Demokratik Eğitim Kısır Eğitim Demektir

Yayınlama: 03.05.2014
Düzenleme: 22.04.2015 17:05
1.177
A+
A-

Demokratik Eğitim Kısır Eğitim Demektir

Batının eğitim tarihi, teori ve pratik olarak iki ayrı yoldan birini tercih ederek geçmiş. Teoriyi seçenler pratiği de reddetmemiş ancak içinde eriterek yok etmiş. Pratiği seçenlerde teoriyi içinde eriterek onu yoketmişler.

Evlilikte erkeği teoriye kadını da pratiğe benzetirsek; erkeğin hakim olduğu ailede kadına mutfak ve ev işleri görevi verilmiş ancak yönetimde hiçbir söz hakkı verilmemiştir. Maço erkek ve silik kadın görüntüsü hakim bir evlilik. Kadının hakim olduğu ailede ise erkeğe çalışıp eve para getirmek, kazandığı parayı da kadına teslim etmek görevi verilmiş evin yönetiminde hakimiyet kadında. Hakim kadın ve kılıbık erkek görüntüsü. Doğacak çocuğun eğitimide buna göre.

Erkeğin (teori) hakim olduğu ailede çocuğun eğitimi konusunda erkek şöyle diyor: Önemli olan çocuğun zihinsel yoldan gelişimidir. Bunun için bana atalarımdan yadigar kalmış kitapları okuyarak zihnin geliştirecek. Bilgi ve tecrübe birikimi önemlidir. Çocuk bu bilgileri öğrenmek zorundadır. Sende bu evin kadını olarak çocuğun beslenmesi, psikolojisi ile ilgilen.

Kadının (pratik) hakim olduğu ailede çocuğun eğitimi konusunda kadın şöyle diyor: Önemli olan çocuktur, kitaplar değil. Önce çocuğu tanıyalım. Hangi zekaya sahip, kabiliyetleri neler, ilgi ve isteklerini öğrenelim. Sende bu evin erkeği olarak çocuğun zekasına uygun kitap, araç ve gereçleri tedarik ediver.

Teori ve pratiği dengelemek mümkün mü? İstenirse evet. Batı, bu dengelemenin eğitimin olmazsa olmazı olduğunun farkında ancak bu dengeli eğitimi halkının geneline uygulamak istemiyor. Genelin bu eğitimden geçmesi demek kurduğu sömürü düzeninin sonu demek. Batı istiyor ki otoritesi sorgulanmasın. İşinde gücünde sıradan vatandaş olsunlar. Bunun içinde demokrasi masalından faydalanıyorlar. Demokrasinin herkese eşit eğitim sloganından yola çıkarak, öğrencilerin aşağı seviyede eşitlendiği, kız erkek karışık karma bir eğitim veriyorlar. Amerika ve Avrupa ülkelerinde okuma yazma dahi bilmeden liseden mezun olanların sayısı küçümsenmeyecek kadar fazladır. Bir kısmıda tüm kabiliyetleri yokedilmiş sadece okur yazar diyebileceğimiz seviyede mezun oluyorlar liseden. Kendi seçtiği ve mezunlarına yönetimde yer verdiği öğrencilerini eğitirken demokrasi hiç uygulanmaz. Teori ve pratiğin dengeli bir şekilde uygulandığı bir eğitime tabi tutulur bu seçkin öğrenciler.

Mesela bu okullardan biri İngilteredeki Eton kolejidir. Prof. Dr. Ekrem Buğra Ekinci bu okulları şöyle anlatıyor; “Eton Koleji, Berkshire‘da Thames Nehri üzerinde Windsor şatosuna yakın Eton kasabasındaki tarihî binalarda tedrisat yapan yatılı bir erkek mektebidir ve buraya dişi sinek bile giremez. Zaten İngiltere’de kız veya oğlan mektepleri yaygındır; karışık mektepler azdır. Yetkililer karışık mekteplerin hem masraflı olduğunu (çift tuvalet, çift havuz, çift soyunma odası gibi), hem de bu yaşta talebelerin bir arada okumasının psikolojik mahzurları bulunduğunu söylemektedir. Eton’lılar 25 evde kalır. Ancak hafta sonları ve bayramlarda evlerine gidebilir. Mektep idaresi, bu sıkı disiplin içinde bile çocuklara bir yetişkin muamelesi yapar. Onları bir kalıba sokmaya çalışmaz, hepsinin karakterine hürmet gösterir. Ferde değer vermek İngiltere’nin karakteristik hususiyetidir.
Eton’da sıkı bir disiplin tatbik olunur. Çok ciddi bir tahsil yanında, emsalsiz bir terbiye de verilir. Antik Çağ tarihinden Lâtince’ye kadar muhtelif dersler alınır. İsteyen talebelere askerlik talimi bile yaptırılır. Çeşitli spor takımları vardır. Ama burada kazanmak veya iyi oynamak değil, sadece müsabakaya katılmak mühimdir. 16 yaşına gelen talebe kendisine iki sene için bir vasi seçer. Bu vasi, çocuğu kabiliyetine göre bir mesleğe yönlendirir. Mezunların üçte biri Oxford ve Cambridge gibi köklü üniversiteler gider. Böylece çocuklar geleceğin İngiltere’sini yönetmek üzere yetiştirilir.
Eton’dan William Pitt, Grenville, Waterloo kahramanı Wellington Dükü, Gladstone, Balfour, Harold Macmillan, Anthony Eden gibi 18 başbakan çıkmıştır. Çok sayıda ilim adamı, şair, yazar, müzisyen, profesyonel sporcu, aktör, diplomat, subay, politikacı yetiştirmiştir. Henry Fielding, Ian Fleming, Aldoux Huxley, George Orwell gibi romancı, Thomas Grey, Shelley gibi şair, Keynes gibi iktisatçılar vardır. İngiltere, Tayland, Nepal, Hindistan, Kuveyt hanedanlarından prens ve krallar Eton’da okumuştur. Genç prensler William ve Harry de Eton’dan mezundur.”

Demokratik eğitim; sıradan insan yetiştirmenin yoludur. Demokraside “ortalama insan” tipi örnek alınarak öğrenci yetiştirilir. Ortalama insan ne demek? Tüm farklılıkların gözardı edildiği, benzerliklerden faydalanılarak elde edilen bir insan tipidir ki, “hakiki insan” tipinden oldukça uzaktır. Bir misalle açıklayalım. Birbirinden farklı 100 tane çakıl taşı alın ve tartın. Diyelim 5 kilo gelsin. Bölün yüze, çıkan sonuç 50 gr. Şimdi ortalamasını alıp şöyle diyoruz; “burada herbiri 50gr. gelen yüz tane çakıl taşı var”. Ama biz biliyoruz ki eğer her birini ayrı ayrı tartacak olsak 50gr. gelen bir tane bile çakıl taşı bulamayabiliriz. İşte demokrasiyi “insanları aşağı seviyede eşitleyen” olarak nitelerken bunu kastediyoruz. Demokrasi; gerçek insanı dışarıda bırakan, ortalama insanı ölçü alan bir sistemdir ve sömürülmeye müsait devletleri, sömürenler demokratik eğitime teşvik ederler. Kolayca yönetebileceği sıradan vatandaş isteyen devletlerde Demokrasiyi seve seve kabul ederler.

78 milyon hep beraber Büyük Doğu’yu inşa edeceğiz” derken Başbakan herhalde bunu demokratik yolla yapacağını kastetmemiştir herhalde. Yoksa yandı gülüm keten helva.

REKLAM ALANI
Bir Yorum Yazın

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.