Hayat ve Eğitim - Anadolu Günlük - Anadolu Günlük
Reklam
Reklam
Anadolu Günlük Gazetesi -
$ DOLAR → Alış: 6,12 / Satış: 6,15
€ EURO → Alış: 6,82 / Satış: 6,85

Hayat ve Eğitim

Mustafa Kumru
Mustafa Kumru
  • 28.10.2017

Çocuklarımızı niçin eğitmeliyiz?

Bu sorunun cevabı eğitimimizin başlama noktasının ve bu başlama noktasına nisbetle kurduğumuz dünya görüşünün ne olduğunu hakkındadır.

Çocuklarımızı nasıl eğitmeliyiz?

Bu sorunun cevabı ise kendisine nisbet edeceğimiz dünya görüşüne göre eğitim metodumuz hakkındadır.

Tüm eğitim sistemleri hayatın yorumundan ibarettir.

Batı eğitim sistemlerinin başlama noktası birbirine zıt iki temel görüşe dayanır. Her iki temel görüş “hayat”ı başlangıç noktası yapar.

Birincinci görüş; “eğitim hayata hazırlıktır.” başlangıcına dayanır. Bu görüşe göre “iyi, güzel, doğru” heryerde aynıdır. Çocuk bu değerlere uymak zorundadır. Çocuk zihnen geliştirilerek hayata hazırlanır.

İkinci görüş; “eğitim hayatı yaşamaktır” başlangıcına dayanır. Çocuğun doğası kadim kitapların öğretilerinden daha önemlidir. Çocuk yaparak öğrenir.

Birinci görüş idealizme, ruhçuluğa kapı aralarken, ikici görüş maddeciliğe kapı aralamıştır.

Birinci görüşte çocuğun iradesi ötelenirken ikinci görüşte bilgi ötelenmiştir.

Türkiye bunlardan hangisiyle eğitim sistemini kurmuştur diye sorulursa bunun cevabı ne o ne de öbürü olur. Türkiye doğulu iken batılılaşmaya çalışması ancak bunu başaramaması, başaramadığı gibi doğu özelliğini de kaybetmesi onu “arada” kalan bir ülke yapmıştır. Eğitimi de bu yüzden birbirine zıt bu iki fikrin arasındadır. Kendisine ait bir dünya görüşü yoktur; ceza hukuku şurdan, medeni hukuku ordan eğitimi ordan burdandır.

Kız-erkek karışık demek olan “karma eğitim” batılının kendi dünya görüşüne göre icat ettiğidir. Batılı “yüzyılın en büyük yanlışı” olduğunu itiraf ettikten sonra hızla kız-erkek ayrı okullar açmaya başlarken bizde bu yanlışın kanunla korunması ağlanacak halimizi gösterir.

Felsefe, eğitimde en zirve noktasına Platon’la (eğitim hayata hazırlıktır) ulaşmıştır. İdealist bir düşünür olarak hayatı “göklerden gelen bir haber” olarak işaret etmesi aklın ulaşabileceği son noktadır. Bu fikrin karşısında olan maddecilerin zirve noktası ise J.J.Rousseaun (eğitim hayatı yaşamaktır) fikirleridir ki, birinci fikre aksülamel olarak doğmuştur. Bugün “derinlik felsefesi” ile başlangıca (Platon ve Aristo felsefesine) dönülmeye çalışılmaktadır.

Felsefenin başlangıcında “bütün” işaretlenmişse de bütün “bulanık” tır.

Yaşadığı zamanın Peygamberinden veya o peygambere bağlı olan alimlerinden aldığı vahyin, sözlerinden haberdar ancak özünden habersiz olan Platon; aklın ulaşabileceği son noktada “hayat” esasına bağlı eğitim yorumuyla batı dünyasını bugün dahi etkilemektedir.

Vahiy olmadan “hayat” yorumu ancak bu kadar olabilir ve hayatın birbirini tamamlayan iki zıddından birine tabi olmak zorunda kalınılır.

Teori ve pratik birbirine zıt fikirler olarak birinden biri tercih edilmesi gereken değil; her ikisinin de muvazene (denge) içinde olması gerekendir.

“İslâm zıt kutuplar arası muvazenenin en üstün nizamıdır.” Teori ve pratiğin muvazenesi ancak İslâm’a ait bir dünya görüşüyle dengelenebilir.

İcat edilmiş olanı yeniden icat etmeye çalışmaya gerek yoktur. İslâm’ın dünya görüşü Üstad Necip Fazıl’ın “İdeolocya Örgüsü” ve Mütefekkir Salih Mirzabeyoğlu’nun “Başyücelik Devleti” eserleriyle ortaya konmuştur.

Dünya görüşü her müessesenin kendiyle düzenleneceği, içinde fikri, bu fikre uygun hareketi ve hareket fikri olandır. İlim, amel ve amelin ilme uygun nasıl yapılacağı diye özetlenebilir.

Eğitime nereden başlayacağız diye sorup sonrada batılının iki zıt fikrinden biriyle başlamanın müslüman için bir fikrinin olmadığının ilanıdır. Hele bu ikisini biraz ondan biraz bundan karıştırmak cahillikten ötedir.

Hiç ölmeyecekmiş gibi dünyaya (toprağa, maddeye, çocuğun kabiliyet ve doğallığı, vücut bilgisi, pratik) ve yarın ölecekmiş gibi ahirete (ideal, ruh, ahlak, ilim) çalışmanın dengelendiği bir “hayat” yorumu olan dünya görüşü ve bu dünya görüşünün ortaya koyduğu eğitim her müslümanın istediği olmak zorunda değil mi? Bunun niçininin ve nasılını arıyorsan işte şu:

Mütefekkir Salih Mirzabeyoğlu: “İdeali aramayla toprağa bağlanma arasındaki bir berzahta kıvranan insanoğlunun “oluş” ıstırabını, İslâm’ın hakikatine nisbetle heykelleştiren adam!.. Beş asırlık tarih dilimimizle birlikte, içinde yaşadığımız çağın nabzını yakalayan adam!.. Necip Fazıl budur… Eşya ve hâdiseler karşısında ruhun “nasıl” tavrını İslâm’ın hakikatine göre gösteren, bunun diyalektik ve estetiğini mutlak “üst dil-üst mânâ”ya nisbetle gösteren adam…”

 

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.