Reklam
Reklam
Anadolu Günlük Gazetesi -

Benlik

Hatice Kübra Tavacı
Hatice Kübra Tavacı
  • 05.02.2014

Benlik

Öfkelendiğimiz, kızdığımız, adaletine yandığımız bir dünya var karşımızda. Ne zaman konuşmak yahut yazmak fırsatı geçse elimize, ilk cümlelerimiz dünyanın bu halleri üzerine tenkitlerimizi ifade etmek içindir. Tüm içtenliğimizle yanlışları, hataları, insanlığın gidişatı, ne olduğumuz, ne olacağımız gibi bilumum problemlere çözüm olma/bulma derdine düşeriz. Gönlümüzü sızlatan bu problemlerin neden bir türlü ortadan kalkmadığını, niçin bunca ütopyaya, en iyiyi bulma düşlerine rağmen huzura ulaşamadığımızı sorgularız bir yandan. Netice itibariyle sıkıntı noktasının neresi olduğunu anlayamamanın getirdiği bir kısır döngüde buluruz kendimizi.

Tüm bu düşünme eylemini gerçekleştirirken atladığımız bir yer vardır oysa. Sürekli çevremizdeki aksayan yönleri görmekten ve bunlara alternatif bulmaya çalışmaktan benliğimizi görmeyi unutmuşuzdur. Sorgulamaya, eleştirmeye, eksikleri görmeye birey olarak kendimizden başlamamız gerektiği gerçeği zihnimizde oturmamıştır yani. Yaşamaya uğraştığımız algımızda hangi niyetle ısrarcıyız, bir ödev misali aksatmadan yaptığımız işleri neden ve niçin yapıyoruz sorularına hiç muhatap tutmamışızdır kendimizi. Mesela Şeriati’nin insanı konu alan soruları üstümüze alındığımız bir durum değildir. Nurettin Topçu’nun var olma nedenini sorgulaması ancak beğeniyle okuduğumuz bir düşünce yapısıdır. Sezai Karakoç’un ideal devlet hayali devlet algımız üzerinde yeniden düşünme sebebimiz olmamıştır hiç. Yahut Necip Fazıl’ın gençlik tasavvuru gençler olarak ayaklarımızın bastığı yeri kontrol etme ihtiyacı hissettirmemiştir bize.

Dönüp bakınca, haddinden fazla ironik kaçan bu tutumumuz İsmet Özel deyişiyle ideamızdan vurulmak değil de nedir? Tüm fikri alt yapımızı üzerine bina ettiğimizin bir çelişkiden ibaret olması iç dünyamızda bir sarsıntıya neden olmuyor mu? Ya da bu sakat tutumumuzun bizleri sürekli olarak geride bıraktığını, çıkmazlara götürdüğünü görmüyor muyuz? Artık özümüze dönüş vakti gelmedi mi?

Yunus Emre’nin “Bir ben vardır bende benden içeru” demesi boşa değildir. İkbal’in benliği anlama çabası boşa değildir. Nuri Pakdil’in Korku’su boşa değildir. Hasılı “Hiç akletmez misiniz?” diyorsa kitabımız boşa değildir bu. Öyleyse beklediğimiz dönüşümün önce kendimizde olması gerektiğinin bilincinde olmalıyız. Hesaplaşmalarımız evvela kendi benliğimizle olmalı. Bu bilince sahip olma ümidi ve duası ile…

YAZARIN SON YAZILARI
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.