Asırlardır Osmanlı Devleti’nin yönetimi altında yaşayan Ermeniler, imparatorluğun her tarafına dağılmışlar, korkusuzca, asayiş içinde, mâl, cân, ırz ve nâmusları emniyet altında, mezheb açısından tamamen serbest, huzûrlu ve mesut, ekonomik açıdan ise Müslüman halktan daha rahat yaşamışlardır. Ticaret ve sanatla uğraşmışlar, sarraflık ve kuyumculuk yapmışlar, öteden beri Osmanlı Devleti’nce özel hizmetlerde ve emniyet gerektirecek işlerde hizmet vermişlerdir. Devletin Darbhâne ve Baruthâne gibi önemli müesseselerinin başına getirilmişler ve “millet-i sâdıka” olarak adlandırılmışlardır. Osmanlı Devleti Hristiyan tebeasına karsı eşit davranmış, bunlardan birini diğerine tercih etmemiş ve birbirlerinin işlerine karıştırmamıştır.
Ermeni meselesi, 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı sırasında İngiltere ile Rusya arasındaki rekabetin yarattığı bir emperyalizm sorunu olarak ortaya çıkmıştır. Ermeniler bundan sonra Osmanlı Devleti’nin bütün Hristiyan unsurları gibi bağımsız bir devlet kurma çabasına girmişlerdir. Ermeni sorunu Ermenilerin kendi içinden ve ihtiyaçlarından değil, büyük devletlerin bölge üzerindeki çıkar hesaplarından kaynaklanmış, bağımsızlık ve muhtariyet hayali peşinde koşan Ermeniler kendileri üzerinde oynanan oyunları görememişler ve hâlâ daha görememektedirler (Karacakaya 2001: II).
Bir asırlık bir geçmişi olan bu ham hayalin peşine düşmeyen akl-ı selim Ermenilerin varlığı da diğerlerine göre azımsanmayacak kadar bir yekûn tutar. Sesleri kandırılmışları kadar gür çıkmasa da -daha doğrusu çıkartılmasa da- soykırımın koca bir yalan olduğunu haykırmayı sürdürmektedirler.
Bu Ermenilerden biri de müteveffa hemşehrimiz şair Panos Özararat’tır. O, bir Ermeni olarak Ermeni soykırımını reddeden bir kişi idi. Ermenistan’ın, soykırım yalanını canlı tutmak için her yıl 24 Nisan’da düzenlediği anma faaliyetlerine 1975 yılı 24 Nisan’ında kaleme aldığı bir şiirin yanı sıra zamanın Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk’e gönderdiği bir mektupla tepkisini göstermiştir. Bu hadise ile ilgili gazete haberini aktarmadan önce Panos Özararat’ı kısaca bir tanıyalım.
Panos Özararat, 1919 yılında Meram’a bağlı Dere köyünde doğdu. Aslen Bitlisli olan babası Artin Efendi, 1915 yılında, on sekiz yaşında iken, trenle sevkiyat merkezi Konya’ya geldiğinde Vali Celal Bey tarafından himaye edildi. Dere’de orduya un üreten değirmende işe başlayan Artin, burada ustasının kızı Arsine ile evlendi. Ailenin bu evlilikten Panos’tan başka Kirkor, Markar ve Surpik adlarında üç oğlu ile bir kızı oldu.
Panos, ortaokulda okuduğu sıralarda bir yandan da babasının yanında değirmenciliği öğrendi. Ortaokulu bitirir bitirmez de dökümcülük mesleğine girdi. Askerlik sonrası kardeşi Kirkor ile birlikte Aziziye Caddesi’nin güneyinde büyük bir dökümhane kurdular. Zamanla hafriyatçılık işine de başladı. Konya’da pek çok dökümcü ustasının yetiştiği dökümhaneyi, bulunduğu mahalle Ahmet Efendi Çarşısı yapılması kararlaştırılınca, Beyşehir yolu üzerinde Şeker Fabrikasının karşısına taşıdılar.
İş hayatının yanı sıra müzik ve edebiyatla da ilgilenen Panos, ut çalıp, âşık tarzı şiirler kaleme aldı. Şiirleri 1950 ila 1980 yılları arasında “Gününe Göre” sütununda önce mahallî zamanla da İstanbul gazetelerinde yayımlandı. Şiirlerinde çoğunlukla yaşadığı dönemin Konya ve Türkiye’sinin meselelerini işledi. 1970’li yıllarda dış temsilciliklerimizi hedef alan Ermeni terör örgütü Asala’nın cinayetleriyle, Kıbrıs’ta cereyan eden vahşi Rum mezalimini bizden biri olarak mısralarıyla telin etti. Hatta Asala’yı telin ettiği şiiri sebebiyle dönemin Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk’ün takdirine mazhar oldu.
Konya basının “Panos ağabeyi” olan Panos Özararat, tedavi için yatmakta olduğu Ankara Hacettepe Tıp Fakültesi Hastanesinde 15 Nisan 1985 tarihinde vefat etti. Cenazesi 20 Nisan’da Konya Saint Paul Kilisesi’nde yapılan dinî merasimin ardından Musalla Mezarlığı’nın kuzeybatısındaki Ermeni Mezarlığı’na defnedildi.
Silva Hanım (ö. 2010)’la evli olan Özararat; Samson, Varujan ve Margarit adlarında üç çocuk babası idi (Işık 2014: 146-147).
Panos’un, Ermenistan’ın 24 Nisan anmalarına tepkisi 25 Nisan tarihli Yeni Konya gazetesinde şöyle verilir:
“Panos’um Yunustan olmadı farkım
Ellerde maşa olmak nedendir”
“Katliam gününü nefret ve hayretle karşıladık”
“Şair Panos Özararat Cumhurbaşkanı Korutürk’e şiirli bir mektup gönderdi.
Tanınmış şairlerimizden, hemşehrimiz Panos Özararat, Ermenilerin “Katliam Günü” olarak dün Türkler aleyhine çeşitli gösteriler yapmalarını kınayan bir şiir yazarak Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk’e göndermiştir.
Ermeni asıllı olmasına karşın, Ermenilerin bu tür davranışlarını şiddetle eleştiren Panos Özararat, Korutürk’e gönderdiği şiirine bir de mektup iliştirmiş ve şunları söylemiştir:
“Saygıdeğer Cumhurbaşkanımız,
Ben, şu anda 55 yaşlarında Konya’nın Dere köyünde doğmuş Ermeni asıllı Hristiyan Türk vatandaşıyım. Bir hesapla doğumumum sözü edilen katliam günlerine rastlaması gerek. Oysa, ben ve benim aile efradım Anadolu’nun göbeğinde ve çok tutucu tanınan bir şehirde, savaşların, sıkıntıların getirdiği bunalımlar dışında herkes gibi gayet mutlu yaşamaktayız. Hiç kimseden hiçbir ayırım görmedik, hissetmedik.
Hiçbir tesir altında kalmadan içimden gele gele ifade etmek istiyorum duygularımı. Orta hâlli bir Türk vatandaşıyız ve herkes gibi ülkemizin mutluluğuyla, sıkıntılarıyla yaşantımızı sürdürüp gitmekteyiz. Sık sık ortaya sürülen “katliam günü”nü bütün nefret duygularımızla ve iğrenerek izliyoruz. İnsanların mutluluğunu bozmaktan başka bir şeye yaramayan bu tür davranışların kuruntu olduğu kanısındayız.
Duygularımızı, düşüncelerimizi sunduğum şiirimde ifadeye çalıştım. Bunun böylece bilinmesinin gerektiğini de şahsınızda bütün Türk ulusuna saygılarımla arz ederim.”
Panos’un hadiseyi telin ettiği şiiri şöyledir:
“KATLİAM GÜNÜYMÜŞ!
Yaralara melhem sürmek yerine
Nesillere zehir vermek nedendir?
İnsanları sevip saymak yerine
Masumlara kini yaymak nedendir?
Dünyada geçecek kısa ömrümü
Acıya beleyip güzel günümü
Gönülde açılan gonca gülümü
Yolup da ağuyu sunmak nedendir?
Gördün mü Türklerden daha merdini
Düşmandan kurtulan güzel yurdumu
Baharda Nisan’ın yirmi dördünü
Katil Türk diye anmak nedendir?
Hiroşima’ları yakıp yandıran
Vietnam’da milyonları öldüren
Dünyamızı cehenneme döndüren
Devletleri melek sanmak nedendir?
Panos der Ermeni asıllı Türk’üm
İftihar ederim yok benim korkum
Panos’um Yunus’tan olmadı farkım
Ellerdeki maşa olmak nedendir?” (Yeni Konya, 25 Nisan 1975, s. 1, 7)
Panos’un, bir kuruntu ve ham hayalin peşine düşmüş ırkdaşlarına karşı ilk tepkisi değildir bu. Nitekim o, 1973 yılında da Amerika’da iki diplomatımızı hunharca katleden Amerikan vatandaşı bir Ermeni üzerinden de Asala terörüne karşı çıkmıştır. Bununla ilgili yine Yeni Konya’da yayımlanan haber ve şiiri şöyledir:
“P. Özararat’ın kaatil Ermeni’ye sert cevabı
Bir süre önce Amerika’da iki diplomatımızın bir “Amerikan vatandaşı” Ermeni tarafından hunharca öldürülmesinin yankıları devam ederken, şehrimizdeki kendi hâlindeki yaşantısıyla herkesin saygı ve sevgisini kazanmış olan Panos Özararat, bu kaatil ırkdaşı için bir şiir yazarak duygularını dile getirdi.
Ermeni asıllı Türk vatandaşı olduğunu ve bununla kıvanç duyduğunu belirten Panos Özararat’ın cani Ermeni’ye verdiği şiirli cevap şöyle:
BUNU CİHAN BÖYLE BİLSİN
Din kitabı yazmış dinsizin biri
Canavar ruhlu kansızın biri
Şerefsiz namussuz densizin biri
Nasıl kıydın bizim o iki cana
Amerikalıdır Ermeni’yim der
Kenef ağzıyla çeşit herze yer
Ermeniliğe de leke sürer
Ne idüğü belirsiz yuh olsun sana
Mıgırdıç mısın Yanıkyan mısın
Kudurmuş köpek sen insan mısın
Kana susamış bir hayvan mısın
Sana söylüyorum kulak ver bana
Burası Türkiye Ermeni yoktur
Ermeni asıllı vatandaş çoktur
Hepsi Türk teb’ası hepsi de Türk’tür
Bunu iyice sok kalın kafana
Türk’ü tanıtayım bilmiyor isen
Aç gözünü bak görmüyor isen
Ermeni asıllı olmama rağmen
Bir Türk’ü değişmem tüm Amerikan’a
Açık künyemi de yazdım buraya
Hitap ediyorum bütün dünyaya
Şüphelenirsen gel de Konya’ya
Aslını görüver anlat babana” (Yeni Konya, 5 Şubat 1973, s. 1)