Anaokulları Değil Anne Okulları Olmalı

Yayınlama: 02.07.2014
Düzenleme: 22.04.2015 17:04
1.166
A+
A-

Her çocuk,şahsiyet sahibi olmaya yetenekli bir aday olarak dünyaya gelir. Üç yaşında ana dilini konuşabilen çocuk, sadece kelime ezberlemekte ve onları tekrar etmekte kalmaz, o kelimeleri değişik cümlelerler içinde de kullanabilir. Bu çocuğun ana dilinin sistemini, yaratılıştan gelen ruhî bir güçle öğrendiğini gösterir. Sonra araya giren perdeler, onun bu ruhî gücünü pasifleştirecek, sıradan insan konumuna indirgeyecek, esersiz bir insan olaraktoprak seviyesinde bırakacaktır.

 

Hz. Mevlânâ;”İnsan büyük bir şeydir ve içinde her şey yazılıdır; fakat karanlıklar ve perdeler bırakmaz ki insaniçindeki o ilmi okuyabilsin. Buperdeler ve karanlıklar; bu dünyada ki türlü türlü meşguliyetler, insanın dünya işlerinde aldığı çeşitli tedbirleri ve gönlün sonsuz arzularıdır. İnsan bu perdeler rağmen yine bir şeyler okuyabiliyor ve o bilgiden haberli olabiliyor. İnsandan bu perdeler kalksa kendiliğinden ne türlü bilgiler ortaya çıkarmaz? Bu terzilik, mimarlık, marangozluk, doktorluk ve daha başka sanatlar, sayısız işler hep insanın içinden meydana gelmiştir, taştan ve kesekten hâsıl olmamıştır.”

 

Psikolojinin üç büyük devinden biri olan Alfred Adler, Bireysel Psikoloji çerçevesinde annenin çocuk üzerindeki etkisini şu tespiti yapıyor: “Bütünün bir parçası olarak, çocuğu ortak hayata katılmaya ve dış dünya ile yerinde ilişkiler kurmaya zorlayan ilk iç tepkiler, sosyal gelişmenin eşiğinde ilk yakın gibi düşünülen anneden hareket eder. Beceriksiz bir anne çocuğun başkalarıyla ilişkiler kurmasını zorlaştırır. Sürekli olarak çocuğunun yerine hareket eden, düşünen, konuşan anne bütün gelişme imkânlarını felce uğratır. Çocuğunu tamamiyle farklı hayali bir dünyaya alıştırır. Çocuk bu dünyasında her şeyin başka kimseler tarafından yapıldığını görür. Oldukça kısa bir zamanda kendisini olayların merkezi gibi görmeye başlar. Bu görüşüne uymayan bütün hallerde kötü maksatlar arar. Düşüncesine uygun hareket etmeyen herkesi düşman sayar. Çocuğun ihmâl edilmesi de, dikkat ve ilgisini topluluktan uzaklaştırıcı etkendir. Diğer bir problem de, çocuğun hastalık karşısında durumudur. Hastalıkta anne ve babasının davranışı çocuk tarafından dikkatle izlenir. Hastalık süresince anne ve babanın ihtiyatsızca gösterdiği üzüntülü davranışlar, hastalığı, olduğundan daha da fazla göstermekle kalmaz, şımartılmak alışkanlığını da oluşturur. Böylelikle çocuğu hastalıklı yapabilirler. Bu çocuklar hastalık hatıralarını ömürleri boyunca devam ettirebilirler.”

 

Çocuk üzerinde önemli bir etkiye sahip anneden eğitim açısından faydalanmamak akıl kârı değil. Eğitimli bir annenin elinde büyüyen çocuğun eğitilmesi eğitimciler için büyük kolaylıktır.

 

Annelik bir meslek haline getirilmelidir. Bunun için şu anda fonksiyonlarını yitirmiş olan kız meslek okulları annelik okullarına dönüştürülebilir. Buradan mezun olan ve anne olan her kadına en az asgari ücretten maaş bağlanabilir, bunun karşılığında da anneden çocuğunun 0-6 yaş arasında eğitim sorumluluğu yüklenebilir. Bu devlete maddi külfet gibi gelse de yetişmemiş gençlerin bu ülkeye verdiği zararla karşılaştırıldığında külfet değil bulunmaz nimet olduğu anlaşılacaktır.

REKLAM ALANI
Bir Yorum Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.