Değişimin Bedeline Dair

Yayınlama: 07.06.2014
Düzenleme: 22.04.2015 14:56
1.073
A+
A-

Değişimin Bedeline Dair

Hükümetin yerel ve uluslararası çaptaki birçok çıkışları, yerel ve uluslararası güç odaklarına dün tam bir iş birlikçi görüntüsü verdiği için bu yerel ve uluslararası güç odaklarının hoşuna gidiyorken bu gün işin renginin gittikçe değişmekte olduğu izlenimi vermeye başladı… Uluslararası bir dergi Sayın Erdoğan için “kendini değil sistemi değiştiriyor” diye manşet atabiliyor… Demek onlar Sayın Erdoğan’ın değiştiğine inandıkları için desteklemişler bu güne dek…

Gün geçtikçe içerde ve dışarda daha çok insan Erdoğan hükümetlerinin bu topraklar adına, özellikle son “İsrail dölü” refleksinin şahitliğinde bir “asla rücu” sevdası yaşadığına inanır oldu… Ve bu durum barizleştikçe hükümet ve bu topraklar adına savaş çok kızışacaktır muhakkak…

Kanla irfanla kurduklarını söyledikleri bu Cumhuriyeti iç ve dış hain-düşman odakların altın tepside sunmalarını beklemek elbette ki saf dillik olacaktır… Hükümet yetkililerinin tüm bu değişim adına insanımıza vehmettirdikleri hususlarda ciddi iseler bu gerçeklerden uzak olmaları düşünülemez… Muhakkak düşmanlarını tanıyor olmaları gerekir ve dostlarını da… Ve hazırlıklı olmalılar yeniden varoluşun azim savaşına…

Umarız bu son dönemde artan “duruş” lar “söylem”ler bir sürüklenme değil, bir tribüne oynayış değil bilinçli bir duruş, gidiş, söyleyiştir… Umarız içi boş plansız hesapsız bir rajon kesiş değildir…

Bu duruşun, söyleyişin, gidişin” şakasının bile” getirebileceklerinin ve götürebileceklerinin yol açacağı neticelerin farkında olunarak takınılmış bir tavır girilmiş bir yolsa gerek bu süreç… Zaten bu milletin mazideki asaletten gelen istikbale dair beklentilerin oluşturduğu azim açlık bu işin şakada kalmasına müsaade etmeyecektir… Şaka dedik de bir öğretmen arkadaş anlatmıştı: dersi kaynatmak isteyen öğrenciler şakadan kavgaya bürünmüşler ama bir tanesinin yumruğu kazara diğerinin ters bir tarafına gelip de hesapta olmayan bir acıya yol açınca iş ciddi bir kavgaya dönüvermişmiş, sonra ayıkla pirincin taşını…


İç muhalefet ile mutabakat

Bu topraklarda baskıcı bir rejim elinden yeni bir toplum dizayn etmeye yönelik uygulamaların ürünü olan birçok çarpıklık insanımızın “rejimle” kavgalı olmasının başlıca sebebidir. Bu “rejim”le kavgalılık hali elbette pratiğe “devlet” ile kavgalılık şeklinde yansımaktadır. Dolayısı ile “devletle” kavgalı birçok toplum kesiminin varlığı “devletin” iç ve dış hainler elinde kolayca maniple edilebilmesini sağlayan en mühim etkenler arasında gelmektedir.

Devlete bir takım politikaları uygulatmak, istedikleri gibi bir seyir takip etmesini sağlamak derdinde olan iç ve dış hainlerin istediklerinde kullanabilecekleri etkin birer koz olarak gördükleri bu kadim sorunların muhatabı kitleler sahip oldukları muhalefet potansiyeli itibariyle de bu topraklara bu “devlete” sahip çıkmak isteyen bağımsız bir güç olma hevesindeki “normal” bir iktidarın öncelikli meselelerinin başında gelmesi gerekir.

Hükümetin bu babdan olarak bir takım çabalar içerisinde olduğu hepimizin bildiği hususlardan. Bu çerçevede ideal “insan”, “toplum”, “devlet” bahisleri, elbette ihmale gelmez ve bütün bir meselenin tamda özünü oluşturmasına rağmen pratik süreçte mütefekkir Mirzabeyoğlu’nun “her kesimin samimisi bir adım öne çıksın” şeklinde özetlediği çözüm perspektifi tarihi kıymette bir strateji olarak dikkate alınması, takip edilmesi gereken bir çizgidir… Bu minvalde her fırsatta bir yenisi eklenen“gezi parkı kalkışması” gibi istismar merkezli vaveylaların peşlerinde sürükleyebilecekleri çevrelerin samimileri ile yakın temas ve onların ihtiyaçlarını dikkate alan yapılanma ve düzenlemeler, elbette bu toprakların ruhuna istikbalin özüne aykırı olmayacak şekilde, gelecek günlerde yeniden tezgâha sürülebilecek provakasyonlara karşı yapılabilecek en doğru yaklaşım olarak görülmeli. Bu meyanda “Ok meydanı”nın gittikçe renk değiştirdiği umarız gözlerden kaçmıyordur ve umarız yeterince ciddiyetle üzerine gidiliyor tedbirler alınıyor politikalar ona göre elden geçiriliyordur… Bütün vatan sathını “Ok Meydan”ları haline getirebilme hazırlıkları, hain ve düşman çevrelerin bu hazırlıklarda ciddi mesafeler katettikleri gerçekleri…

Dolayısı ile toplumun devlet ile barışmasını sağlamak, iç ve dış hain odakların istismar alanlarını ortadan kaldırmak manası taşıyacaktır. Ama bu tavır bir lütuf gibi değil, gerçek ihtiyaç-hassasiyetlere gerçek cevaplar vererek, gerçek uygulamaları hayata geçirerek söz konusu olabilir… Muhalif odaklarda yer alabilecek kesimler lif lif edilmeli içlerindeki konuşulabilir olanlarla kabul edilebilir bir istikbal tasası çekenleri ile mutabakat zemini oluşturulmalıdır…


Mirzabeyoğlu’nun cezaevinden çıkması ve onunla gelişmelerin istişare edilmesi bu hamlelerden birisi, bizce başlıcası olmak zorunda… Ve açıkçası biz, eğer aklımız bir şeye basıyorsa, içinde Mütefekkir Salih Mirzabeyoğlu’nun ve fikirlerinin olmadığı hiçbir gerçek çözüme inanmıyoruz… SEN MİRZABEYOĞLU’NU cezaevinde tutarak içinden geldiğin mazinin istikbalini kuramazsın… Bunu anlamamışsan, Mirzabeyoğlu’nu anlamamışsan, günlük politika itiş kakışları dışında, gerçek bir istikbal hayalinden nasıl bahsedilebilir… Mütefekkir Mirzabeyoğlu bizim “babamızın oğlu” değildir ve Mirzabeyoğlu laf olsun diye, kendi nefsi, nefsi menfaatleri yüzünden de halen cezaevinde değildir…

Daha sonra bu toprakların sahibi olan Anadolu halkı bu değişim dönüşüm sürecinin hem tetikleyicisi hem sürdürücüsü olarak motive edilmeli, gurur duyduğu bir maziden sonra bir fetret dönemi olarak değerlendirilmesi gereken son yüzyıllık tarihden sonra şanlı bir istikbale yönelik olması gereken bu süreci hem denetleme, hem bu süreçte son yüzyıllık süreçte kaybettiklerini kazanma ve süreci destekleyip götürme vazifesini üstlenebilmenin çabasında olmalıdır… PARÇA BÖLÜK YAPILAR KENETLENMELİ VE İÇLERİNDEN ÇIKACAK ÇATLAK SESLERİ BÜNYEDEN UZAKLAŞTIRMALI istikbale yönelik yürüyüşünün savrulmasına sulandırılmasına müsaade etmemelidir… mevzuyu tek başına hükümete yahut kadrolarına ısmarlamak yoluna gitmemeli bizzat oyunun ana gövdesi olduğunu, olması gerektiğini unutmamalıdır… Anadolu’nun taleplerinin hükümete yön verdiğini unutmamalıdır…

Ve hiç kimse küçümsemeye kalkmasın PKK ile olan görüşmelerinde bir an önce sağlıklı bir neticeye ulaştırılması zarureti açık… İç politikada özellikle muhalif tarafta rol alabilecek ve etkili, ciddiye alınması gereken camialar ile barış ve onların taleplerinin bir an önce karşılanacağı açılımlar şartının yanında o bu zor zamanlarda o çevrelerle ortak hareket etmenin imkân yollarının çoktan açılmış olması gerekirdi diye düşünüyoruz.


Hükumet Mısır yahut Suriye olmak ihtimaline ne kadar hazırlıklı

Çıkışlar ve söylemler güzel ama hazırlık adına ne yapılıyor… Genelkurmay Başkanının “namaz kılıyor” olmasına bakarak yapılıyorsa bu “çıkışlar ve söylemler” sıkıntıya da hazır olmak gerekir, “Ergenekon operasyonlarına ve mahkeme sonuçlarına bakarak biz hazırlığımızı yaptık!” deniliyorsa, hele de onların cezaevinden bırakılmaları toplumsal barış olarak niteleniyorsa çok aldatıcı olabilir…

“Darbeye geniş bir destek yok. Eski rejimin destekçileri ve bizzat bu sistemden beslenenler elbette var.”

Mısırda olanları anlatan bir gazetecinin ifadesi böyle. Yani darbe için geniş bir desteğe ihtiyaç yokmuş demek ki, eski rejimin destekçileri ve sistemden beslenen birilerinin olması yetiyormuş. Türkiye de bu kadar bir kesimin olmadığı söylenebilir mi? Bunun ötesinde hükümetin desteği, Mursi’nin aldığı halk oyundan daha mı fazla? Ötesi Hükümetin sahip olduğu halk desteğinin bilinçlilik durumu İhvanın tabanından daha mı fazla? Bunu yanında Hükümeti destekleyen kitlenin özelde ihvan genelde ise Mursi’ye destek veren sair Mısır halkından daha mı fazla bedel ödemiş bir halk kitlesi? Dahası Türkiye’de kaç tane cemaat, parti derneğin Mısır’daki tabanın yüzde biri kadar bedel ödemiş bir geçmişi var? Daha doğrusu Türkiye de, afedersiniz ama güya “sivil” yapılanmaların, hareketlerin, cemaatlerin, partilerin derneklerin ödediği en büyük bedellerin türü cinsi boyutu nedir? Yani bir şeyleri göze alırken neye güvenerek bunları yaptığınızı gerçekten biliyor muyuz emin değiliz.

***.

Türkiye’de tarihi değişimi öngören bir takım kesimlerinde gerçekten bu değişimi gerçekleştirebilecek mekanizmalara sahip olduğundan emin değiliz…

“Fikir” elimizdeki biricik sermaye olmasına rağmen, fikir sahibi için değil de güya fikrin muhataplarının afedersiniz ama sanki o fikrin hakkını vermiş edalarında koca koca laflar eşliğinde etrafa akıllar veriyorken Türkiye’de tarihi değişimi gerçekleştirmek adına hangi mekanizmaları hayata geçirdiklerini merak ediyoruz… Kitleyle nasıl bir irtibat mekanizmaları var bilemiyoruz işin gerçeği… Fikre muhatab olanlar için söyleyecek olursak toparlanmanın ve içerdeki dağınıklığı toparlayıp ideale sevk etmenin pratiği üzerinde olduğumuzu, olmamız gereken üzere olduğumuzu söyleyemeyeceğiz…


Sayın Erdoğanın paralel yapıya karşı seçim öncesi verdiği mücadele de neredeyse tek başına kalmış veren görüntüsünü bu süreçte yeniden değerlendirmesi gerektiği kanaatindeyiz biz… Allah muhafaza tabii ama yasa dışı bir takım odakların silahlandırılıp sokağa dökülme ihtimali, yahut her hangi bir darbe ihtimaline karşı, yani Mısır yahut Suriye haline getirilme ihtimallerine karşı, toplumun ve toplum ile beraber teşkilatının kadrosunun hazırlanması ihtiyacı çok açıktır… Paralel yapıyla mücadele yumuşak şartlarda bile yalnız kalmışsa eğer daha ciddi şartlarda neler olabileceğini CİDDEN hesaplamalıdır… Ölümüne onu ve idealini takip edebilecek kadroları derleyip toparlamalıdır…


Ne harabi(yim) ne harabatiyim; Kökü mazide olan (bir) atiyim…

“Rahminde cemiyetin ben doğum sancısıyım” diyen Üstad Necip Fazıl Kısakürek fikir dölünü akıttığı bu topraklarda idealleriyle doğacak öyle yahut böyle bağımsız güçlü ve özgün bir istikbal arayan Anadolu ruhu BAŞYÜCELİK İDEAL NİZAMINA doğru kıvrılacaktır… Kendi istemese de yaşanılan süreç Anadolu’yu bu neticeye doğru çekecektir… Zira o ideal son beş yüz yıllık çilemizi tek başına sırtlanmış bir fikir ve dava adamının elinden çıkmış bu toprakların, olan ve olması gereken halinin reçetesidir…

Kökü mazide olan ati, BAŞYÜCELİK İDEAL NİZAMIDIR…

REKLAM ALANI
Bir Yorum Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.