Salih Mirzabeyoğlu’na Özgürlük!
Geçmişe yönelik hafızalarımız şöyle bir yokladığımız ve yaşanan hadiseleri gözlerimizin önünde canlandırdığımızda karşılaşacağımız manzara nedir?
Önce Ak partinin iktidara geldiği zamandan bu zamana doğru kısa bir yolculuk yapalım.
28 Şubat ile milletin başına bela olanların silinip süpürüldüğü seçimler arifesinde Ak Parti iktidara geldi.
Acaba AK Parti yapacağı icraatlarla halkın teveccühünü kazanabilecek miydi?
İktidar döneminin başladığı ilk aydan hemen sonra (3 Kasım 2002) ayında iktidara geldi, Aralık ayında sonlarına doğru, Balyoz Güvenlik Harekatı Planı devreye sokuldu. (Bunu sonradan öğrenecektik.) Halk darbe hazırlıkları için yapılan çalışmalardan habersiz, geçen zaman Ak Parti aleyhine işliyor, özellikle tabandan belli konularda çözüm üretememeleri vesilesiyle eleştiriler yükseliyordu.
Bu minvalde anlatmak istediğimiz konuya ışık tutsun diye, sadece başörtüsü mevzusuyla alakalı gelişmeler ve sonuçlarına şöyle bir bakalım.
Bülent Arınç’ın “Başörtüsü meselesini çözmek bizim namus borcumuzdur” sözleri o yıllarda kulaklarımızda çınlıyordu.
Gel zaman git zaman başörtüsü meselesini MHP ile birlikte çözecek bir kararı mecliste aldılar. Fakat oda ne? “411 el kaosa kalktı” manşetleri bir anda gündemi sarsmıştı. Danıştay cinayeti, cumhuriyet mitingleri eşliğinde darbe çığırtkanları horon tepmeye başlamıştı. Parti kapatma teşebbüsü, 27 Nisan bildirisi, PKK terörü falan filan gırla gidiyordu…
Şimdi, bir an için oturup sakin kafayla düşünelim. O günlerde darbeciler emellerine nail olsalardı, indirmeyi düşündükleri balyozu ensemizde patlatsalardı ne olurdu?
Her halde bizler:
“Ak parti başörtüsü meselesini bile çözemedi… Beceriksizlikleri ile milletin başına darbecileri musallat etti… O kadar milletvekili ile iktidara geldiler muktedir olamadılar.” Tazında tartışmalar ile yeni çözüm yolları arayışı içine girecek, Ak Parti’yi yerden yere vuracaktık. Kurulacak yeni partilere (veya başka yollara) bel bağlayıp, kurtuluşumuzu bir başka bahara havale edecektik. Tıpkı Refah yol hükümetinden sonra yapılanlar gibi… Darbeciler o vakte kadar iflahımızı kesmemişlerse, başımıza basiretsizlikleri sebebiyle musallat ettikleri belanın çilesini çekecektik.
27 Nisan muhtırasına pabuç bırakmayarak iktidarını korumasını bilen Ak Parti hükümeti, Ergenekon operasyonları ile varlığını şöyle böyle sezdiğimiz Hak ve halk düşmanı devasa bir gücün ipliğini pazara çıkardı.
Bu derin yapılar ortaya çıkarılmasaydı, bizler olayların arkasındaki gerçekleri göremeyecek, asıl düşmanın kim olduğunu bilemeyecektik.. Gerçek failler her zaman karanlıkta kalacak, onların kuklalarıyla baş göz olacaktık.
Görünmeyen önderler, perde gerisinden hakimiyetlerini sürdürecek, bizler farkında olmadan onların çizdiği rotada yolumuza devam edecektik.
Ak Parti, bütün kirli ittifaklara rağmen milletimizin basireti sayesinde yapılan bütün seçimleri kazanmış ve bu günlere gelinmiştir. Hükümetin bir şekilde (seçimle veya değil) devrilmesi neticesinde yaşanacak gelişmeler kolayca tahmin edileceği gibi, öncelikle balyozcuların önünü açacak ve milletin ensesinde boza pişirmeye başlayacaklardı. Her hevesleri kursaklarında kaldı. Binbir desise ile sergiledikleri bütün oyunlar geri tepti.
12 Eylül yargılamaları başladı, 28 Şubat cuntası hesaba çekiliyor… Ülke, zincirlerinden kurtuluyor..
Gerçekten kurtuluyor mu?
28 Şubat ile birlikte emir komutayla hareket ederek hüküm veren kimi hakimler ve savcıların yaptıkları hukuk katliamı ortada kaldığı müddetçe…
Salih Mirzabeyoğlu’na verilen idam cezası ile birlikte o günden bu güne kesintisiz sürdürülen işkenceler sona erdirilip, sorumlular cezalandırılmadığı sürece Ak Parti ne yaparsa yapsın aklanmayacaktır.
Darbecilerin emri ile yapılan hukuksuz yargılamaların bütün sonuçlarıyla birlikte ortadan kaldırılması gerekmektedir.
Salih Mirzabeyoğlu’nun davası herkesin gözünü kapayarak görmezden geleceği bir dava değildir.
Bu dava, adaletle hükmedilerek sonuçlandırılmadığı müddetçe sorumluluk mevkiinde olup herhangi bir şey yapmayanları vebalden kurtarmayacaktır.
Ak Parti aklanmak istiyorsa bu olayı çözmeli, işkencecileri ortaya çıkarmalı, kamuoyunu aydınlatmalı ve meselenin halli için gerekenleri bir an önce yapmalıdır.
Yoksa onlar dünyayı kurtarsalar Allah-ü teala’nın gazabından kurtulamazlar…