Reklam
Reklam
Anadolu Günlük Gazetesi -

Kim?

Kim?

Suriye ve Mısır’da gerçekleştirilen katliam, aslında yeryüzünde yaşanan vahşetin küçük bir yansımasıdır. Bizler, gördüğümüz yürek yakan manzara karşısında dehşete düşüyor, çaresizlik girdabında katillere hınç besliyoruz. Öfkemiz, onları kurtarmaya yetmiyor. Yaptıklarımız, seyretmekten öte gitmiyor.

İslâm dünyası kan ağlıyor. Mazlumların yükselen feryatları arş-ı alâya yükseliyor. Zalimler, işbirlikçi hainler ile birlikte her zamanki işlerini yapıyor.

“İslâm ülkeleri” adı ile anılan yapıların tamamına yakını kendi halkına aynı zulmü yapmaya teşne yöneticiler ve diktatörlerle dolu. Birinin öbüründen farkı yok. İşte Arabistan, İşte körfez ülkeleri, işte İran.

Suriye halkının katilleri ile onları destekleyenler arasında en küçük bir fark yoktur. Mısır Müslümanlarını katleden yapının Türkiye’deki uzantıları, aynı katliamı burada gerçekleştirebilmenin şartlarına erme mücadelesi veriyor.
Hükümeti düşürüp kendi diktatörlüklerini ilan etmenin sancısını çekiyor.

Mısır ve Suriye’deki katliamları hâlâ savunma cüretini gösterebilen alçakları, etrafınızı şöyle bir temaşa edin hemen tanıyacaksınız. Gazetelerinden, televizyonlarından, yazarçizer bozuntularından, sanatçı ve siyasetçi kliğinden oluşan bu yapı her yerde aynı.

Emperyalizmin köleleridirler. Kuyrukçudurlar.

Her fırsatta Müslümanlara ve İslam’a saldırmayı marifet bilirler.

“Demokrasi” ağızlarında çiğnedikleri sakızdan ibaret. “İnsan hakları” kendilerinden başkası için geçerli değildir. “Adalet” onların lügatinde kendi adamlarına hizmet için var olan bir terimden ibaret.

Mısır’da Hüsnü Mübarek’i güya yargılayan ve aklayan adalet mensuplarının vicdanı çoktan tatile çıkmıştır.

Bütün bu gelişmeler ardı ardına yaşanırken, dünyanın zalimleri katillerle el ele, kol kola girmiştir. “Domuzlar Diktatöryası” güdümündeki ülkeler ile katliamlara destek vermiştir. Avrupa Birliği, Uluslararası örgütler, şunlar, bunlar, onlar… Hepsi, ama hepsi gerçek yüzlerini ortaya koymuşlardır.

Bizler için, olan biten hadiselerin ihtar ettiği gerçeklerle yüzleşmenin zamanı çoktan gelmiş ve geçmektedir.
Kurulu dünya düzeninin şu anki aktörleri, Müslümanların değil uyanmalarını, uyanma emaresi göstermelerini dahi istememekte ve tedbirlerini alarak kıyıma geçmektedirler. Afganistan, Irak, Keşmir, Sudan, Somali, Çeçenistan, dünyanın her yerinde, nerede bir Müslüman yaşıyorsa orada zulme devam etmektedirler.

Basın yayın vasıtalarıyla kitleler uyutulmakta, organize olmuş kâfirler, her türlü şenaati işlemektedirler.
Bunlar bilinen gerçekler. Bilmeyenler yaşayarak öğreniyorlar. Çocuklarımız, “çağdaş uygarlığın sırtlan yüzü”nü tanıyor. Fakat heyhat, düşmanı tanımak, onu durdurmaya yetmiyor. Nasıl durduracağımızı bilmiyoruz! Bilmemekle kalmıyor, kimi hallerde gerçek dostlarımızı da tanımıyoruz. Çünkü “dost” bildiklerimizi düşman, “düşman” bildiklerimizi dost diye bize pazarladılar yıllarca. Sahte kurtarıcılar ile oyaladılar, yanlış hedeflere yönelterek gerçek hedeften uzaklaştırdılar.

Hedefimiz var mıydı da uzaklaştırdılar?

Hedefi olmayanın bir istikameti de yoktur.

Her birimiz kendimize şu soruyu sormak durumundayız: Şimdiye kadar yaptıklarımız ile biz neyiz? Yapacaklarımız ile ne olmalıyız?

Hedefimiz istikametimiz nedir?

Bize, yolumuzu şaşmaz bir istikamet bilgisiyle gösteren birileri var mıdır? Varsa KİM’dir.

YAZARIN SON YAZILARI
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.