Mısır’a Yardım

Yayınlama: 31.08.2013
Düzenleme: 22.04.2015 15:40
1.070
A+
A-

Mısır’a Yardım

Seçilmiş/atanmış diktatörler eliyle bugünlere kadar yönetilen Müslümanlar, kendi haklarını gasbetmekte uzmanlaşmış tiranların sultası altında yaşanamayacağı gerçeğini kavradıkları andan itibaren onların hakimiyetine karşı, şöyle ya da böyle direnişe geçmişler ve mevzi bir kısım başarılar da elde etmişlerdi.

Aslında talep edilen şeyler kurulu sistemlerin devamına zarar getirecek mahiyette talepler değildi. Meselâ, Türkiye’de başörtüsü olayı: Başörtüsünün sistemin işleyişine ne zararı olabilirdi ki? Ona bile tahammül edemeyenler, buna müsaade etmemekte bile sonuna kadar direndiler hala direniyorlar. Niçin?

İçinde Müslümanların yaşadığı bütün devletçiklerde yönetenler, halka inançlarının gerektirdiği vazifeleri yapmayı yasakladılar. Müslümanları ve inançlarını öcü olarak gördüler, gösterdiler.

Her türlü vasıtayla durmaksızın saldırdılar. Televizyon, basın, askeri ve bürokratik mekanizmalar ellerindeydi. Sistemli bir taarruz harekatı ile yeryüzünden Müslümanların dolayısıyla İslam’ın izlerini silmeye çalıştılar.
Başaramadıkları hallerde kudurdular… Kudurdular da kudurdular. Yönetimleri altına aldıkları halka lütfedip! sundukları diktatörlük ile devam edemeyeceklerini anlayınca “size demokrasi verelim, En iyisi odur.” yalanına başvurdular. Kitleleri demokrasi yalanı ile uyutmaya başladılar.

Uyuttukları kitlelerin demokratik seçimlerle başa gelen liderlerini uzun süre iktidarda tutmamak için ellerinden geleni yaptılar. Elini kolunu bağlayıp, “buyur istediğini yap” diyerek iktidarda yıpratarak halkın gözünden düşürmeye çalıştılar.

Halkın gözünden düşürebilirlerse, “Bakın işte sizin lider diye arkasından gittiğiniz şahsiyetler bir iş bilmeyen beceriksizler!” diyeceklerdi. Böylece kendi kurdukları sistem devam edip gidecekti.

Ama, bir şeyler ters gitmeye başladı. Silaha başvurdular. Mursi’yi devirdiler. Halkına silah çeken satılmış ordunun kukla generalleri idareye el koymuştu. Adına “demokrasi” dedikleri sisteme entegre edilmeye çalışılan Müslümanlar yıllarca, “çağdaş yaşam”, “batı medeniyeti”, “insan hakları” masallarıyla avutulmuş, ama bir türlü yola getirilememişti.

Onların yola getiremediği halkı ordu ile terbiye edeceklerdi artık.
Ordu namlularını kendi halkına çevirmiş katliam yapıyordu.

Terör devleti İsrail’in katilleriyle bunlar arasında bir fark olmadığı anlaşıldı. Ha Gazze’yi bombalayan İsrail ordusu, ha Müslümanları meydanlarda biçen Mısır ordusu… Veya Suriye Ordusu. Aralarında bir fark var mı? Yok. Niçin?
Müslümanlar, bu kafirlerden ne istiyor? Kendilerinin “iyi” dedikleri demokrasiyi? Onlar, “iyi” dedikleri demokrasiyi bile Müslüman halklara çok görüyorlar. “Alın size demokrasi” dercesine, kan ve zulüm kusuyorlar.

İşin aslı, bu katiller sürüsünün her yerde aynı tezgahtan geçmiş bir şekilde emperyalizme uşaklıkta birbirleriyle yarışmasında yatıyor. Onlar, bu halkın çocukları değiller. Onlar, Topyekün Müslümanları imha hareketinin uygulayıcıları. Uşaklar…

Mısır Müslümanlarının katliamı karşısında ellerini ovuşturarak aynı şeyi Türkiye’de gerçekleştirmeyi uman alçakları iyi tanımak ve onları teşhis etmek Mısır Müslümanları için yapılacak yardımların en güzeli olacaktır.
Peki, “Mısır katliamının Türkiye’deki öncüleri kimlerdir?” sorusunun cevabı nedir?
Onlar kendilerini çoktan ilan ettiler…

Yoksa sizin haberiniz yok mu?

REKLAM ALANI
Yazarın Son Yazıları
Bir Yorum Yazın

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.