Mücadele

Yayınlama: 29.08.2017
Düzenleme: 29.08.2017 21:27
369
A+
A-

Bugün ülkemizin karşında değişik cephelerden farklı ve birbirinden ayrı imiş gibi görünen ancak hepsi tek merkezden idare edlilen ve bizimle savaşan tek bir güç var: AMERİKA..
Perde gerisinden yönettiği ülkelerle ve terör örgütleriyle birlikte -SANA/BANA/ONA/BUNA/HERKESE- ve tabi ki böylece bütün insanlığa MEYDAN OKUYOR…
2. Dünya Savaşından sonra ABD ile birlikte hareket etmeyi ülke politikası haline getiren Türkiye, SSCB’nin, dolayısıyla kominizmin, demirperdenin(!) ağına düşmemek için “hür dünyanın(!) kucağına oturtulmuştur…
Hür dünya masalları ile avutulan ülkeler Amerikan güdümü altında iş gören Nato şemsiyesi altında toplanmış, biz bu örgüte katılabilmek için ise Mehmetçiklerin kanını ve canını Kore savaşında feda etmişiz… Ödenen bu bedelin karşılığı olarak 1952’de NATO’ya üye olmuşuz…
Ondan sonra Amerika çıkarlarına uygun politikalarla iş görme anlayışı zihinlere kazınmış, aykırı hareket edenlerin karşılaşacağı acı son tekrarlanan askeri darbelerle halka ilan edilmiştir. Ve ağır aksak, kör topal bu günlere kadar gelinmiştir.
Şimdi ülkeyi yönetenlerden kendi istediklerini alamayan ABD ve şürekası her taraftan meydan okumaktadır.
Bu meydan okumayı bertaraf edecek fikri donanım YOK!…
Ülke içinden ve dışından yapılan saldırılar özelde Türkiye ile bir hesaplaşma gibi görünse de genelde İslam milletinin istikbaline ve istiklaline yöneliktir…
Türkiye elinden geldiğince bunlarla mücadele ediyor. Ancak netice alacak hamlelerin gerçekleşebilmesi için yapılması gereken ilk şey en sona bırakılıyor… “Hele bir yenelim hallederiz!” Mantığı hakim.
Aslında bu düşünce bile yok denecek kadar az. Senin ülke olarak onların tetikçilerine sıktığın kurşundan daha etkili bir silahın olmalı…
FİKİR SİLAHI!… İŞTE O YOK!… Niyesi ayrı bir dert. En hızlı sözde vatansever gruplar bile birbirleri ile didişmeyi mücadelenin gereken şartı zannediyor.
Biri diğerine “kötü” der ve bunu avazının çıktığı kadarıyla yüksek perdeden söylerse, değerinin anlaşılacağı vehmine kaptırmış kendini gidiyor…
Basit bir misal, Türkiye yıllardır PKK ile mücadele ediyor ya… Mücadele ettiği mevzunun hakimi değil de adeta mahkumu…
Zamanında “Bir Türk dünyaya bedeldir” repligi ile beslenen terör örgütü PKK, mücadelesini verdiğini iddia ettiği Kürtlerin de kanına girmiş canına ot tıkamıştır… Şimdi aynı örgütün Suriye kolu Amerika tarafından silahlandırılmaktadır. AMA… Devleti yönetenler Cumhuriyet tarihi boyunca Kürt meselesinin çözümüne dair bir politika geliştirememiştir. Esasen İBDA’dan başka bu meselenin çözümüne dair doğru dürüst bir fikir beyan eden başka bir hareket de yoktur… (Salih Mirzabeyoğlu’nun “Bütün yönleri ile Kürt Meselesi” okunmalı) PKK içinde mücadele edenlerden bir kısım insanlar, sonradan bu örgütün KürTürk kanı içmekte pek mahir yapısını deşifre eden eserler yayınlamışlardır… Bugün için PKK’nın iç yüzünü ortaya koyan eserlere ulaşmak mümkün değildir…
Binbir zorluklarla basılanlar piyasadan görünmez bir kısım eller tarafından çekilmektedir… Daha da vahimi yabancı yayınevleri bu kitapların telif haklarını satın alarak kitlelere ulaşmasını engellemektedir…
Bu meyanda aklımıza geliveren kitaplar şunlardır: Selim Çürükkaya’nın APONUN AYETLERİ, Dara Botan’ın TANRILARIN YARATAMADIĞI CEHENNEM BEKA,… Necdet Buldan’ın PKK’DA KADIN OLMAK gibi eserleri…
Sayın Şükrü Gülmüş’ün yazıları ve kimi eserleri… İbrahim Güçlü, Orhan Miroğlu, Şemdin Sakık ve diğerleri yaşadıkları hadiselerden hareketle bir kısım gerçekleri ifşa ediyorlar ama dinleyen kim?

REKLAM ALANI
Bir Yorum Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.