Reklam
Reklam
Anadolu Günlük Gazetesi -

Konya’dan Gazze’ye…

Konya’dan Gazze’ye…

Alaeddin Tepesinden Araboğlu Makasına doğru şöyle bir adımlarsanız karşınıza dış görünümü itibariyle muhteşem bir yapı çıkar. Bu yapının adı Sırçalı Medrese’dir. Burayı Sultan 2. Gyaseddin Keyhusrev zamanında Bedreddin Musli 1242 yılında yaptırmıştır.

İsminden de anlaşılacağı üzere burası bir medreseymiş. Sonra bir şeyler olmuş ve 1960 yılında Mezar Anıtları Müzesi olarak ziyarete açılmış. Ziyarete açılan müzede sergilenen mezar taşlarının her birinin hikayesi ayrı… Bu mezar taşları oraya nasıl gelmiş ya da getirilmiş? Taşları orada da acaba mezarları nerededir? Tarih ve sanat tarihi açısından değer taşıdığı iddia edilerek sergilenen ve şekil yönünden taşa nakşedilmiş harika yazılarla donanmış bu mezar taşlarının Selçuklular dönemi, Beylikler ve Osmanlı dönemlerini kapsayan bir geçmişi varmış…

Bu tarihî geçmişin maddi delilleri ile karşılaştığınızda mazisi mezara, daha doğrusu Sırçalı Medrese’ye hapsedilmiş bir milletin dramı ile yüzleşeceksiniz.

Bu yüzleşmeye hazırsanız şayet, kelimeler boğazınızda düğümlenecek ve aklınıza cevabını aramak mecburiyetinde olduğunuz yüzlerce soru takılacaktır.

Bu sorular ve cevapları pek o kadar da geçiştirilecek kadar basit değildir. Bu taşların toplandığı mezarlarda yatan insanların varsa kemikleri nerededir?

1960 Yılında halkın ziyaretine açılan bu müzede sergilenen materyaller kaç yılda toplanmıştır ve nerelerden toplanarak getirilmiştir? Yoksa önceden bir yerlerden toplanan bu eserler sonradan müze fikrine mi yol açmıştır. Ya da bunca mezar taşı “buraya bir müze yapalım, ismi de Mezar Anıtları Müzesi olsun” diye mi toplanmıştır?

Bugün için bile anasının atasının mezarları yerle yeksan edilmiş bir kişinin yaşayacağı acıyı düşünebiliyor musunuz?
Mezar Anıtları Müzesinde sergilenen mezar sahiplerinin nesilleri, yani siz, biz, Konya halkı ve tüm Anadolu bu hale acaba ne der veya dedi?

Bu müzeyi arada bir ziyaret ederek mazide yaşanan ve üstü örtülen kimi olayların dehşetini temaşa edin. Sonra Alaeddin Tepesine çıkıp Alaeddin Camiinde tefekküre dalın. Sonra, tarihçi İbrahim Hakkı Konyalı’nın “Naaşları köpeklere atılan Selçuklu Sultanları” ile alakalı yazılarını bir yerlerden bulup okuyun… Ve sonra, Konya’dan Gazze’ye doğru önünüzde bir koridor açıldığını göreceksiniz. O koridorun Gazze tarafında İsrail ablukası ile yüzleşen kahramanların şahadetine tanık olacak ve yaşadıklarınız ile İsrail’e İsyan bayrağını çekeceksiniz. Sonra, Mescid’i Aksa’nın koruyucuları Filistinli Raid El Salah’lar, Hanzala ve diğerleri… “Ümmetin suskunluğunu sana şikayet ediyorum Allah’ım” diyen Şehid Şeyh Ahmed Yasin’ler aklınıza gelecek… Ve sonra bu topraklara döneceksiniz…

İşte bu topraklar, kurtuluşa mekan olacak topraklardır ve burası kurtulursa her yer kurtulur… Tabi her şeyin nasılını ortaya koymak, öncelikle fikirde bu işin yolunu halletmek gerek.

YAZARIN SON YAZILARI
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.