Reklam
Reklam
Anadolu Günlük Gazetesi -

Andımız!

Andımız!

Ne uğursuz bir kelime… Ne andı? Neyin, kimin andı? Nasıl andı? Öğleden önce mi sonra mıydı. Sabah vakti miydi? Şafak sökerken mi? Manalar birden bire farklı adreslere teslim posta mektupları gibi yer değiştiriyor. “Andımız”, “yeminimiz” demek istiyorlar da… Yemin diyemeyecekleri için, (neden diyemeyecekleri ayrı bir mevzu) anırır gibi, andımız deyip çıkmışlar işin içinden.

Halkı terbiye edecekler, onlara kim olduklarını her gün hatırlatıp öğretecekler. Öğretmeye yeltenenler taifesinin baş nefret kutbu sadece ve sadece İSLAM. Kökleri karışık. Karışıklar ama ne Türk’türler, ne Kürt… Beynelmileller… Böyle olmasa, Moinz Kehen Tekinalp namlı ve ünlü Yahudi, “Türkleşmek” kitabını yazarımıydı zannediyorsunuz? Peki ya “Türkçülüğün Esasasları” kitabının yazarı kimdi? Hatırladınız mı?

Siz onu hatırlamak için hafızanızı yoklarken, “Ben: “Bir Türk dünyaya bedeldir” sözünün arkasında yatan manaları keşfe çıkayım” dersem ne dersiniz? “Türk, öğün, çalış, güven!” nakaratı ile karşılık mı verirsiniz bilemem ama… Neyi öğüneceğiz? Neye güvenecektik? Nerede çalışacaktık?

Kapkaranlık çehreleriyle tarihimizi tarumar edip ecdadımızı kirli elleriyle karaladılar… Onlara tarihleri boyunca sövdüler saydılar… Yetmedi, mukaddesatımıza saldırdılar. Değerlerimize, yapımıza, dokumuza bizi biz yapan her şeyimize hayasızca saldırdılar… Medeniyet maskesinin arkasına sığınıp mabetlerimizi çiğnediler… Bu milletin asırlardır kazandığı ne varsa onların tamamını imhaya yönelik operasyonlar yaptılar. Bizim medeniyetimizin izlerini yok edip hafızalardan kazıdılar.

Yaptıklarını saymaya kalkacak olanlar, karşılarına çıkacak acı tablo ile sarsılır yıkılır… Bir gün yanınıza çoluk çocuğunuzu alıp çıkın. Konya sokaklarında dolaşın. Alaeddin Tepesinden aşağı doğru, Arap oğlu makasına yönelin… Bira ilerledikten sonra karşınıza Sırçalı Medrese çıkacaktır. O medresenin adı bile size çok şey söyleyecektir: “Mezar Anıtları Müzesi”…

O müzede sergilenen mezar taşları size çok şey söyleyecektir. “Sıksan şüheda fışkıracak!” topraklarda yatan atalarımızın işaret taşlarıydı onlar. Onların, her biri bir yerlerden getirilmiş müzelik malzemeler… Getirildiği yerlerde yatan biçareler üzerinde bir zamanlar estirilen terörün şahitleridirler…

Türk’e “ andımız” ile Türk propagandası yaparken, bu topraklarda yaşayan diğer kavimlere mensup insanlara aşılanan kin ve nefret tohumları sonunda meyvesini vermiş, sen Türk’sen ben de Kürdüm dedirtecek raddeye getirmiş ve bu milletin çocukları birbirine kırdırılmıştır.

“Andımız”, bize yaşatılan acının, dayatılan ucubenin çarpıcı bir belgesi olarak raflardaki yerini almıştır. Ondan medet umarak siyaset yapanlar neyin ne olduğunu bilmeyen kimi kişileri kandırabilirler ama, bu topraklarda yaşayan diğerlerine ne diyecekler?

Türk adını dayatmayla kabul edilecek bir zorbalık aracı haline getirenler, aynı zamanda Türk’e de düşman olanlardan başkası değildir. O, başkalarının oyunları, bu anlamsız uygulamanın iptali ile son bulmuştur… Ve bu millet körpecik dimağlara vurulan zincirin minnacık bir halkasından kurtulmuştur… Hayırlı olsun!

YAZARIN SON YAZILARI
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.