Guantanamo’da olanları gözlerinizin önüne getirin bir an! Dünyanın her tarafından terörist etiketi ile damgalanan Müslümanlar, turuncu elbiseler içerisinde elleri ayakları zincirlenmiş bir vaziyette ve başlarına çuval geçirilmiş olarak teşhir edilmişti. Amerika’nın Küba yakınlarındaki askeri üssünde yaşananları aklımızda tutmaya devam ederken, Ebu Gureyp Cezaevindeki işkence sahnelerini hatırlayalım. Amerikan askerlerinin yaptığı işkencelerle insanlığın hafızasına kazıdığı görüntüler… IŞİD militanlarının sahneledikleriyle örtüşüyor değil mi?
Şimdi de Burma Myanmar’da diri diri yakılarak öldürülen Müslümanları düşünelim!..
Gördüğümüz vahşet, insanlık tarihi itibarıyla misilsiz boyutlarda ve bu zulüm oradaki Müslümanlara tatbik ediliyor.
Bizler ise ne yapacağını bilmeyen çaresiz insanlar gibi çırpınıp duruyoruz.
Neden?
Çünkü elimizden bir şey gelmiyor da ondan!..
İşte burası meselenin en can alıcı yeridir.
İşin hakikati, savaş her yerde kesintisiz devam ediyor. Ama bizler farkında olmadan adına “çaresizlik” denen alanlara düşmanlarımız tarafından hapsediliyoruz.
Kendi etrafımızda onlar tarafından örülen duvar bir müddet sonra içinden çıkamayacağımız bir hapishaneye dönüşüyor. Ve bu hapishanede esir olan bizler düşmanlarımızın sergiledikleri oyun neticesi mahkum oluyoruz!..
Başta söylemiştik savaş her yerde kesintisiz devam ediyor…
Savaş devam ediyorsa bunun tarafları olmalı değil mi?
Savaşanların kendilerini nihai noktada zafere ulaştıracak bir stratejileri olmalı.
Bize savaş açan haçlı sürüleri ABD öncülüğünde planlanmış bir stratejinin gereğini yapıyor ve her koldan bütün yönleriyle saldırıyor…
Hedef TÜRKİYE…
Hedefin neden Türkiye olduğunu anlamak için fazla derinlere dalıp oradan buradan delil aramaya gerek yok…
Bütün denemelerde sonra son çare olarak başvurdukları 15 Temmuz saldırısına bakmak kâfi… Darbe halkın destansı direnişi ile başarısızlıkla sonuçlanınca nasıl sus/pus oldular!.. Tabir caizse “dut yemiş bülbül”e döndüler. Ama hala üzerlerindeki şoku atlatmış değiller… Senelerdir devam eden Suriye savaşının süresinin uzamasının nedeni Türkiye yönetimini ele geçiremediklerindendir. Körfez savaşı esnasında, Felluce’de, Amerika’nın canına ot tıkayanların yazdığı destan hala kayıtlara girmedi. O yüzden ABD kendini İran ve PKK’ye yasladı. Direnen İslam’ın kalelerini fethetmek için onların aradaki bağlantılarını yok etmek gerek. Müslümanlar ve İslam ancak böyle bir yöntem ile imha edilebilir. Orada burada her yerde İslam âleminin ayağa kalkmasını ve direnmesini sağlayacak merkezi gücün adresi Türkiye…
Yiğidin düştüğü yerden kalkması kâfir soyunun sonunun gelmesi demek…
Bu gerçek kavrandıkça kimin hangi safta yer aldığı daha da iyi anlaşılacak…
Myanmar’da akan bizim bünyemizin kanıdır!..
Guantanamo’da esir edilen biziz!..
Ebu Gueyp Cezaevinde işkence gören, Halep’te vurulan biziz!…
Biz ki iki milyarlık İslam âlemine baş olmuşuz. Bütün olanlar, o başı gövdeden koparıp bir kenara atma, hatta yok etme mücadelesidir.
O yüzden Myanmar’da, Suriye’de, Irak’ta, Afganistan’da, Filistin’de, Mısır’da… Bütün dünyada olanlara/yapılanlara karşı bir savaş veriyorsak Türkiye mevziisini tahkim ederek düşman hedeflerine yönelmeliyiz.
Devam eden savaşın dışında değil içindeyiz. İçinde yer aldığımız savaşın kurbanı olmak istemiyorsak hedefleri doğru tayin edip düşmanın asıl niyetini bertaraf edecek doğru tedbirler almalıyız.
Ve asıl önemlisi kendi cephemizi düşmanlardan arındırmalıyız. “Kale içten fethedilir” derler ya hani… İç düşman dış düşmandan daha tehlikelidir.