Köşe Yazıları

27.07.2015
GİRİŞ Sözlükte “kendine çekmek, yaklaştırmak” anlamındaki cezb (cezbe) kökünden türeyen “meczûb” kelimesi tasavvufta, bir daha kendine gelmemek üzere Allah’ın aniden kendine çektiği, dost edindiği ve daimi surette huzurunda bulundurduğu velileri tanımlamak için kullanılmıştır. Dinî duygu ve heyecanlara genellikle cezbe denir...
27.07.2015
Yeryüzündeki bütün insanlar, hep birlikte belli  bir istikamete doğru yol alırlarken, ömürleri de akıl almaz  bir hızla tükenip gidiyor. Fakat Müslüman olana, bu yorucu yürüyüş esnasında, Rabbi tarafından öyle bir dinlenme fırsatı veriliyor ki, onun güzelliği kelimelerle anlatılamaz. Bu fırsat...
Bu gün eskilerden birini aramak geçti içimden… Eskilerden, yıllar öncesine ait zaman gergefinin bizi getirdiği durumdan hasbihal edelim. Yırtık pabuçlu, altı yok çoraplarımızla kurduğumuz hayalleri yad edelim yeniden… Tartalım yeniyle eski arasında ki günahla sevabı. Günlerce gittiğimiz bir mesafeyi saatlere...
27.07.2015
Ellerimize boş yoğurt kapları alırdık annemle. Koşturarak meydandaki camiinin yolunu tutardık. Adımlarımız birbirine karışırdı adeta. Bir yandan acele eder,  bir yandan kendi halimize gülerdik. Yetişememe telaşımız içimizde bir korku filizini yeşertirdi hep. Bu koşturmacalar, büyük camiinin altında kurulan yemek çadırından...
22.07.2015
Mübarek Ramazan Ayı’nın idrak edilebilmesi şartlarındayız. Mutlak hakikatin kökleştiğine inandığımız “Derin Anadolu”nun yerleştiği Koç Yiğitler yatağı topraklar üzerinde… Belli bir kesimin içten ve bin yıllık düşmanın dıştan kökleşmesi için uğraştığı silah zoruyla dayatılan demokrasi hayalinin yaklaşık doksan yıllık mecrası içinde...
YALNIZLIĞIN KOKUSU Bana kendi ismimle seslenmedi  hiçbir zaman. Adımı hep Rukiye zannetti.  Bastonunun tık tık seslerinden geldiğini anlardık.  Kapıyı açıp olanca gücüyle “Urkiya” diye bağırırdı.  Çocukça bir nazla kalkardım yerimden. Annem  bir bakışıyla kalkışımı hızlandırır ben koşarak Şerife ebemin yanına...
15.06.2015
Şartların tabiatı “İti kopuğu hırsızı canisi katili bana oy vermesin!” diyen bir parti gördünüz mü? Göremezsiniz… Bir tane kim olduğu belirsiz adamın gönlünü yaparsan iktidar olabilirsin… Kimisi “Özge Can’ın Katilerine ölüm” naraları atar kimi “Kısas” gerek naraları… Ama seçim zamanı...
Zor iştir insan olmak… Hele yaratılış ekseni üzerinde yürümek, akıl ister izan ister… Oysa kendimizi hayatın olağan akışına bıraksak o kadar kolaydır ki işimiz, hey hata hey hat… Ne hikmetse insan denen varlık yaşamını önce zorlaştırmakta sonrada kolayını, doğrusunu bulmak...
15.06.2015
Bir dünya anı yüklendim heybeme. Sıkış tepiş bir otobüsün bunaltıcı kalabalığında, sindim bir köşeye. Aktı gitti dünya penceremden. Gözlerim bugün neye şahid olacak, hangi hikâyenin kıyısından geçeceğim, kimler ağlayıp kimler gülecek? Hangi anı ölümsüzleştireceğim modern çağın icatlarıyla. Kafamda bin bir...
Yoğun tempolu bir seçim daha nihayete erdi. Çıkan tablo iktidar tabanı tarafından karanlık günlerin habercisi olarak görülse de öteki semtin çocukları farklı düşünüyor. Seçimden aylar önce tartışılan koalisyon hükümetinin lehte bir başarı sağlayacağı ve halkın temsil gücünü artıracağı konuşulurken bugün...
15.06.2015
Rahmetli Erbakan babamın arkadaşıydı. İlk partisini Konya’da kurdukları zaman, karargah olarak da bizim ev seçilmişti. Önceleri onlara destek çıkanlar yüz kişiyi geçmiyordu. Toplantılara da evin salonları yetiyordu. Çocukluğumun, gençliğimin güzel mekanı, gazetelerde “yobazların, takünyelilerin bir araya toplandığı yer” olarak halka taktim ediliyordu....
14.05.2015
Onu ilk gördüğüm an, yüzündeki derin çizgiler sebebiyle hayli yaşlı ve yorgun biri izlenimine kapılmıştım. Eserlerinin adını kitaplığımızda göre göre ezberlediğim insan, evimizin salonunda bir sandalyeye oturmuş, namaz hazırlıkları yapıyordu. Babam; “Şiirlerini severek ezberlediğin Necip Fazıl Kısakürek Usta bu bey...
14.05.2015
On sekizime bastığım yıldı. Üniversite sınavlarına hazırlanıyordum. Her şeye çok çabuk sinirleniyor, içimdeki bu dinmeyen öfkeye çare bulamıyordum. Ki o yıl annemi en çok üzdüğüm yıldı şüphesiz. Sadece karnelerin alınacağı gün mutlu uyandığımı hatırlıyorum. Erkenden kalktığım ve bunun için sinirlenmediğim...
11.05.2015
Türkiye adeta seçim atmosferine girildiği andan bu yana perde gerisinde kimi mahfiller tarafından yazıldığı belli olan oyunların sahnelendiği tiyatro alanına döndü. Halkın huzuruna çıkanlar “iyi adam” rolüne uygun maskelerini birer birer giydiler. Her renge bürünebiliyor her telden çalıyorlar. Ak Parti...
11.05.2015
Vedaların soğuk duvarlarıyla çarpışan tebessümler öldü biraz evvel.  Birkaç zaman önce konuşmuştuk, ‘yeni yollar yeni hayatlar bekliyor’ demişti. Hangi yolun nereye çıkacağını bilemiyor tabi insanoğlu. Gülmüştü, gözlerinde bir yere yetişmenin telaşı vardı. Her baktığımda değişen göz rengi özgürlüğü fısıldıyordu bu...
“Üstünlük; yüceliğe ulaşma savasındadır” kuralı konunca başa, Uğrunda can verenlerde düşmez elbet kor ataşa. Çiftlik yaşamını bırakıp dönünce köyümüze, kendi hünerlerimizle ‘yan gelip yatarak’ geçirir gideriz günlerimizi, armasını yapıştırmayalım ıslak tenimize. Arma sıcak, ten soğumuşsa eğer tembellikten, hareketsizlikten, armaya, aksine...
05.05.2015
Hıdırellez; Anadolu, Balkanlar, Kırım, Irak ve Suriye’de meskûn Batı Türklerinin topluca katıldığı, kutladığı, birtakım töreleri yerine getirdiği bir bahar bayramıdır. Çok eski devirlerden kültürel bir miras olarak günümüze kadar ulaşan bu bayram, hâlen kullandığımız Gregoryen takvimine göre 6 Mayıs, eski...
28.04.2015
Asırlardır Osmanlı Devleti’nin yönetimi altında yaşayan Ermeniler, imparatorluğun her tarafına dağılmışlar, korkusuzca, asayiş içinde, mâl, cân, ırz ve nâmusları emniyet altında, mezheb açısından tamamen serbest, huzûrlu ve mesut, ekonomik açıdan ise Müslüman halktan daha rahat yaşamışlardır. Ticaret ve sanatla uğraşmışlar,...
Rachel Corrie’yi hatırlamayanınız yoktur. “Zulüm bizdense, ben bizden değilim” diyerek atmıştı kendisini buldozerin altına. Ve o an canını feda etti. Ne için? Filistinlilerin evlerini yıkmaya gelen Siyonistleri engellemek için. Peki, Müslüman mıydı? Fıtraten evet. Stockholm Sendromuna yakalanan, kolektif şuurdan bihaber...
20.03.2015
Günlük işlerimin peşinde sürüklenip, etrafıma sadece ‘bakmaya’ başladığım zamanların birindeydi, kimseyi görmeyip, duymayıp, hissiz yaşamaya alışmışken hayatın bana ‘uyan’ deme şekliydi birkaç saat sonra yaşayacaklarım. Sıradan bir günün sıradan bir saatinde herkes gibi akıp giden hayata ayak uyduruyordum. Aynı yoldan...