Müfredatın Kaynağı - Anadolu Günlük - Anadolu Günlük
Reklam
Reklam
Anadolu Günlük Gazetesi -
$ DOLAR → Alış: 5,76 / Satış: 5,79
€ EURO → Alış: 6,42 / Satış: 6,44

Müfredatın Kaynağı

Nevzat Şipleme
Nevzat Şipleme
  • 28.10.2017

Aslında yazının başlığı bilginin kaynağı olacaktı. Müfredat bilgiyi tam karşılayan bir tabir değil elbette lakin öyle yahut böyle bilgiye de dayanan bir tarafı var neresinden bakılırsa bakılsın. Müfredatın muhtevasını oluşturan bilginin kaynağı temelde nereye dayanmalı meselesi bizler için mühim olan.

Bilginin kaynağı meselesi aslında bir açıdan her şeyin temelini oluşturuyor. Batı diye nitelediğimiz, dinlerini de kuşatmış ve kendi dinlerini de kadükleştirip Allahsız medeniyetlerinin ucube bir çeşnisi haline getirmiş olan “şey” İslâm evlatlarının kendi ahlaklarına ve dolayısı ile medeniyetlerine ihanetleri sonucu özellikle 19-20.ci asra hükmetmenin bir yolunu buldu. Hâsılı özelde söyleyecek olursak bu iki yüz yıldır çektiğimiz ıstırapların sebebi, ahmak- hain- zalim-kurnaz “Avrupa-insanı” değil bizlerin güneşi ceketinin astarı içinde kaybetmiş halimizden başkası değil.

Bilgi Felsefesi (Epistemoloji) şeklinde bir felsefe olarak ta karşımıza çıkar elbet lakin mevzunun o yönünde değiliz. Bilginin kaynağı meselesi varlığın köklerine dair yapılan izahlar da kendimizi neye nisbet ettiğimizi gösteren temel bir meseledir.

Bizler Müslümanız. Allah (C.C.) ya, Peygamberlere, Kitaplara, Meleklere, Ahiret gününe, Kadere- hayır ve şerrin Allah (C.C.)dan geldiğine inanırız. Bu imandır. E bizde akıl bunlara inanmak ve inanmanın gereğini yapmakla mesuldür. Akıl bunlara inanmanın gereğini yapabildiğince makbul ve gerçek bir enstrümandır. Biz akla Batılı Allahsızların ve ahlaksızların baktığı gibi bakmaz ona bir mutlak güç atfetmeyiz. Biz aklı vahyin emrinde bir güç olarak biliriz onlar akla mutlakıyet atfederler.

Biz, ilk insanın ilk peygamber olduğuna ve ruhun-şuur- insana ilga edildiğine inanırız. Biz ilk insanın ilk peygamber olduğuna ve peygamberler olmasa medeniyet olmayacağına-insanlık olmayacağına inanırız.

Bugün Batı diye nitelediğimiz Allahsız ve ahlaksız medeniyetin temelini şuurun kaynağına dair yapılmış temel atıf olarak şuuru maddenin salgıladığı inancı oluşturmaktadır. Onlar yaratılışı kabul etmediklerinden ve ister istemez bir şekilde ruha-şuura dair bir açıklama zaruretiyle karşılaştıklarından şuuru maddenin salgıladığı bir sonuç olarak görmeyi kabul etmişler ve bütün maddeye ve varlığa dair izahlarını kabaca bu kabullerinin üzerine oturtmuşlardır. Esasen bu saçmalığa mecbur kalmışlardır diyelim zira başka türlü maddenin- varlığın izahına yönelik gerçek bir şeyleri ancak “dinler” söylüyor ve onların söylediklerini kabul ettiklerinde geriye konuşulacak pek bir şey kalmıyor. İşin bu noktasını kotarabilirlerse ondan sonra kafalarına göre insan tanımı ahlak tanımı yapabilme, insan ilişkilerini belirmek kendilerince düzenlemek hakkına da erdiklerini düşünüyorlar. Bu gün insanlığın intihar tablosundan başka bir şey olmayan modern birey onca çabalarının neticesi olarak ellerinde patlamış bir bomba halinde bulunuyor…

Maddenin-varlığın ilk çıkışını bir şekilde maniple edebilirlerse, bu noktayı gargaraya getirip kabul ettirebilirlerse, ondan sonrasını her türlü sapkın düşünceleri ile doldurabileceklerine inanıyorlar, yaptıkları budur ve bu husus, bu açıdan temel bir önem arz etmektedir.

Yani açıkça şuuru-ruhu maddenin salgıladığına inanmış ve güya “medeni” olduğunu kabul ettirmiş, şizofrenik -şuur yırtılması- bir anlayışıyla karşı karşıyayız.

Bu beyin yakan saçmalığı kabul ettirebilmek için devlet yıkıp devlet kurdular. Osmanlı devletimizi yıkan ve milletimize Batı’yı dayatmış anlayışın da milletimize yaptığı temel kötülükte budur aslında, bu saçmalığı milletimize bilim diye dayatmış ve zihinleri ifsad etmişlerdir.

Ve kurulmuş olan yeni devletle kabul ettikleri adeta Müslüman Osmanlı devletini yıkma gerekçeleri olmuş bu temel tezler merkezli müfredat yüz yıldır milletimizin şuuruna bağlanmış bir lağım şebekesi gibi akmaya devam etmektedir.  Çocuklarımızda-neslimizde her geçen gün daha şiddetli ortaya çıkan ifsad-bozulma durumlarını da biz bir şekilde anlamlandıramadık. Mevzuyu müfredattaki bu temel kabullerin çocuklarımıza insanımıza toplumumuza yansımasından ibaret olabileceğini düşünemedik. Oysa bizler hepimiz bu tezlerin dünyasında büyüdük-yetiştik. Balığın içinde yaşadığı suyu tanımlayamaması gibi bir durumdu bizim sorunlarımızın kaynağını göremememiz.

Dolayısı ile yeni Türkiye hayali kuran bizler ve bizim gibi düşünenlerin dikkat etmesi gereken hususların başında yeni Türkiye hayali öyle laf ola beri gele türünden bir takım politik duruşlarla falan inşa edilemez olduğu gerçeğidir bu anlaşılmalıdır. Maddeye varlığa-hayata dair hangi temel üzerinden bakıyorsun, bunları nasıl izah ediyorsun önce bunun bir temellendirilmesi gerekmektedir. Zira onun dışındaki mevzular, bu mevzunun öneminin yanında, teferruattan kıyl-ü kalden ibaret kalmaktadır.

***

Allahsız ve ahlaksız batı bu konularda teferruatçı şuuruyla mevzuyu boğuntuya getirmeyi başarmış ve en önemli vasfı olan teferruatçılığıyla boğmuş ve teferruatçılığında boğulmuştur.

Bilginin kaynağı bağlamında Batı’lı yaklaşımlar özetle, bir iktibasla, ifade edecek olursak:

Akla dayanan bilgi doğru bilgidir (Rasyonalizm, İnneizm (doğuştancılık), A Priorizm), Deneye, tecrübeye dayanan bilgi doğrudur (Empirizm), Fayda ve başarı sağlayan bilgi doğrudur (Pragmatizm), Olgulara dayanan bilgi doğrudur (Pozitivizm), Duyulara dayanan bilgi doğrudur (Sensüalizm), Sezgiye dayanan bilgi doğrudur (Entüisyonizm), İnsanın iç tecrübesinden elde ettiği bilgi doğrudur (Mistisizm, Egzistansiyalizm),  Saf fenomenlere dayanan bilgi doğrudur (Fenomenoloji)

İnsana dair belli hususları baz alan bu akımların hepsinin “kendi çapında” bir doğruluk payı olmakla beraber kendilerine mutlaklık izafe ettikleri an batarlar, zaten hep battılar. Ancak mutlak hakikate nisbetlerini koruyabildiklerince, mutlak hakikate nisbetleri inşa edilebildiklerinde bir kıymetlerinin olabileceği, istifade alanlarının inşa edilebileceği aksi halde kadük bir sapkınlık olmaktan öteye geçemeyecekleri görülebilmelidir. O da ancak bunların da mutlak hakikate nisbetlerini inşa edebilecek DÜNYA ÇAPINDA İSLÂMÎ BİR FİKİRLE –DÜNYA GÖRÜŞÜ- İLE BU FALSOLAR ATLATILABİLECEK HUSUSLARDIR.

Ya tüm bunları yok sayan yahut bu hususlara kafası basmayan, fıkhın temelde “anlayış” demek olduğu hakikatinden uzak ve güya “fıkıh” bildiğini zanneden “klasik anlayışlar”ın Batı karşısındaki ezikliğinin-kaybetmişliğinin sebeplerinden birisi de bu noktadır diyelim ve maksadımızın üzüm yemek olduğundan hareketle ve şimdilik zerafetten taviz vermemiş olalım. Kökleri esas alarak yeniyi köklerimize nisbetle adam gibi manalandırabilmek, izah edebilmek…

***

İlkokuldan, Ortaokula, Liseden, Üniversiteye kadar yetişmesini murad ettiğimiz neslimizin içinden geçtiği her alanda yeni medeniyet yeni müfredatla yeni müfredat varlığa-maddeye-hayata dair yeni bir bakış açısını o müfredata temel yapmakla, yüz yıldır insanımızın şuuruna bağlanmış fosseptik kanalını kapatmak ve tertemiz pınarları o şuura bağlayabilmekle mümkündür dedik; neden?

Eğer biz mevcut Batıcı anlayışın yeni ve farklı bir yorumunu değil de, sözde değil de özde bir medeniyet, gerçek bir medeniyet inşasına göz dikmişsek bu mecburiyettir.

Çünkü sen maddenin-varlığın temelini o sapkın anlayışlarla izah eden müfredatları kabul ettiğinde onun insan tanımından dışarı çıkamazsın? Onun toplum tanımından dışarı çıkamazsın? Onun ahlak telakkisinin dışına çıkamazsın?

Onun ahlak-insan toplum tanımının dışına çıkamadığında da insanından ideal Müslüman ahlakına sahip nesiller bekleyemezsin, ancak Batı’lı birey ahlakının içinde kaybolmuş-savrulmuş, onu içselleştirmiş lakin “Müslüman” folklörüne sahip insanlar yetiştirebilirsin ancak ki şu ana kadar olmuş olan budur…

Medrese talebimizi destekler bir şekilde söyleyecek olursak, bize hayatı peygamberlerin anlattığı gibi anlatacak bir bakış açısı etrafında inşa edilmiş, imanımızı esas alan bir müfredatın aciliyetini ihtar mahiyetindeki bu yazıyı aslında kitaplık çapta ve paneller-  konferanslar boyunca ele alınması gerekirken bir gazete köşe yazısı olmak şartlarından kaynaklanan sebeplerle şimdilik burada kesiyoruz.

YAZARIN SON YAZILARI
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.