Günlük işlerimin peşinde sürüklenip, etrafıma sadece ‘bakmaya’ başladığım zamanların birindeydi, kimseyi görmeyip, duymayıp, hissiz yaşamaya alışmışken hayatın bana ‘uyan’ deme şekliydi birkaç saat sonra yaşayacaklarım. Sıradan bir günün sıradan bir saatinde herkes gibi akıp giden hayata ayak uyduruyordum. Aynı yoldan geçen binlerce insan, binlerce farklı hayat demekti, bilmiyordum. Okuyordum, içinde...