Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, “İffet çok önemli. Sadece bir isim değil, kadın için de bir süstür; iffet. Erkek için de bir süstür. İffetli olacak. Erkek de olacak. Zampara olmayacak. Eşine bağlı olacak. Kadın ise o da iffetli olacak. Mahrem-namahrem bilecek. Herkesin içerisinde kahkaha atmayacak. Bütün hareketlerinde cazibedar olmayacak, iffetini koruyacaksın” şeklinde bir konuşma yaptı.
Bu sözlerin ardından kürtajı ve zinayı hak olarak benimseyen kesim, görüp görebileceğimiz en saçma eyleme imza attı; kahkaha eylemi! Kadınlar özgürce kahkahalarını savurarak iffet için söylenen tüm sözleri alıp bir kenara ‘ben iffetsizim’ diye haykırdı adeta!
Chp İzmir Milltvekili Hülya Güven yaptığı açıklamada: “Bunun IŞİD’den ne farkı var. IŞİD, işgal ettiği yerlerde kadınların sokağa çıkmasını yasakladı. Yoksa bizim ülkemizde, Akp zihniyetinin uygulayacağı ilk adımı olmasın. Önce ‘gülmeyin’ diyecekler, sonra ‘sokağa çıkmayın’ diyecekler, sonra da ne olacak bilmiyorum” diye konuştu. Bu sözlerde IŞİD ve Akp kıyaslamasına girmiyorum bile. Yalnızca altını çizmek istediğim bir nokta var; Arınç‘ın bu sözleri bir emir niteliğinde değildi. Yani emir kipini gerçek bir emir şeklinde algılamaya çalışıp bunu medyaya ve halka bu şekilde lanse etmeye çalışan zihniyet konuşmanın başındaki ‘iffet’li kısmı kaçırmaya ne de çok özen göstermiş. Adam iffetten, ardan, hayadan bahsediyor. Yapmayacaksın diyorsa kendini iffetli addeden bayanlara hitaben, buradaki yapmayacaksını yapmamalısın anlamında kullanıyor –bunu bile ifade etmek zorunda kalmak karşı taraf için ne küçültücü bir durum!- Ar damarı çatlamışlar neden bu derece üstüne alınıp ‘ama ben iffetsizim’ diye haykırıyor? Siz “sevişirim evlenmem, hamile kalırım doğurmam” pankartlarınızla meydanlara döküldüğünüzde biz bundan şüphe dahi duymamıştık zaten!
Gel gelelim açıklamanın devamına. “Cinayete kurban giden kadınlar kahkaha attıkları için ya da iffetsiz oldukları için mi öldürüldüler? Yani öyle bir algı yaratılıyor ki sanki o kadınlar öldürülmeyi hak ediyor” diyen Güven çarpıttığı bu sözlerle bana bundan birkaç sene önce dekolte ve tecavüz konusunda “Sorunun odağında kim var? Kadın var. Kardeşim sen dekolte giyinirsen bu tür çirkinliklerle karşılaşman sürpriz olmayacaktır. Tahrik ettikten sonra sonucundan şikayet etmen makul değildir. Bu konuda suçu işleyenleri savunduğum anlaşılmasın. Elbette işlenen suç son derece iğrençtir. Lakin bu suçun işlenmesinde dekolte ve tahrik edici kıyafetler giyinen kadının da etkisi küçümsenmeyecek kadar büyüktür. Bu konuda tabii ki erkek suçludur, ama kadının da suçu göz ardı edilirse meseleyi çözümde yanlış adım atmış oluruz. Bu olayda her iki taraf da suçludur” sözlerinin çarpıtıla çarpıtıla “dekolte giyinene tecavüz ederler/edilebilir”, “dekolte giyinen tecavüzü hak etmiştir” hâline getirildiği Prof. Orhan Çeker‘i anımsattı. Kendisinin ne söylediği belli olsa da yanlış bir algı oluşturulmaya çalışılmış ve bunun üzerinden yıpratma çalışmaları başlatılmıştı. Güven‘in sözlerinde bahsettiği algı aslında tam da, Arınç‘ın sözlerinden çok uzak anlamları ona aitmiş gibi yansıtmaya çalışmaları olmasın!
Sözlerinde madenlerde verilen canlardan, Diyarbakır’da gülmeyi unutan annelerden dem vuran Güven, açıklamanın ardından partililerle toplu fotoğraf çektirip kahkaha attı ve dağıldılar. Çünkü ölenler vardı, çünkü anneler acılıydı, çünkü Türkiye’nin kahkaha seslerine ihtiyacı vardı(!)
“Gezdim Şam ile Halep, eyledim ilmi talep; insanda yok ise haya ile edep, okusa da merkep okumasa da merkep” vesselâm…