17 Aralık Milat
Bu ülke vatandaşlarının içine düşürüldüğü durumun vahametini anlamak için geçmişe şöyle bir yolculuk yapıp “kanla irfanla” kurulan Cumhuriyetin ilk yıllarına bakmak gerek. Daha yeni savaştan çıkmış bir milletin evlatlarının yüz binlercesi şehit edilmiş, bir o kadarı da müstevlilerin esareti altındadır. Çocuklar babasız, analar eşsiz kalmış. Yokluk, kıtlık her tarafı kasıp kavurmaktadır. Hakim olan güçlerin imzaladıkları uluslar arası anlaşmaların ıslak imzaları henüz kurumadan, bin yıl İslam’a bayraktarlık yapmış bir millet adına devrim dedikleri bir kısım faaliyetlerle oradan oraya savrulmaktadır.
Şapka devrimi kimin ne giyeceğine karar verenlerin sembol uygulamasıydı. Medeniyet serpuşu, çağdaşlık göstergesi… Kelleler alındı, başlar koparıldı… Harf devrimi bin yıl boyunca birikmiş kültür değerlerimizin bir anda berhava olmasına yol açtı. Üçyüzyıl Anadolu Selçuklu medeniyetinin ve yedi yüzyıl Osmanlı devletinin kültür varlığı olan yazma eserler yakıldı yok edildi… Ceddinin yazdığı kitapları okumaktan mahrum bırakılan nesiller, talebesinden hocasına cehaletin karanlığına itilmişler, yeni harflerle öğrenecekleri yeni bir hayata sürgün edilmişlerdi. Bu hayat, batının değerlerine sadık bir hayat olmalıydı. Çağdaşlaşmak buna bağlıydı. Kendi milletinin inancına dair her ne varsa tamamı “gericilik” etiketi ile damgalandı. Din telakkisi dimağlarda sökülüp atıldı. Ezan yasaklandı, Kur’an yasaklandı. Ordu, çıkartılan kanunlarla Allah Allah naralarıyla hücum etme geleneğinden uzaklaştırıldı. Bundan böyle İtalyan askerlerinin dediği gibi “hurra, hurra” diyerek hücum edecekti.
İktidarı alanların siyasi emellerine uygun esasların tespit edildiği merkezlerden verilen talimatlar harfiyen uygulandı. O talimatlar, batılılaşmaya uygun hükümlerdi. Herkes çağdaşlığı yaşamak, yaşadığını da ispat etmek durumunda bırakıldı.
İlkeler, ülküler, her şey, ama her şey bir şey için dizayn edildi. Batı yaşayışına uygun bir hayat için. Toplumun değer verdiği bütün mukaddes varlıklar bir bir elden çıkarıldı. Camiler ahır yapıldı. Hocalar tehlikeli adamlar statüsüne alındı. Astılar, kestiler, vurdular kırdılar, yaktılar yıktılar…
Asıl yıkım gönüllerde olandı. Kafaları değiştirdiler. Şen sıpalar peydahladılar. Vur patlasın çal oynasın modunda bir gençlik yoğurmaya çalıştılar. Onlar için vazgeçilmez olan yeni değerler ürettiler… Moda dünyasında sembolize ettikleri kıyafetlerle sunum yaptılar… Artistlerle lüks hayat pazarladılar… İçki, kumar ve fuhuş bataklığına çektikleri gönlü boş insanları avladılar…
Kendisinde gericilikten eser kalmadığını ispat sadedinde ceddine bırakın saygıyı, sövgüler düzen bir nesil yetiştirdiler.
Yetişen nesillerin ihtiyaçlarını karşılayacak pazarlar sardı şehirlerin en işlek caddelerini. Körpecik zihinlere kazınan batılılaşma ideolojisinin zehirli okları aileyi vurdu. Yuvaları yıktı.
Ne de olsa on yılda on milyon genç yaratmışlardı her yaştan…. Bununla övünüyorlardı…
Yaratmaya pek hevesli adamlar, eserlerine sahip çıkma derdine düşmüşler, mangalda kül bırakmıyorlar… Her telden çalarak çatlayacaklar, patlayacaklar…