Düşünce Ve Kabiliyetlerin Katili Karma Eğitime Hayır - Anadolu Günlük - Anadolu Günlük
Reklam
Reklam
Anadolu Günlük Gazetesi -

Düşünce Ve Kabiliyetlerin Katili Karma Eğitime Hayır

Mustafa Kumru
Mustafa Kumru
  • 31.05.2014

Düşünce Ve Kabiliyetlerin Katili Karma Eğitime Hayır

Ahbes-i Lâinin; “kanla kurduğumuz cumhuriyeti gerekirse kanla devam ettireceğiz” sözü aynen meydana geldi. Gerektiğinde kan dökmekten çekinmediler.

Kan dökmenin yeterli olmadığını çok iyi biliyorlardı. Allah’ın kelimesi yüce olsun diye üç kıtada at süren Anadolu insanını dinlerinden uzaklaştırmaları gerekiyorlardı. Bunu sinsi bir planla halkı uyandırmadan yapmaları lazımdı. Öyle yaptılar. İslam alfabesini kaldırdılar yerine latin alfabesini koydular. Biliyorlardı ki bir milletin dilini değiştirirsen her şeyini değiştirirsin. Harfini-dilini değiştirdiğin bir milletin geçmişten bağını koparmanın süreci eğitim zamanında 25 yıldır.

Cumhuriyetin kuruluşu esnasında yeni doğan çocuk nesil, rejimin harf ve diliyle istedikleri gibi eğitimle yoğrulabilirdi. Bu 25 yıllık eğitim sürecinde, İslâm’dan bağı kopmamış müslümanların itirazlarını susturacak silahlı kuvvetler gerektiğinde kan dökmek için hazırdı.

Bu eğitilecek yeni nesilden beklenen; rejime bağlı, düşünme ve sorgulama melekesi olmayan, kabiliyetlerini kaybetmiş uyumlu vatandaş tipiydi.

Böyle bir vatandaş yetiştirmenin de en uygun yolunu buldular; karma eğitim modeli.

Karma eğitim modeli, kız ve erkeğin kabiliyetine ve düşünme melekesine yapılacak en kuvvetli darbeydi. Bu eğitim modelinde çocuk ne kadar gayret ederse etsin sıradan olmaktan kurtulamazdı.

Karma eğitim kız ve erkek öğrencilerin karışık yapıldığı bir eğitim tarzı. Avrupa’da Hristiyanlığın protestan mezhebince erkek çocuklarının yanısıra kız çocukları da İncil’i öğrensinler gayesiyle başlattıkları bir uygulama.

Cumhuriyetin ilanından sonra 1924 yılında ilkokullarda, 1927 yılında ortaöğretimde ve 1934 yılında da liselerde uygulanmaya başlanmıştır.

“Okullarda kız ve erkek karma eğitim yapılması esastır” denilerek 1739 sayılı M.E. Temel kanununda yerini almıştır.

Kız erkek karışık karma eğitim ile tek cinsiyetli eğitim, karşılaştırılmalı olarak bir çok ülkede inceden inceye araştırılmıştır. İşte o araştırmaların sonuçlarından birkaçı:

“2002 yılında Ulusal Eğitim Araştırmaları Kurumu, okul büyüklüğü ve okul tipi (ayrık veya karma) nin akademik performansa etkisini araştırmakla görevlendirildi ve İngilterede 2954 liseyi inceledi. İngiltere de pek çok tek cinsiyetli okul bulunmaktadır. Kurumun yayınladığı rapora göre öğrencilerin akademik kabiliyetleri ve diğer arkaplan faktörleri göz önüne alındığında bile, hem kızların hem de erkeklerin tek cinsiyetli okullarda kayda değer bir şekilde daha başarılı oldukları gözlemlendi.

Avustralya Eğitim Araştırma Konseyi (ACER) , altı yıllık çalışmasında 270,000’in üzerinde öğrencinin performansını araştırmış ve tek cinsiyetli okullardaki erkek ve kız öğrencilerin karma okullardaki erkek ve kız öğrencilerden ortalama yüzde 15 ile 22 puan daha yüksek derece aldıklarını ortaya çıkarmıştır. Rapor, tek cinsiyetli sınıfların, 12 ile 16 yaşları arasındaki erkek ve kız öğrencilerin kavramsal, sosyal gelişimlerindeki büyüme hızlarında büyük farklılıklar ile ortaya konulan ihtiyaçların yerine getirilmesinde daha iyi performans sergiledikleri tespit edilmiştir.

“İngiltere’deki Manchester Üniversitesi’ndeki araştırmacılar, beş kamu okulundaki öğrencileri tek cinsiyetli ya da karma sınıflara dağıtarak, tek cinsiyet yaklaşımını test etmişlerdir. Karma derslere gönderilmiş erkek öğrencilerin yüzde otuz üçü ile karşılaştırıldığında, tek cinsiyetli derslere gönderilmiş erkek öğrencilerin yüzde altmış sekizinin, standartlaştırılmış dil becerileri testini geçtikleri görülmüştür. Kız öğrenciler açısından, karma derslere gönderilmiş kız öğrencilerin yüzde kırk sekizi ile karşılaştırıldığında, tek cinsiyetli derslere gönderilmiş olanların yüzden seksen dokuzu sınavı geçmiştir.”

Beyin yapısının ve fonksiyonlarının cinsiyete bağlı değişiklikler gösterdiği, son yıllarda yoğun araştırmalara konu olmuştur. Beynin yapısındaki bu farklılıklar kadın-erkek davranışlarında önemli farklılıkları meydana getirmektedir. Ancak bu farklılıklardan dolayı cinsiyetlerin birbirlerinden daha iyi ya da daha kötü olduğunu söylemek doğru değildir, sadece her iki cins birbirinden farklıdır.

Yapılan fizyolojik araştırmalarda kadınlardaki beyin kan akımının, erkeklerden daha fazla olduğu tespit edilmiştir.

Beyinde cinsiyete dayalı farklılıklar sadece fizyolojik olmayıp, hormonal düzeyde de farklılıklar söz konusudur. Aynı yaş grubunda 124 kadın ve 176 erkekten elde edilen beyin omurilik sıvısında, seratonin yıkım ürünü olan 5-hidroksi indolasetik asit miktarları ölçülmüş ve kadınların beyin omurilik sıvısındaki miktarının erkeklerin beyninden önemli oranda yüksek olduğu tespit edilmiştir.

Yukarıda anlatılan yapısal farklılıklar beraberinde işlevsel farklılıkları da getirmektedir. Bu durum “yaşam boyu” bir “farklılık” olarak devam etmektir. Yaşları iki aylıktan 16 yaşa kadar değişen 224’ ü kız 284’ü erkek 508 normal çocuğun beyin aktivitelerinin incelendiği çalışmada beynin olgunlaşmasında çarpıcı ve istikrarlı farklılıkların olduğu, aynı zamanda erkek ve kız beyinlerinin farklı bir şekilde geliştiği görülmüştür. Bu araştırmada, kızlarda dil öğrenme ve küçük kas becerilerinin erkeklere göre 6 yıl daha önce geliştiği, erkeklerin beyninin ise hedef belirleme ve boyutsal hafıza açısından kızlara göre 4 yıl daha önce geliştiği görülmüştür. Ayrıca, kız ve erkeklerde beyin gelişimlerinin lisan öğrenimi, boyutsal hafıza, motor koordinasyonu ve insanlarla anlaşma açısından farklı sıra, zaman ve hızda geliştiğini görülmüştür. 17 yaşındaki bir erkek çocuğunun beyni, 13 yaşındaki bir kızın beynine benzemektedir. Erkek beyninin gelişimi, yaklaşık olarak 30 yaşına kadar, kadınınkine yetişemez.

Yapısal ve işlevsel farklar, “algı farkını” da ortaya çıkarır. İnsanlar konuşurken kelimeler, ses tonu, yüz ifadesi ve beden dili ile duygularını ifade ederler. Buna emosyonel prosodi denir. Aynı cümleyi söyleyen iki kişi farklı algılanabilir. Erkekler söylenen şeyin anlamını prosodiden bağımsız olarak kavrarlar, kadınlar ise konuşma sırasında kelimeler ve cümlelerden çok sözel olmayan işaretlerin farkına varırlar. Wellesley Kolejinden araştırmacılar, yüz ifadelerini, 3 yaşındaki kız çocuklarının, 5 yaşındaki erkek çocuklarından daha iyi yorumlayıp anlamlandırdıklarını gözlemlemiştir

Ayrıca kadınlar erkeklere kıyasla daha fazla sol beyin baskın olma eğilimindedirler. Erkekler ise daha fazla sağ-beyin baskın olma eğilimindedirler. Bu durum kadınların iletişim ve küçük kas becerilerinde daha üstün olmalarına imkân verirken, erkeklerin kavramsal görevlerde üstün olmalarına imkân verir.

Her iki cinsin duyguları işlemelerinde de fark vardır. Kadınlarda duyguların hatırlanması daha iyidir ve ortalama olarak kadınların algılama hızı, renkleri ve renk farklılıklarını algılamaları da erkeklerinkinden güçlüdür. Erkekler, duyguyu beynin her iki lobunda değil ya sol ya da sağ yarısında ele alırlar. Fakat kadın beyinleri, daha çift yönlü bir yaklaşım kullanır. Erkeklerde negatif duyguları içeren beyin aktiviteleri, serebral korteks ile birkaç doğrudan bağlantı yaratan beynin kökündeki amilgdalayi çalıştırır. Ancak genç kızlarda hem duygu işlemede hem de dil için beynin aynı bölümünü yani serebral korteksi kullanılır.

Erkek ve kadın beyinlerinin nasıl çalıştığına dair bir diğer farklılık, yön bulma alanı içindedir. Erkeklerin çevreyi fark etme yerine hedefin yönünü ve uzak mesafeleri görebilme yeterliliği kadınlardan yüksektir. Saucier ve arkadaşları, erkeklerin kuzey, güney gibi ana yönleri veya “mil” gibi kesin mesafeleri kullanmalarının kadınlara göre daha yüksek düzeyde olduğunu bulmuştur. Diğer taraftan kadınların, “görülebilen, duyulabilen veya kokabilen” yer işaretlerini kullanmaları daha muhtemeldir. Bu farklılıklar aynı görevi tamamlamak için erkekler ve bayanlar tarafından beynin farklı bölümlerinin kullanımına işaret etmektedir; erkekler yön bulmak için hipotalamusu kullanırken; kadınlar yön bulmak için, serebral korteksi kullanırlar.”

Tek cinsiyetli eğitimin karma eğitimden son derece verimli olduğu ilmi bir vakıa iken, karma eğitimi dayatmanın ideolojik bir dayatma olduğu apaçık ortada.

Bu ideolojik dayatmayla yapılan karma eğitimin; düşünmesini bilmeyen, kabiliyetleri köreltilmiş sıradan insanlar ortaya çıkaracağını bilmiyorlar mıydı? Çok iyi biliyorlardı ve zaten istedikleri de buydu. Karma eğitim sayesinde rejime uyumlu; düşünmez, yargılamaz vatandaş yetiştirdikleri gibi İslam’ın hassasiyetlerini de bu sayede yok ettiler.

Şimdi gelinen son noktada, Milli Eğitim Bakanının kız okullarının açılması çalışmasını uygulamaya koymak için çalışmaya başladığını haberlerden duyuyoruz. Bu sevindirici olmakla beraber oldukça yetersiz cılız bir istektir. Karma eğitimden en fazla etkilenenler, araştırmalara göre erkeklerdir. Sadece kızları değil erkekleri de bu düşünme ve kabiliyetleri yok edici karma eğitim belasından kurtarmak gerekir.

Erkek öğrenciler için açılacak okullara örnek olması açısından daha önceki makalemizde belirttiğimizi tekrar hatırlatalım: Mesela bu okullardan biri İngiltere’deki Eton kolejidir. Prof. Dr. Ekrem Buğra Ekinci bu okulları şöyle anlatıyor; “Eton Koleji, Berkshire‘da Thames Nehri üzerinde Windsor şatosuna yakın Eton kasabasındaki tarihî binalarda tedrisat yapan yatılı bir erkek mektebidir ve buraya dişi sinek bile giremez. Zaten İngiltere’de kız veya oğlan mektepleri yaygındır; karışık mektepler azdır. Yetkililer karışık mekteplerin hem masraflı olduğunu (çift tuvalet, çift havuz, çift soyunma odası gibi), hem de bu yaşta talebelerin bir arada okumasının psikolojik mahzurları bulunduğunu söylemektedir. Etonlılar 25 evde kalır. Ancak hafta sonları ve bayramlarda evlerine gidebilir. Mektep idaresi, bu sıkı disiplin içinde bile çocuklara bir yetişkin muamelesi yapar. Onları bir kalıba sokmaya çalışmaz, hepsinin karakterine hürmet gösterir. Ferde değer vermek İngiltere’nin karakteristik hususiyetidir.

Eton’da sıkı bir disiplin tatbik olunur. Çok ciddi bir tahsil yanında, emsalsiz bir terbiye de verilir. Antik Çağ tarihinden Lâtince’ye kadar muhtelif dersler alınır. İsteyen talebelere askerlik talimi bile yaptırılır. Çeşitli spor takımları vardır. Ama burada kazanmak veya iyi oynamak değil, sadece müsabakaya katılmak mühimdir. 16 yaşına gelen talebe kendisine iki sene için bir vasi seçer. Bu vasi, çocuğu kabiliyetine göre bir mesleğe yönlendirir. Mezunların üçte biri Oxford ve Cambridge gibi köklü üniversiteler gider. Böylece çocuklar geleceğin İngiltere’sini yönetmek üzere yetiştirilir.
Eton’dan William Pitt, Grenville, Waterloo kahramanı Wellington Dükü, Gladstone, Balfour, Harold Macmillan, Anthony Eden gibi 18 başbakan çıkmıştır. Çok sayıda ilim adamı, şair, yazar, müzisyen, profesyonel sporcu, aktör, diplomat, subay, politikacı yetiştirmiştir. Henry Fielding, Ian Fleming, Aldoux Huxley, George Orwell gibi romancı, Thomas Grey, Shelley gibi şair, Keynes gibi iktisatçılar vardır. İngiltere, Tayland, Nepal, Hindistan, Kuveyt hanedanlarından prens ve krallar Eton’da okumuştur. Genç prensler William ve Harry de Eton’dan mezundur.”

Milli Eğitim Bakanı valiliklere gönderdiğini duyduğumuz genelgede kız çocuklarının ayrı okuyabileceği okulların tespiti isteği, ilmi araştırmaların ayrı cins okulları desteklemesi Müslüman çoğunluğun ayrı okulları istemesine terstir. Milli Eğitim her yönden haklı olduğu konuda sanki suç işliyormuş gibi bir pozisyonda, savunma psikolojisiyle hareket ediyor. Bakanlık valiliklere karma okullarda okumak isteyenler için okul araştırması yapmalıydı. Çünkü bu okulları isteyenlerin ilmi Hiçbir gerekçeleri yoktur. Seslerini kısmaları gerekenler onlardır.

Milli Eğitim Bakanlığı sosyal ve psikoloji bilimlerinin verilerinden faydalanmalı ve bu işin uzmanlarından istatistik raporları istemelidir. Çocuklarımızın karma okul belasıyla düşünme kabiliyetlerinden yoksun, kabiliyetleri köreltilmiş bir şekilde yetiştirilmelerine kimsenin hakkı yoktur. Bu ideolojik karma okul belasından tez zamanda kurtulmak gereklidir.

Karma okullar tamamen kaldırılmalı demiyorum şu anda. Tek cinsiyetli eğitime karşı olan ve cazgırca bağıranların listesini çıkarıp onlara yetecek kadar karma okul ayrılmalı ve bu okullarda okumaları mecbur tutulmalıdır ki, böylece bu ideolojik varlıkların çocukları kabiliyetsiz ve düşünme melekelerinden yoksun yetişsinler. Böylece onlardan, onların isteklerini yerine getirerek karma eğitimle kurtulmuş oluruz.

Erkek ve kız ayrı olmak üzere ehl-i sünnet Müslümanlığının öğretildiği, gerçek tarih ve bilimlerin öğretildiği kabiliyet okullarının açılması artık kaçınılmaz bir şekilde ihtiyaç olarak kendini gösteriyor.

Büyük düşünenlerle büyük işler başarabileceğini her zaman ispat etmiş Anadolu insanının, büyük projelere imza atabilen bu hükümetten eğitim konusunda büyük projeler beklemesi hakkıdır. Oylarıyla sizi defalarca destekleyen Anadolu’nun Müslüman evlatlarının bu isteğinden sakın yüz çevirmeyin. Ama böyle bir istek tarafımıza yapılmadı ki kurnazlığına yatmayın sakın. Fakir birinin zengin bir insanın onun görebileceği yerde sessizce beklemesi bir istek ifadesidir. O fakirin kendisinden sözlü bir istekte bulunmasını beklemek yardım yapmamanın belirtisidir ve o zenginin anlayışsızlığının da belirtisidir.

Artık Anadolu Müslümanları çocuklarının esaslı bir eğitim almalarını istiyor ve çocuklarının eğitimine dair büyük projeler görmek istiyor. Siz projenizi ortaya koyun destek çığ gibi arkasından gelecektir.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.