Korkudan Korkmak

Yayınlama: 23.09.2013
Düzenleme: 22.04.2015 15:35
1.246
A+
A-

Korkudan Korkmak

Sabah güneşinin evin içine girmesini engelleyen perde gibidir korkularımız. Perde kapalı olduğu sürece ne güneşin enerjisini, sıcaklığını hissederiz ne de ışığının odayı aydınlatan gücünü. Sağlam bir el hamlesi ile perdeyi kenara çektiğimizde güneş bulduğu her küçük parçadan tüm bereketiyle dolar odamıza. Güneşin ışığına alışkın olmayan gözlerimizin duruma alışması zaman alır. Ellerimizi gözümüze siper edip ışığı yavaş yavaş kabullenmeye çalışırken bir yandan da elimizle onun her huzmesine tutunmaya çalışırız.

Herkesin korkusu farklıdır, herkesin korkusuyla yüzleşmesi, onu tanımlaması, ondan kaçış şekli, çevresindekilerle onunla ilgili duygularını paylaşması farklıdır. Bazılarının korkusu ondan bahsetmek, onun varlığını kabul etmektir. Kabul edip, adını koydukça hayatımızda hep kalacağını düşünür, bahsetmemeye çalışırız. Bir şeye ad koyduğumuz zaman bu onu ciddiye aldığımız varlığını kabul ettiğimiz anlamına gelir.

Bilinenden değil bilinmeyenden korkarız. Tanımadığımız insanlardan, mekânlardan, zamanlardan korkarız. Bilinmeyeni tanımaya çalışmak için çaba sarf edip, yenmeye çalışmaktansa korkmayı tercih ederiz. Korku bizi denenmeyeni denemekten, alışkın olmadıklarımızı tanımaktan ve tüm bunların üstesinden gelip kendimizi iyi hissetme duygusundan alıkoyar.
Korku sinsice yerleşir tüm hayatımıza. Yavaş yavaş ve hissettirmeden. Ne olduğunu anlamadan onsuz yaşayamaz oluruz ve onun yaşaması için anlamsız bir biçimde yenilerini üretiriz. Her birine mantıklı nedenler getirip hayatımızdaki anlamsız varlığını ve başka duygulara yer bırakmayan kalabalığını ve her an her yerde karşımıza çıkma kabalığını normalmiş gibi göstermeye çalışırız.

Korkularımız yaşam enerjimizi azaltmakla kalmayıp, yaşamın merkezinde kendine yer edindikçe yalnızlaşmaya başlar ve yalnızlıktan korkar oluruz. En büyük korkusu yalnız kalmak olan birey, ne kendisiyle mücadele edebilme yeteneğine ne de korkularını tanımlayıp onlardan kurtulma gücüne sahip olur. Korku hızla yükselen balona nerden geldiği belli olmayan sert bir cisim gibi çarpar. Ne olduğunu anlamadan kendimizi hayal ettiğimizden çok farklı bir yerde buluruz. Hayallerimiz, hedeflerimiz korkularımızın hoyratça dolaştığı ve kendini her gün geliştirerek beslediği beynimizde gidecek yer bulamayıp, oldukları yerde kalırlar.

Olumsuz cümleler korkularımızın en çok sevdiği cümlelerdir. Her “yapamam” “cesaret edemem” “kendime güvenemem” gibi cümleler korkuyu besler ve gerçekten yapamaz cesaret edemez ve güvenemez oluruz.

Korku ondan korktukça daha da büyür, yaşam enerjimizi azaltır, kendisine güvenmeyen, korkularımızdan dolayı yapamadıklarımızı yapanları gördükçe onlara hayranlık duyan, kendisine saygısını önemsemeyen, kendi değerini fark etmeyen, korkularıyla ve kendisiyle yüzleşemeyen, korktukça küçülen bireyler olup çıkarız.

Elimizle ağzımızı kapatıp nefes alamamak gibidir korku. Elimizi ağzımızdan çekip, “senden korkmuyorum” dediğimiz an yaşam enerjimizin tüm benliğimizi sardığını fark ederiz. Bu enerji ile korkularımız tanımlayıp, yenmek için planlar yaparak mücadelemize başlayabiliriz. Korkunun bizden korkmasını sağlayacak kadar cesur olup, onu ciddiye almayacak kadar yok sayarsak, her ciddiye alınmayan kişi ya da duygu gibi kendiliğinden bizi terk edip gidecektir. Her birinin bizi cesaretlendirdiği, her birini aşıp, gücümüze inanarak bir adım daha ileri gittiğimiz minicik ve sevimli korkularımızın hayatımıza renk katması dileğiyle..

REKLAM ALANI
Yazarın Son Yazıları
Bir Yorum Yazın

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.