Yaklaşan seçimler vesilesiyle kendini halka kabul ettirme yarışına giren partiler, saflarına kattıkları aday listeleriyle meydanlara inecekler. ” O kapı senin bu kapı benim!” bütün yurdu dolaşacaklar. Kendilerinin ne kadar iyi olduklarını ballandıra ballandıra anlatacaklar. Tabi halka haber vermek noktasında özel görevi olan basın, kimi yerde doğruları söyleyecek, kimi yerde de “habbeyi kubbe yaparak” yalan talan ile oy avcılığına çıkacak… Sadece oy avcılığı olsa iyi, bir türlü iktidar olamayanların hakimiyetine kapı aralamak için çalmadık kapı, girmedikleri boya, yapmadıkları plan kalamayacak. Her yolu deneyecekler.
Paralel ihanet şebekesinin sinsi oyunlarında figüran rolünü temsil yarışında öne çıkanlar boy gösterecek… Vatana ve millete ihanet planlarını adım adım uygulamaya sokacaklar. Kürtler ile Türklerin birliğini baltalayacak provokasyonlar tezgahlanacak… Barışı sabote edecek her adım onların can simidi olacak… Birbirinden farklı imiş gibi duran kimi yapılar, perde gerisinde aynı mahfiller tarafından yönetilmektedir. Suratlardaki maskeler farklı , içindekiler aynı şeytan. Ve hepsi düşman!
Dost kim, düşman kim? Saflar netleşince ortaya çıkar. En tehlikelisi, senden görünerek sana ihanet edeceği anı kollayan gizli düşman. Marifet, hainleri feraset aynasında seyredecek melekelere sahip doğru kadrolarla yola revan olmakta.
“Partilerin resmi geçit töreni gibi bir merasim” olarak adlandırabileceğimiz seçim, anlatmaya çalıştığımız gibi bir atmosfere gebe görünüyor. Halkımız, kendi kaderine hükmetmeye çalışan şer odaklarının farkında. Kimin ne olduğunu bilir. Bu yüzden halka kin kusanlar onun seçtiklerine karşı düşmanlıklarının dozajını her geçen gün artırmakta. Amerika’nın kucağına oturarak kendi ülkesinin yöneticilerine saldıranlar hafızalardan çıkmayacak. Beslendikleri mahfillerden aldıkları talimatla hareket eden kuklalar her zaman tepelenecek. Türkiye’yi Mısır benzeri bir darbeyle emperyalist domuzlara peşkeş çekmeye kalkanların bütün oyunları bozulacak.
Bizler, kendi yörelerimizde beğenmediğimiz bir kısım şahsiyetlerin kimi hatalarını göz önüne getirerek Mısır ve Suriye diktatörlerini sevmekte bir beis görmeyen kimi siyasilerin tuzağına düşmemeliyiz. Resmin bütününe baktığımız zaman karşılaşacağımız manzarayı çok iyi tetkik etmeliyiz.
Milletvekili aday adaylarının seçimi esnasında takip edilecek usul noktasında sayın Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun beyanatları, “tuzlukların elekten geçmeyeceği” yönündedir. Gereken hassasiyetin gösterileceği anlamına gelen bu açıklamanın gereği noktasında çok hassas davranılacağını ümit ediyoruz.
Diğer siyasi parti kadrolarında yer alacak milletvekili adaylarının da “lider ne söylerse onu tekraralayan papağan” olmayanlardan seçilmesi temennimizdir. O kadrolar içerisinde yer alanların kritik zamanlarda millet yanında taraf olmaları temennimizdir.
Kendilerini rezil eden açıklamalarıyla geçmişi ve geleceği ortada olan kimi şahsiyetlerin halkın huzuruna çıkarak meydanlarda nutuk atmaları DEMOKRASİ’nin cilvelerinden olsa gerek! O demokrasi değirmeninde öğütülenlerden arta kalan zavallıların şimdi ne ismi var ne cismi. Yoklar. Yok olmak uğruna harcanan bunca çabaya baktıkça bu tip politikacıların aslında kendileri için değil, iplerini ellerinde tutan efendileri için çalıştıklarını daha iyi anlıyoruz. ..
Kendi halkına düşman politikacıların ağızlarını şöyle bir yoklayın, usulden usule Sisi, Esat ve benzerlerinin hayranı olduklarını göreceksiniz.
Gördüğünüz gibi…