Reklam
Reklam
Anadolu Günlük Gazetesi -

Gençlik Yahut Medeniyet Tasavvuru

Hatice Kübra Tavacı
Hatice Kübra Tavacı
  • 23.09.2013

Gençlik Yahut Medeniyet Tasavvuru

Her fikriyatın zaman ve mekân olgularıyla farklılık arz eden ancak mutlak olarak temelde aynı şey üzerinde duran bir gençlik tasavvuru vardır. Her ideolojinin belini dayadığı ve “nesli” tanımlayan bir gençliği vardır. İnsan demek düşünmek demekse ve bu eylem neticede bir fikir, bir idea koyuyorsa ortaya bunun bağlandığı, harekete geçirildiği yerde gençlikle başlar. Yani insan ölümlü olmanın geçip gitmek manasına geldiğini bilir ve buna gençliğiyle karşı çıkar. Diğer bir deyişle insan maddeden sıyrılarak elle tutulmayan ancak beyinlerde inşa edilen bir amaçla varlığını sürdürür ve yaratılan olmanın makûs talihi kısa ömre meydan okur.

Ömür ne kadar kısa olursa olsun neden bu ömrün “genç” diye tarif edilen dilimine seslenir fikirler? Neden tasavvur gençlik iledir? Bu sorulara cevaplarını yine fikirler verir. Su götürmez gerçek olarak; yeniye en yakın, geleceği simgeleyen yani aksiyon noktasında dinamizm cevabını alırız. Dolayısıyla istenilen, beklenen, özlenen gençlik tasavvurunun yalnız bedenin körpeliği ve çehrenin tazeliğiyle alakalı olmadığını anlıyoruz buradan. Şu halde çıkış noktaları ve hakikatleri ne olursa olsun bütün filozofların, alimlerin, fikir adamlarının ve hatta peygamberlerin bizlere söylediği başka bir şey var demektir.

İnsanın sistemli bir şekilde düşünmeye başlayışından bu yana çıkan akımları ve bunların fikir babalarını incelediğimizde gençlik tasavvurundan murat edilenin aslında çok daha büyük bir inanca hizmet noktasında basamak olduğu kanısına varırız. Bir dirilişten, medeniyet tasavvurundan bahsediyoruz yani. Çağlar aşan ve tüm insanlığı kapsayan bir medeniyet tasavvuru… Varoluşun amaçlandırılması, bunun yanında varlığa dair bir anlamlandırma arayışıyla ortaya koyulan bir medeniyet tasavvuru… Yaratılma halinin sonucu olan soyut ve somut sınırlara, eksikliklere rağmen bir medeniyet tasavvuru…

Gençlik yahut medeniyet tasavvurunun ne’liğiyle ilgili zihin bulanıklığımızı giderdikten sonra, fikrimiz zikrimiz ne ise kabul ettiğimiz doğrular bize kalsın ve kendimize şunları soralım;

“Bize gösterilen yoldan gitmek mi yoksa kendimize bir gelecek inşa etmek mi istiyoruz? Toplumsal normlara uyan mı yoksa toplumsal normlar ortaya koyan mı olmak istiyoruz? Ve nihayetinde nasıl bir tasavvura inanmayı tercih ediyoruz?”

YAZARIN SON YAZILARI
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.