Hayat Sana Hep Gülen Yüzüyle Baksın Çocuk

Yayınlama: 14.05.2015
833
A+
A-

On sekizime bastığım yıldı. Üniversite sınavlarına hazırlanıyordum. Her şeye çok çabuk sinirleniyor, içimdeki bu dinmeyen öfkeye çare bulamıyordum. Ki o yıl annemi en çok üzdüğüm yıldı şüphesiz.

Sadece karnelerin alınacağı gün mutlu uyandığımı hatırlıyorum. Erkenden kalktığım ve bunun için sinirlenmediğim tek gündü. Hep olduğu gibi babamla kahvaltımı yapıp çıktım. Mahallemizin çocukları da en az ben kadar mutluydular o sabah, gerçi çocuklar hep mutluydular..

Ama bir tanesi vardı ki kaldırıma oturmuş diğer çocukları izliyordu. Biliyordum ki o çocuk da okula gidiyordu ama o sabah üzerinde önlüğü yoktu.

‘Hayırdır Ali, karne kötü galiba’ dedim şakayla karışık.

‘Yok Ayşe abla ayıp ettin hepsi pekiyi’ dedi biraz da böbürlenerek.

‘O zaman niye hazırlanmadın bak arkadaşların gidiyor’ dedim. Yüzü düştü birden, yanlış bir şey mi söyledim acaba diye düşündüm. Omuz silkti, belli ki bir derdi vardı.

‘Arkadaşların seni beklemedi mi yoksa, onun için mi üzüldün? İstersen birlikte gidelim.’

‘Yok abla gitmek istemiyorum’ dedi. Ona doğru yürüdüm, yanına gittiğimde farkettim ki ayakkabısının uç kısmı yırtılmıştı. Diğer ayağıyla onu kapatmaya çalıştı görmeyeyim diye.

‘Gitmezsen karneni alamazsın ama Ali, annen sevinemez o zaman’ dedim.

‘Gitsem de alamam karnemi zaten abla’ dedi.

‘O niyeymiş’ diye sordum.

‘Okul aidatını vermeyenlere karne verilmeyecekmiş abla, müdür öyle söyledi. Boşuna okula gelmeyin dedi. Anneme söylemedim bile para istiyorlar diye, çünkü onda da yok biliyorum. Sende söyleme olur mu, hastayım okula gitmicem dedim.’

O an yer yarılsın da içine gireyim, bu güneş beni eritsin, yok olayım istedim. Dokuz yaşındaydı Ali, derslerinde de çok başarılıydı. Kim bilir ne kadar utanmış, arkadaşlarının arasında küçük düşmüştü. O annesi üzülmesin diye bu kadar uğraşırken üstelik küçük yaşına rağmen, kendimden de utanmıştım. Müdürü şikayet etmeyi aklıma koymuştum ama bu daha sonraki işti.

Ona ne söylemem gerektiğini kestiremedim. Küçücük bedenine sığdırdığı kocaman kalbi bir kez daha kırılmasın diye kelimelerimi tek tek seçtim.

‘Olur mu öyle saçma şey, hadi gel birlikte gidelim de karneni alalım, hiçbir şey olmaz merak etme’ dedim. Ama ne kadar ısrar etsem de gelmek istemediğini söyledi. Haklıydı utanmıştı, ben vereyim desem daha da utanacaktı. Daha fazla bir şey söyleyip onu incitmek istemedim. Okul çantamı evin önüne koydum, bende gitmemeye karar verdim. Bakkaldan iki dondurma aldım, akşama kadar birlikte parkta oynadık.. Ayrılırken ‘hayat hep gülen yüzüyle baksın sana’ dedim. Güldü. El salladı..

O gün Ali’ye yardım edemememin sızısını yüreğimde hala taşırım. Aklımda fikrimde tek bir şey var. Öğretmen olmak, karnelerin köşesine kurdele kondurup hepsinin sevincini paylaşmak…

REKLAM ALANI
Bir Yorum Yazın

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.