Üzüm Üzüme Baka Baka…
Demokratikleşme paketi, kamuda başörtüsü serbestisi, ana dilde eğitim, dershanelerin kapatılması, seçim hazırlıkları, Suriye de ki ölümler, Mısır da ki darbe, ırak ta ki canlı bombalar, trafik kazaları, cinayetler, canilikler, aile içi şiddetler, kıyımlar yıkımlar felaketler…
Herhangi bir kanalın akşam haberlerini açtığınızda karşınıza çıkacak olanlar hemen hemen bunlar. Ha bir de fıtratları birbirine zıt iki hayvanının dostluğu(!). Bir olayla ilgili başbakanın, bakanların, muhalefet partilerinin yorumları, hükümetle muhalefet partileri arasındaki sürtüşmeler, ABD’nin bizzat var oluşuyla iyiliğe muhalefeti… Bütün bu karmaşanın içinde ölüler havada uçuşan birkaç sayıdan ibaret. Gerçekler öğrenmemiz gerekenlerse küçük, minicik ayrıntılarda bulabilirseniz artık.
İnsanlarla dalga geçer gibi “hayat bu kadar kötü olabilir evet ama bakın hayvanlar ne kadar güzel dost olmuş” diyorlar bir de. Fıtraten birbirine düşmesi gereken hayvanların arkadaşlığı bizi bazı hikmetleri anlamaya götürebilir belki. İçimizde merhamet uyandırabilir. Ama insanın insanlıktan çıktığı, insana ait erdemlerin hayvanlarda arandığı bir zamanda bu, beni dünyanın kötü bir yer olduğu düşüncesinden neden uzaklaştırsın? Bununla nasıl ikna olabiliriz ki?. Televizyonun sunduğu en zararsız şeyler haberler ve tartışma programları belki. Ama onlarda kusursuz değil. Her kanalın kendi gerçekliği var. Her kanalın kendi anlayışına uygun bir hocası, psikologu, yaşam koçu, hukukçusu, sosyologu, orta doğu uzmanı(!), gazetecisi, düşünürü… vb var. Neredeyse izlediğimiz kanal bizim sosyal ve siyasal kimliğimizi oluşturacak. Hatta oluşturdu bile halk tv, ulusal tv izliyor 50-60tl’ye içinde gaz maskesi ve bayrak da bulunan “devrim set”i alıyorsanız em ala devrimciler sizsiniz. Yok, Trt, Stv gibi kanalları izliyorsanız siz hükümet yanlısısınızdır. Bütün bunları bir kenara bırakalım sayın seyirciler, açın gözlerinizi ve seyretmeyi bırakın. Üzüm üzüme baka baka kararır. Bu kara haberleri dinlemekten de vicdanlarımız kararıyor. Artık bir-iki kişinin ölmesi bizi etkilemiyor bundan rahatsız değimlisiniz? Bırakalım ekranları kitaplara, birbirimizin yüzüne, suya, göğe toprağa bakalım olmaz mı? Hem böyle gerçekleri daha doğru öğrenmiş oluruz.