır.

Nahl-11 de “kendisinde düşünenlere büyük mucizeler olan bir ağaç” buyrulurken, Tin suresinde yaratıcı tarafından kendisi üzerine yemin edilmektedir.

Nur suresinde ki meşhur ayet-i kerimede “Mübarek ağaç” denmekte olup bu esrarlı ayet tüm müfessirler tarafından en geniş manalarla yorumlanan bir ayettir:

“Allah, göklerin ve yerin nurudur. O’nun nurunun temsili şudur: Duvarda bir hücre; içinde bir kandil, kandil de bir cam fânûs içinde. Fânûs sanki inci gibi parlayan bir yıldız. Mübarek bir ağaçtan, ne doğuya, ne de batıya ait olan zeytin ağacından tutuşturulur. Bu ağacın yağı, ateş dokunmasa bile neredeyse aydınlatacak (kadar berrak)tır. Nur üstüne nur. Allah, dilediği kimseyi nuruna iletir. Allah, insanlar için misaller verir. Allah, her şeyi hakkıyla bilendir. (Nur/35)”

Bu mübarek ağaç hakkında Resulullah efendimizin bir hadis-i şerifi ise şöyledir:

Ömer bin Hattâb buyurdu ki: Allah’ın Elçisi(s.a.v) şöyle buyurmuştur: “Zeytinyağını yiyiniz ve sürününüz. Çünkü o, mübarek(bereketli) bir ağacın ürünüdür.”  Tirmizi, C. 2. Hno: 1851

Ruhulbeyan tefsirinin Tin suresinde kaydettiğine göre Muaz b. Cebel R.A. bir zeytin ağacına rastlar ve bir filiz kopararak misvak olarak kullanmaya başlayınca kendisine şaşıranlara şöyle demiştir: Ben Resulullah’tan (s.a.v.) duydum “zeytin ağacı benim ve benden önceki peygamberlerin misvakıdır” buyurmuştur.

Nebatilere göre zeytin ve çekirdeği:

“Her şeyin en kıymetlisi, en güç ulaşılabilecek yerde olur sırrı sebebince zeytinyağını zeytinyağı yapan bu malzeme, yoğun bir şekilde zeytin çekirdeğinin içerisindedir.

Bu faydayı elde etmek için ise kahvaltılarda yenilen zeytin çekirdeklerini atmayıp yutmak gerekir. Yutulan zeytin çekirdeği boğaz boşluğundan mideye girene kadar eriyen yediğimiz tek maddedir. Yani hazmı en kolay yiyecek zeytin çekirdeğidir.

Faydaları ise: ülser gastrit gibi mide problemlerini bitirdiği gibi bağırsak ve sindirim yollarını düzenler. Basur ve prostatı engeller. Ve iç organlarda oluşabilecek kanserojen hücre riskini binde birlere indirger. Her şeyde olduğu gibi burada da az da olsa sürekli olması, zeytin çekirdeğini yutmak ve bunu her gün her yemekte yapmak önemlidir.”

Zeytin ağacının en yağsız topraklarda yetişen en yağlı bir bitki olup hem yağı hem eteni birçok derde şifa kaynağıdır. Sofralarımızın ve kahvaltılarımızın olmazsa olmazı olan zeytinin nasıl yeneceği hususuna değinmek istiyorum bu yazımda izninizle.

Yüce dinimiz kimseye zarar vermeme ve zarar verilmeme esası üzere kurulmuştur. Bu karşıdakine bir tokat atmak şeklinde de olabilir, her halükarda muhatabı rahatsız etmek şeklinde de olabilir.

Toplu yemek sofralarında yemek yemenin de usul ve adabı vardır. Bunların en başında gelenler israftan uzak durmak, ne şekilde olursa olsun sofradakilerin keyfini kaçırmamaktır.

Konumuz zeytine gelelim, zeytin çekirdeği kahvaltılarda başlı başına bir sorun olmaya devam etmektedir. Kimisi etenini aldıktan sonra direk sofraya çekirdeği üflemekte kimisi avucuna alarak masaya veya siniye atmakta kimisi de çekirdeği çatalın üzerine alarak ortaya fırlatmaktadır bunların hepsi kesinlikle karşıdakini rahatsız eden durumlardır.

Bir kahvaltı neticesinde masada veya sinide öbek öbek zeytin çekirdekleri hoş bir manzara değildir. Bu çekirdeklerin gerek masa ve sofrada gerek ağızdan çıkarılırken görünmemesi bir görgü kuralıdır.

Son yıllarda zeytin çekirdeğinin yutulması meselesi de gündemdedir. Maranki ve Saracoğlu gibi nebatiler çekirdeğin tüm dertlere deva için yutulmasını önererek mideye ulaşmadan eridiğini iddia ederlerken bazıları da “aman yutmayın iki ucu sivridir basurunuzu cırmalar” diyerek komik hale düşmektedirler.

Bu iki zıt kutup görüşün doğrusunun bulunması için tıp uzmanları en kısa zamanda bir test yapmalıdırlar. Eğer yutulduğu takdirde kimse olumsuz şekilde çekirdeğin itlafı hususunda rahatsızlık duymayacaktır.

Aksi halde uygulanacak görgü kuralı şudur: Restoranlardaki masalarda ve sofralarda mutlaka bir zeytin çekirdeği kutusu bulunmalıdır. Bu kutu şeffaf olmamalıdır ve bazı marketlerde ve tattırımcılarda olduğu gibi içi görünen kap olmamalıdır. En azından içini göstermeyen kâğıt kutu veya bardak olmalıdır.

Etenini iyice aldığımız zeytin çekirdeğini yutmayacaksak kimseye görsel rahatsızlık vermeden o kutunun içine atmalıyız. Masaya, tabakların arasına ve siniye fırlatmak centilmence bir hareket değildir.

YAZARIN SON YAZILARI
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.