Yalnızlığa Yazılmış Bir Yazı…

Yayınlama: 16.11.2013
Düzenleme: 22.04.2015 15:35
1.070
A+
A-

Yalnızlığa Yazılmış Bir Yazı…

Senin ne zamandan beri hayatımda var olduğunu hatırlamıyorum ama varlığını unutacak kadar birbirimizden ayrı kalacağımızı sanmıyorum.

Küçükken benim yanıma pek uğramadın çünkü ben senin varlığını fark edemeyecek kadar küçük olduğumdan benimle zaman geçirmek sana zaman kaybından başka bir şey olmayacaktı. Ben aslında kendimi fark ettikçe seni de fark etmeye başladım.. Başkalarının beni fark etmemesi ile arttı benim seni fark etmem. İlk okulda başkalarının yanında seni gördükçe senin yerine kendimi koymaya çalıştım bir şekilde. Fakir ya da bakımsız olduğu için oyuna alınmayan çocuklarının yanında sen vardın, başkalarına göre daha az çalışkan olduğu için küme çalışmalarına alınmayanların yanında da sen. Nerede üzgün birini görsem yanında sen oluyordun, kendine bile hayrın yokken başkalarının yanında ne demeye olduğunu hala anlamış değilim. Sana rağmen, oyuna ya da çalışma grubuna alarak senden kurtarmaya çalıştım onları. Nerede kendi başına birini görsem anlarım ki yakınlarında bir yerlerde sen varsın.

Benim de yakınlarımda oldun hep.. Kendi yalnızlığından kurtulmak için bana geldiğini filan söyleyerek kendimi de anlamlı kılmaya çalıştım ama ne sen kendinden kurtulabildin ne de ben senden.

Ortaokul yıllarımızda sen birine verilebilecek en büyük ceza idin. Sürü psikolojisi ile yaşayan, birey olmanın ne olduğunu anlayamayan bizler için grubun dışına atılma, yani seninle baş başa kalma ne aşağılık bir şeydi. 16 kişinin aynı anda diş fırçalamaya gittiği, en az üçer beşer gruplarla gezilen bir yerde tek başına olanlara çok iyi bakılmazdı. Tek başına olanlara ne zaman iyi bakılır ki? Yemekhane sırasında sen varsın, çamaşır yıkamaya gidip de tek başına sıkamadığı çamaşırı sulu sulu bırakan birinin gözlerinin de sulu sulu olduğunu bir tek sen görürsün. Akşam sıkıcı etüt saatlerinde en çok sıkılan seninle zaman geçirendir yine. Kağıtları karalatır, saçma saçma şiirler yazdırır, kendi kendine konuşturursun insanları. Kalp ağrısı çekenler hiç istemezler senin orada olmanı. Birileri ile heyecanını paylaşmak isterken seninle paylaşır en ağlamaklı anlarını, en acıyan yanlarını.

Bu yaşlarda kimse istemez seni. Sen bu yaşlarda ne çekilmez şeysindir yalnızlık. Ceza olursun bitmezsin, arkalarında bırakıp kaçmak isterler onlardan önce o mekanlara gidersin. Çirkin ördek yavrusu kızlar çirkinliklerinin bedelini hep seninle öderler. Ödemeye başladıkları bedel, çoğu kez yaşama sevinçlerini de alır karşılık olarak. Yaşama sevinci bitince de sen çıkıp gelirsin. Özellikle kızlar çok takar sana. Onlar için sen en son düşünülecek şeysindir ama hep ilk sen çıkarsın olur olmadık yerde. Partide, düğünde, yemekte, filmde, çay bahçesinde. Nereye gitse, gittiği yer neresi ise sen doldurursun o gelmeden.

Senin çok takıldığın insanlar belli bir zaman sonra diğerlerinin de ilgisini çekerler. Bak nihayet bir işe yaradın.. Herkes kendi arasında konuşmaya başlar neden senden ayrılamadığını. Ama sen kulakları sağır, gözleri görmez edersin belli bir zaman sonra. İnsan sana alışmaya görsün, gözü başka bir şeyi görmez olur. Alışmasa da katlanır, bilmez ki senden nasıl kurtulabilir.

Yetişkin bir birey olduğunda sen daha da çok batarsın göze. Yetişkin birey yetişemediği doğru kişilerin ardından ah vah ederken, sen mahçup bile olmazsın onu oyaladığın için. Doğru zaman teraneleri okuyanlar sana da arada bir ah ederler gidemediğin için.

Davetlerde masanın en kötü yanı seninle olan kişiye verilir. Dans eden çiftler acıyarak senin dansa kaldıramadığın kişiye bakarlar ve acınası yalnızlığını vurgulayarak birilerinin seni lütfedip dansa kaldırması için baskı yaparlar. Çiftler çift olmanın olumlu yanlarını teker teker anlatırken, söz yine senin bırakamadıklarına gelir. Küçük yaşlarda ceza iken belli bir zaman sonra kader olursun çoğunun gözünde. Sokakta elini tutamazsın, sinemada ağladığında göz yaşını silemezsin, yemekte ne yenileceğine karar veremezsin, ama zor zamanlarda kararlar senin sayende daha kolay ve çabuk alınır.

Kendini iyi hissetmek için yapılan yemekleri beğenip yemezsin, senin yemediklerini onu seninle daha fazla baş başa bırakmaya kıyamayan arkadaşları gelip afiyetle yer. Yemekler yenilir, muhabbet edilir, senin kulakların çınlatılır.. Bilmezler ki sen bir köşeye pusu kurup beklemedesin, misafirler gider gitmez ilgisizliğin acısını çıkartıp ta yüreğine gelip konacaksın. Bilmezler ki sen gece yarısı ağlamalarına, gündüz kendi başına konuşmalarına, menekşenin her yaprağına fısıldanan sırlara ortaksın. Sen en çok dua ile gelirsin, sen varken dua etmeği gelir insanlara. Özellikle bilinmeyen bir mekanda seninle baş başa iken. Senden değildir korkuları, seni aratacak başka insanlardır. Sen Pazar sabah içilen kahvenin mis kokusunu içine çekerken, kahveyi içen ya keyifle çeker yudumunu ya da sana kızarak. Ne yüzsüzsün sen böyle.

Sağlıkta pek dokunmazsın da hastalıkta hiç çekilmezsin. Eli ayağı tutmayan birinin çorba içesi geldiğinde içesi gelmez sen boğazını yumruk yumruk ettiğinde. Ne ayağı tutar ne eli, ne de dili sana kızmaya, ne de senden yakınmaya. Herkes eş olmaktan bahsederken, sen birey olmakla ilgili nutuklar çektirirsin. Sağlam durmayı öğretirsin ama öğretemezsin seninle yaşamayı hiç bilmeyenlere. Korkar insanlar senden. Seninle kalmaktan korkarlar, ışık yakarlar sen kaybol diye ama ışıktan da rahatsız olmazsın. Televizyon sesi açarlar, senin sesini bastırmak için, kapılara ayakkabı koyarlar tüm sülalenle orada olduğun anlaşılmasın diye. Evdeki kavrulmuş soğan kokusu ile kalabalıkmış hissi verirler çünkü komşular bilmez senin soğan yemediğini. Pazara gidip koca bir aileye yetecek kadar alış veriş yaptıklarında anca kendilerini kandırırlar mutlu aile yalanları ile doldurdukları poşetlerinde. Alışveriş sepetinde de sen varsın. Gram hesabı alınan zeytin ve peynirler bas bas bağırırlar dolu sepetlere biz buradayız diye. Ve de dolu sepetlerin sahiplerine bizim yüzümüzden “ben” oluyor diye. Ben aslında diye başlayan cümlelerde işin aslını dile getiremeden, diğer insanlar keser lafını senin yüzünden. Ben aslında yalnız başıma film izleyebilirim, yemek yiyebilirim, sokaklarda yürüyebilirim, acılarımla baş edebilirim, istediğim filme gider beğenmediğimde kendime kızarım, kendime tatlı ısmarlarım diyemeden sen bas bas bağırırsın “yalnızlık paylaşılmaz, paylaşılsa yalnızlık olmaz” diye. Şairin sana sahip çıktığı zamanlardan kalan dizeleri…

REKLAM ALANI
Bir Yorum Yazın

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.