Cumhuriyet tarihi boyunca irtica paranoyası ile yatıp kalkan “devrimbaz kodamanların” peydahladığı çapulcular sürüsünü ayrıca tanıtmaya gerek yok. Olmayan fikirleri ile meydana çıkıp bağırıp çağırıyorlar…
Kılavuzları karga olsa burunlarını soktukları nesnenin farkına varacaklar, amma kılavuzları karga değil, kuş değil.
Kendilerine yön verenler; yalan ile hedef belirlemeye çalışan provokatörler. Kimileri TKB’li, kimileri İP’çi, kimileri siyasetçi, bazıları da yağlama yıkamadan iyi anlayan sanatçı!.. Atatürkçülük maskesini de suratına geçirip, eline bir Türk bayrağı aldın mı işler tamamdır. Artık seni kimse tutamaz aslanım. Saldır, vur, kır, yak, yık, as, kes… Meydan senindir.
Bunların Suriye’de yaşanan vahşete gözleri kördür. Dünyanın başka yerlerinde meydana gelen zulümler umurlarında değildir. Milletin değerleri, onların gözünde bir hiç mesabesindedir. O yüzden ‘çağdaş’tırlar. Ulusalcı, solcu, sosyalist, devrimci ve hatta yeri ve zamanı geldiğinde Maocudurlar. Her an kimlik değiştirmekte, o şekilden bu şekle girmekte mahirdirler.
“Ordu göreve” pankartları altında yürüyenler, “çağdaş yaşamı destekleme” jargonu ile iş görenler, sözcüleri ve gözcüleriyle her an mukaddesata saldıranlar, millete “koyun” gözüyle bakanlar, “bidon kafalı” , “göbeğini kaşıyan adamlar” diyenler. Başörtüsü zulmü ile ikna odaları kuranlar hangi soydan zannediyorsunuz?
Hazırladıkları darbe planları ile sağda solda tetikte bekleyen, gerçekleşeceği ana kadar mücadeleye devam kararlılığında olanlar, “asacağız – keseceğiz” teranelerini mahkeme salonlarında hakimlerin yüzüne söylemekten tereddüt etmeyenler…
Milletvekili sıfatı ile sağda solda efelenen ve yalan ile küfrü harmanlayarak ortalığa fütursuzca savuran sözde siyasetçiler…
Yukarıda saydıklarımızın yanına dış ülkelerin iç işlerimize karışan ajanlarını da ilave edebilirsiniz.
Neler oluyor? Sorusuna verilecek cevap, aslında dünya basınında yer alan haberlerde sergilenen ortak mantığın ve hedefin detaylarında gizlidir.
Kimi organize güç/çete odaklarını sahaya sürenler, gizledikleri gerçek hedeflerine doğru ilerlemenin mücadelesini veriyorlar. Gerçek hedefleri, halkın seçtiği hükümeti ayak oyunlarıyla devirmek ve yönetime zorba yöntemlerle el koymaktır.
Kendilerine uymayan halk, bunların gözünde penguenler sürüsüdür, koyundur. Onlar koyun olarak gördükleri halka çoban olmak istiyorlar.
Meydanlarda gösteri yapan, iyi niyetli ve hatta gerçekten güzel şeyler için ayağa kalkan samimi insanlar sergilenen oyunların farkına vardıkları an hangi saflarda yer alacaklarını çok iyi bilirler.
Halkın haklarını gasp etmek ve onları acılar içerisinde kıvranırken çaresiz bir duruma düşürmek ancak halk düşmanlarının işi olabilir.
Hayatları boyunca emperyalistlerin kucağında oturup, onların Türkiye borazanlığını yapanların bundan sonra kuyrukçuluktan başka yapacakları bir şey yoktur.