Reklam
Reklam
Anadolu Günlük Gazetesi -

IV. Murat Ve Sigara Yasağı

Mükremin Kızılca
Mükremin Kızılca
  • 01.11.2014

Osmanlı Devletinde sigara ile mücadele deyince akla hemen 4.Murat (1623-1640) gelir. Anarşist ve zorbaları ortadan kaldırmasıyla Osmanlı İmparatorluğunun kaderinde çok önemli bir rol oynayan ve “Bağdat Fatihi” namıyla tarihe geçen Osmanlı padişahıdır. 1612 yılında doğdu. Babası I. Ahmet’tir. 11 yaşında tahta çıktı. 21 yaşında iken, anarşi ve zorbalığın hüküm sürdüğü bir dönemde imparatorluğun idaresini eline aldı. Çok şiddetli önlemlerle devletin düzenini sağladı. Revan seferi ile Tebriz’i aldı. İkinci büyük seferinde ise Bağdat’ı fethetti. IV. Murat 1640 yılında 28 yaşında iken öldü.

Osmanlı tahtının on yedinci padişahı olan IV. Murat, 16 yıl 4 ay 8 gün saltanat sürmüştü. Bu müddetin büyük bir kısmı anası Mahpeyker Kösem Sultan’ın idaresi altında geçmiş bulunduğundan hakikî saltanat süresi 7 yıl, 9 ay 21 günden ibarettir. Ve bu kısa süre ise Osmanlı tarihinin en renkli olayları ile doludur. Zorbaların tahakkümü altında geçen annesinin tahta niyabeti yıllarından sonra yeniçerilerin Sadrazam Hâfız Ahmet Paşa’yı gözleri önünde parçalamaları ve ihtilâlin baş teşvikçisi Damat Topal Recep Paşa’yı sadarete getirmeleri IV. Murat’ın sabrını taşıran son damla olmuştu. Ablasının kocası olan Topal Recep Paşa, sırtını zorba yeniçerilere dayadıktan sonra koskoca imparatorluğu çiftlik gibi idare etmeye başlamıştı.

O kadar ki, IV. Murat’a “Padişâhım abdest alıp öyle dışarı çıkın” diye tehditlerde bulunacak kadar işi ileri götürmüştü. IV. Murat, eniştesinin sadaretinin üçüncü ayı dolmadan ilk çıkışını yapmak zorunda kaldı. Mağrur Sadrazama: “Gel beri Topal zorba başı” diye hitap ettiği anda Recep Paşa onun bakışlarında bir fevkalâdelik olduğunu anlamış ve “Hâşâ padişahım” diye inkâra kalkışacak olmuştu.

  1. Murat “Bre kâfir abdest al!” diye kükrediği anda ise sonunun geldiğini anlamıştı. Nitekim padişah arkasındaki zülüflü baltacılara dönüp “Tez başın vurun şu hainin” dediği anda ilmik, Topal Recep Paşanın boğazına geçirilmiş ve oracıkta boğuluvermişti.

Bu çıkışı ile idareyi fiilen eline alan IV. Murat, büyük bir zorba avına girişti. Bazı tarihlere göre, memleketteki düzeni sağlamak için 50 bin kelle vurdurdu, fakat sonuçta asayişi sağlamayı başardı.

Benzersiz derecede kuvvetli bir bünyeye sahip olan ve memlekette nifak tohumlarının kahvehane gibi umumî yerlerde atıldığına kanaat getiren IV. Murat, şehirdeki bütün kahvehaneleri kapattığı gibi toplantıları da yasaklamıştı.

Bunun sebebi ilginçtir. 1633 yılına gelindiğinde İstanbul’un birçok yerinde kahvehane ve sokaklarda fazlaca sigara tüketilir ve gayr-i meşru pis işler yapılır olmuştu. 1633 te İstanbul’da tütün kullanımından çıkan büyük bir yangın sonucu binlerce ev yanmıştı. 4.Murat derhal olayın soruşturulmasını emretmiştir. Soruşturma sonunda yangının sigaradan çıktığı anlaşılmıştır. Bunun üzerine 4. Murat sigara içilmesini yasaklamış ve bu yasağın uygulanmasını sert tedbirler alarak sağlamıştır.

Yaklaşık yirmi bin evin yanmasına sebep olan Yangının tütün yüzünden çıktığı söylendi. Yangında yeniçeri, sipahi ve halkın dikkatsizlik ve ilgisizliğini gören sultan Murat Han, hepsini top yekûn terbiye etmek maksadıyla, yangın sebebiyle halkın dedikodu merkezi hâline gelen, daha çok zorbalar tarafından açılıp işletilen, bir de halktan çok zorba taifesinin tütün içip dedikodu yaparak vakit geçirdikleri kahvehaneleri kapattı. Zamanın âlimleri, bu yasak üzerine; Padişah’ın yasakladığı bir şeyi yapmanın caiz olmayacağına dair fetva vererek halkı uyardılar. Tütün yasağını ve büyük İstanbul yangınını bahane eden sultan Murat Han, zorbaları tamamen ortadan kaldırıp kötülüklerini yok etti. Zorbaların meyhanelerini yıktırdı. İçkiyi yasakladı ve yasağın tatbikini bizzat kendisi takip etti.

IV. Murad'ın Tütün Yasağı Fermanı

IV. Murad’ın Tütün Yasağı Fermanı

 ŞİMDİ GELELİM BU TARİHİ FERMANIN ASLINA BAKMAYA

“DUHANIN MEN’İNE VARİD OLAN EMR-İ ŞERİFDİR (TÜTÜNÜ YASAKLAYAN EMİR)

Düstur-ı mükerrem müşir-i müfaham nizamü’l-alem müdebbiru ümuri’l-cumhuri bil fikri’s-sakibi mütemmimü mehammi’l-enami bi’l-re’yi’s-saibi mühemmidü bünyâni’d-devleti ve’l-ikbali müşeyyidü erkâni’l-izzeti ve’l-iclali el-muhtassûne bi-sunufi avatifi’l-meliki’l-a’la Batum eyaletine mutasarrıf olan vezirim Ömer Paşa edamallahü Teâlâ iclalehü ve mefahiru’l-kuzati ve’l-hukkam meadinü’l-fazli vel kelam Trabzon kadısı ve eyalet-i mezburede vaki olan kadılar zide fazlühüm tevki-i refi-i hümayunum vasıl olıcak malum ola ki bundan akdem defaatla evamir-i şerifem gönderilüp birkaç seneden beru zuhur eden dühan nası kar ve kesbinden ta’til idüp nice ihrak ve enva-ı fesadâta müeddi olup def’i ve izalesi mehamm-i umurumuzdan olmağla muhkem tembih ve tekid olunup min ba’d bir ferd dühan yaprağı ziraat ve haraset ve bey ve şira ve isti’mal etmeyeler deyu fermanım olmuş iken kazanızın adem-i tekayyüdü mübaşirinin ihmal ve tama’ları sebebiyle geru liva-i mezburede vaki kasabât ve kurada dühan yaprağı ziraat ve bey ve şira ve istimal olunduğu mesmu-ı hümayunum olmağın bu babda ziyade … olmuş … imdi bu babda mukaddemen gönderilen evamir-i şerifem ala ma kâne mukarrerdür bir yerde dühan yaprağı ekilmeyüb dikilmeyüb ve içilmeyüp ve bey ve şira olunduğuna kat’a rıza-yı hümayunum yoktur bu defa memalik-i mahrusemden dühan isti’mali bilkülliyye men ve ref olunmak babında ferman-ı âlişanım sadır olmuştur buyurdum ki

Vusul buldukda bu babda mukaddemen ve halen sadır olan ferman-ı celilü’l-kadrim mucibince amel idüb dahi husus-ı mezburda her birinizin gereği gibi liva-i mezburda vaki kasabat ve kurada ve mecma-i nas olan mahallerde muhkem tembih ve nida ettüresiz ki bir ferd dühan yaprağı ziraat ve haraset ve bey ve şira ve isti’mal etmeyeler ve ettürmeyüp dühanın vücudu nâ bud nâ peydâ olmağa sa’y ikdam eyleyesiz memalik-i mahrusemde eğer asakir taifesi ve eğer gayride bir ferdi duhan istimal eylediklerine kat’â rıza-yı şerifim yoktur “Etiulllahe ve etiu’r-rasule ve üli’l-emri minküm” fahva-yı şerifi amme-i nasa varid ve şamildir. Bundan sonra itaat-ı emr-i şerif etmeyenlerin şer’ ve kanun üzere cezalarını virüp emr-i şerifim icrasında dikkat ve ihtimam eyleyesiz ba’de’t-tembih bir ferdin tarlasında ve bağ ve bağçesinde ve gayri yerlerinde dühan ziraat olunmuş bulunursa ol makule dühan ekilmiş bulunan yerleri mîrî içün girifte eylemeyüp füruht oluna ve bu babda bir ferd himaye ve siyane olunmayup sadır olan emr-i şerifimin icrasına bezl-i makdur ve sa’y-i nâ mahsur eyleyesiz ve sen ki bu emr-i şerifimle varan mübâriş şöyle ki emr-i şerifimi icra ettirmeyüp … ve celb-i sa’yi ile ihmâl ve müsamaha idüp bundan sonra yine liva-yı mezburda duhan ziraat ve istimal olunduğu i’lâm oluna işbu siyâset ile saire mucib-i ibret içün muhkem  … bilmiş ola amma bu bahaneyle duhan ekilmeyen yerlere dahl ve tecavüzden ziyade ihtiraz eyleyesiz şöyle ki …taht-ı hükümetinizde duhan yaprağı ziraat ve bey’ ve şira olunmaya ve sen ki müşarunileyh vezirimsiz … ve siz ki kadılarsız her biriniz azlile ve nefyile ıkabınız mukarrerdür ana göre ibret ve intibah üzere olub sair emr-i şerifime kıyas eylemeyesiz şöyle bilesiz alamet-i şerife itimat kılasız tahriran fi gurreti  … sene erbain ve elf”

(Sultan 4 Murad (1631) TRABZON ŞER’İYYE SİCİLLERİ)

 BU FERMANDA NELER VAR?

1- Bundan önce de tütün yasağını havi fermanlar yayınlanmıştır ancak bu ferman başta uygulayıcılar olmak üzere her kesime daha şiddetli yaptırımlar içermektedir.

2- bu ferman Batum eyaleti ve Trabzon sancağında bulunan tüm yetkililere hitaben yazılmıştır.

3- birkaç seneden beri çıktığı anlatılan tütünün herkesi işinden gücünden ettiği, tembelleştirdiği ve görülmemiş azgınlık ve bozgunculuklara sebep olduğu vurgulanmaktadır.

4- 1631 tarihi itibariyle tüm köy ve kasabalarda tütün ekmek, dikmek, almak, satmak, içmek, kullanmak, bulundurmak ve bunları yapanlara göz yummak kesinlikle yasaklanmıştır.

5- Tüm Osmanlı ülkelerinde ve eyaletlerinde askeri erkân ve eratın ve başka her fert vatandaşın tütünü ekmek, dikmek, almak, satmak, içmek, kullanmak, bulundurmak ve bunları yapanlara göz yummak gibi fiilleri yapmalarına asla razı olmayacağı ve en ağır cezalara çarptırılacakları teyit edilmektedir.

6- Bu konuda yetkililerin kimseye kesinlikle özel muamele yapmamasını tembihlemekte ve tütün ekmeyen reayayı ve ekilmeyen tarlaları gereksiz rahatsız etmemeleri konusunda uyarmaktadır.

7- Padişah 4. Murat bu tavizsiz ve tehditlerle dolu fermanında gayet ahlaki bir noktayı da açıklığa kavuşturuyor ve diyor ki: tarlalarda topladığınız tütün yapraklarını yaktırmayınız devlet hazinesine gelir getirecek bir tarzda değerlendiriniz. Bu değerlendirmenin Venedikli tüccarlara satılarak ihraç şeklinde olduğu bilinmektedir.

8- Padişah fermanının son kısmında Müslümanların Allah cc ve peygamberden (s. a. v) sonra 3. İtaat mercileri olan ülü’l-emre de itaati emreden ayet-i kerimeyi anmaktadır:

 “Ey iman edenler! Allah’a itaat edin. Peygamber’e itaat edin ve sizden olan ulu’l-emre (idarecilere)de itaat edin. Herhangi bir hususta anlaşmazlığa düştüğünüz takdirde, Allah’a ve ahiret gününe gerçekten inanıyorsanız, onu Allah ve Resûlüne arz edin. Bu, daha iyidir, sonuç bakımından da daha güzeldir.” (Nisa/59)

İslam’ın insanlığa getirdiği en güzel şeylerden birisi de emir sahiplerine itaattir aksi halde yeryüzünün altı hayat bakımından üstünden daha iyi hale gelirdi.

Bugün tütün ürünleri üzerine konulan yasaklar ve kısıtlamalar o gün Sultan Muradın ne kadar haklı olduğunu da ortaya koymaktadır.

YAZARIN SON YAZILARI
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.