Mukaddes Bayrak Yarışı

Yayınlama: 07.06.2014
Düzenleme: 22.04.2015 17:00
1.121
A+
A-

Mukaddes Bayrak Yarışı

“Bir gençlik, bir gençlik, bir gençlik…/ ‘Zaman bendedir ve mekân bana emanettir!’ şuurunda bir gençlik…” diye başlıyordu hitabesine üstad tahayyul ettiği gençliği anlatırken. Ve devamında beklediklerini sıralıyordu bir bir. Özetleyecek olursak mukaddes amaca hizmet eden ve çağa kafa tutan ‘dindar bir gençlik’ten bahsediyordu.

Necip Fazıl’ın idealize ettiği bu gençlikle şimdiki gençlik arasında dağlar kadar tezatlık olduğunu görmek ne acı! Hasta batı adamının bulduğunu sandığımızı aslında bulmadığını söyleyip, oluş sırrını ve hakikati yalnızca İslâm’da bulmamızı ve bunu tüm insanlığa göstermemizi isterken üstad; şimdilerde bu davayı çoktan unutmuş bir nesil yetişti/yetiştirildi! Şimdi haberlerde liselilerin kız/erkek meseleleri yüzünden kavga edip birbirini bıçakladığı/öldürdüğünü görüyoruz. Dava şuurunu kaybeden, ideolojisiz bir neslin düştüğü büyük boşlukta gençlerin en büyük davaları bunlar oluyor çünkü.

Oldukça karamsar bu girişimin ardından söylenecek en rahatlatıcı şey herhalde bütün bunların doğruluğunun bir yana genellenemeyecek bir konu olduğudur. Bunca davasızlaştırılmış insan arasından elbet sıyrılan, zincirleri kıran ve hakkı haykıran bir kesim, her zaman olacaktır.
Verilecek en iyi örnekler arasından -siyasi kimliğini bir yana bırakıp- Erdoğan’a bakarsak demek istediğim bir nebze de olsa anlaşılacaktır. Erdoğan İslâm ülkeleri adına hakkı haykıran, dünyanın gözü önünde İsrail’e kafa tutan, İsrail’in katlettiği şehidimizin evine taziyeye gidip Kur’an okuyan, Avrupa’ya ve Amerika’ya meydan okuyan bir lider oldu. Batı ve esas otorite(!) korkusuyla boynuna ip geçirilmiş gibi her denilene he diyenlerden sonra dünya gündemine oturan Köln mitinginde bir kez daha gördük ki Erdoğan batıdan da kendini otorite addeden zalim devletlerden de korku duymuyor. Bir davanın bayrak taşıyıcısı olduğunu biliyor. Ardına bakmadan koşuyor. Ona tuzaklar hazırlıyorlar düşürmeye çalışıyorlar, o bayrağı düşürmek için her şeyi yapıyorlar! Üstelik bazen bizi içimizdekilerle aldatıyorlar. Onlar mesele Erdoğan sanıyorlar ve o giderse kazanacağız diye aldanıyorlar. Fakat görmüyorlar! Meselenin Erdoğan değil taşıdığı bayrak olduğunu ve o bayrağı Allah’ın koruduğunu anlamıyorlar.

Davayı kendine şiar edinmiş ve bu yolda ölümü dahi göze almış, yine üstadın ifadesiyle “can taşıma liyakatini, canların canı uğrunda can vermeyi cana minnet sayacak kadar gözü kara ve o nispette strateji ve taktik sahibi bir gençlik” zamanının tüm yasaklarına rağmen yetişmiş ve “ ‘kim var!’ diye seslenilince, sağına ve soluna bakınmadan, fert fert ‘ben varım!’” diyor şimdilerde belki de.
Allah bizi de onlardan eylesin ve bayrak yarışı için ardına dahi bakmadan koşacak bir nesil yetiştirmek ile şereflendirsin. Âmin.

Hitabesinden yola çıktığım ve alıntılar yaptığım yazım vesilesiyle üstadın vefatının 31. sene-i devriyesinde kendisini rahmetle anıyoruz. Mekanı cennet olsun…

“Surda bir gedik açtık; mukaddes mi mukaddes!

Ey kahpe rüzgâr, artık ne yandan esersen es!..
Allah’ın selâmı üzerine olsun!”

REKLAM ALANI
Bir Yorum Yazın

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.