Böyle Geldi, Böyle Gitmemeli

Yayınlama: 15.06.2015
852
A+
A-

Yoğun tempolu bir seçim daha nihayete erdi. Çıkan tablo iktidar tabanı tarafından karanlık günlerin habercisi olarak görülse de öteki semtin çocukları farklı düşünüyor. Seçimden aylar önce tartışılan koalisyon hükümetinin lehte bir başarı sağlayacağı ve halkın temsil gücünü artıracağı konuşulurken bugün yavrusundan anasına muhalefet partilerinin hiçbiri sorumluluk almaya yanaşmıyor. Veyahut hepsinin pazarlık payını artırmak gibi düşünceleri var. İster koalisyon, ister azınlık hükümeti ya da erken seçim olsun. Toplum nezdinde beklentiler bambaşka. Ekonomik, sosyal, etnik ve dini meseleler çözülmedikçe tablo değişmeyecek. Verilen sözlerin tutulmaması halkta güven sorunu oluştururken, yansıması elbette acımasız olabiliyor. Adaleti sağlayamadığınız an bir şefkat tokadı geliyor. Öyle bir tokat ki tüm hücrelerinizde acısını hissediyorsunuz. Ama asıl konumuz bu değil tabi. Ben bunlara çok takılmıyorum. Zaten fazlasıyla konuşulup tartışılıyor. Yıllardır anlam veremediğim bir konuyu açmak istiyorum. Malum genel seçimler yapıldı. Bir şekilde milletvekilleri mazbatalarını alacaklar ve o meşhur yeminlerini edecekler. Yani rejimin, kendi halkına ve onu temsil eden vekillerine karşı septist tavrını ispat eden o metni okumak zorunda kalacaklar. Devlet ve millet arasındaki güven sorunu bu kadar aşikârken kimse riyakârlık etmesin.    

HDP’nin ezidi milletvekili Feleknas Uca’nın Türkçe bilmediği için yemini Kürtçe okuma talebi infiale neden oldu. Özellikle de milliyetçi-mukaddesatçı kesim, yeminin Türkçe yapılması yönünde uyarılar yapmaya devam ediyor. Birçok milletvekilinin – daha önceden vekillik yapmış olanlar da dahil- bu metni ezbere okuyamadığını hepimiz biliyoruz. Çünkü tüm vekiller, kendilerine dayatılan bu yeminin hafızalarında gereksiz bir yer işgal ettiğini düşünerek ezberleme gereği bile duymuyorlar. Bilmeyenler için, “Devletin varlığı ve bağımsızlığını…” diyerek başlayan “… Demokratik ve laik cumhuriyete ve Atatürk ilke ve inkılaplarına bağlı kalacağıma…” ifadeleriyle devam eden ve “… Büyük Türk Milleti önünde namusum ve şerefim üzerine ant içerim” şeklinde sonlanan bu metinden söz ediyorum. Bir cinayet düşünün. Katil ateşli bir silahla adam öldürüyor. Cinayeti tetkik eden hakim ise cinayetin gerekçesini sorgulamak yerine silahta kullanılan merminin cinsine takılıp kalıyor. Aynı bu şizoid/paranoid yemini sorgulamak yerine hangi dilde okunması gerektiğine takılanlar gibi. İnsanları ikiyüzlülüğe zorlayan bir yapı var. Ve maalesef kırılamıyor. Ama en kötüsü de insanların buna alıştırılması.

Psikolojiyle az çok ilgilenenler bilirler. Toplumsal Negatif Öğrenme Kuramı’nda bahsi geçen 5 maymun vardır. Bu maymunları bir kafese koyarlar. Ortaya da bir merdiven ve tepeye de iple muz asarlar. Her bir maymun merdivenleri çıkarak muza ulaşmak istediğinde dışarıdan üzerine soğuk su sıkarlar. Maymun aynı denemeye giriştiğinde buz gibi soğuk suyla ıslatılmış olur. Bütün maymunlar bu denemeler sonunda sırılsıklam ıslanmıştır. Bir süre sonra muzlara hareketlenen maymunlar, diğerleri tarafından engellenmeye başlanır. Suyu kapatıp maymunlardan biri dışarı alınarak yerine yeni bir maymun konur. Ve bu yeni maymunun ilk yaptığı iş, merdivene tırmanmak olur. Fakat diğer dört maymun buna izin vermez ve yeni maymunu döver. Daha sonra ıslanmış maymunlardan biri daha yeni bir maymunla değiştirilir. Ve yerine gelen, merdivene ilk yaptığı atakta dayak yer. Bu ikinci yeni maymunu en şiddetli ve istekli döven, ilk yeni maymundur. Islak maymunlardan üçüncüsü de değiştirilir. En yeni gelen maymun da ilk atağında cezalandırılır. Diğer dört maymundan yeni gelen ilk ikisinin, yeni gelen maymunu niye dövdükleri konusunda herhangi bir fikirleri yoktur. Son olarak en baştaki ıslanan maymunların dördüncüsü ve beşincisi de yenileriyle değiştirilir. Tepelerinde bir salkım muz asılı olduğu halde artık hiçbiri merdivene yaklaşmamaktadır.

İşte hal-i pürmelal budur. Toplumu özne değil de bir nesne olarak gören resmi ideoloji, hem halkına yaslanıyor, hem de güven problemi yaşıyor. Hem semavi diyor, hem put dikiyor. Üstelik bunu halkını politize ederek, birbirine düşürerek yapıyor. Bu, çelişik yapının uzun sürmeyeceği ortada. Geleceğe dair asla umutsuzluk penceresinden bakmayan ben yine aynı şeyi söylüyorum. Bu böyle geldi ama böyle gitmemeli…

REKLAM ALANI
Yazarın Son Yazıları
Bir Yorum Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.