Yerel seçimlere yaklaşılırken son günlerdeki gündem oluşturan konulara bakıldığında daha önce işaret ettiğimiz gibi sun’i gündemlerde boğulduğumuzu görmekteyiz. Bu konuda iktidarın, muhalefetin basının ve yazarların etkileri olumlu veya olumsuz mecralara çekilmektedir. Toplumsal bütünleşme ve birliktelik yerine bazı zaman süreçlerinde bölünmüşlüğü tercih etmekteyiz. Bir türlü ana konularda çözüm, uzlaşma üretemiyoruz. Ortak payda üzerinde bir uzlaşma maalesef aranamıyor. Herkes kendi açısından meseleye kısır döngü içerisinde bakıp öylece sonuca gitmeye çalışıyor.
Bu konuda anayasa değişikliğine ilişkin çalışmalar daha şeffaf biçimde sonuçlansaydı ne olurdu. Gerilim olmazdı. Bir de 2004 yılındaki MGK kararları… Biz geçmişe mi bakacağız yoksa geçmişten ders alıp geleceğe mi bakacağız… Gazete köşelerine konu olan son günlerdeki gündem malzemeleri aslında uzlaşmacı bir tutum ile daha ılımlı politika oluşturulabilirdi. Bizim de keşke dediğimiz oldu olayların mecrasında değerlendirilmesi ve karşı çıkanlara bağırıp çağırılması yerine her olayın zamana göre analiz edilmesi daha iyi olurdu.
Bu gerilimlerin oluşturulması, son günlerde hükümetin istihdamı ve yatırımları teşvik etmek amacıyla uygulamaya koyacağı küresel sosyal ve ekonomik krizden kurtaracak tedbirleri gölgede bıraktığı görülmektedir. Artık yerel seçimlerden sonra geçim işlerini düzenleyen işsizliğe ilişkin tedbirlerin ve çözüm yollarının alınmasını sosyal politika açısından olumlu görmekteyiz..
Ancak bu teşvik ve tedbirlerin arkasından yerel seçim öncesi bir başka sun’i gerilim konusu oluşturuluverdi. Darbe planları ve MGK kararlarına ilişkin belgelerin gündeme taşınması yine bunlardan birisidir. Modern devlet olma açısından siyasal modernleşmenin önemli boyutlarından birisi de her kurumun kendi işlev ve görevini yaparak çatışmalara yol açılmamasıdır. Bu konuda kurumların karşı karşıya getirilerek çatışma zeminlerinin oluşturulması sun’i gerilimlere yol açabilecektir. Maalesef bu ortam sağlandı ve kurumlar arasındaki gerilimler yavaş yavaş ortaya çıkmaya başladı. İşte bu süreçte gerilimleri azaltmanın bir yolu ise hemen kaynağını bilmeden fevri hareketlerle ortalığın kasıp kavrulması yerine ortamın yumuşatılmasıdır. Bu konuda daha sağduyulu ve bütünleştirici olunması gerekir. Özellikle iktidara ve basına bu konuda önemli görevler düşmektedir.
Bugün Türkiye’nin en önemli sosyal ve ekonomik gelişmelerinden birisi de birlik, beraberlik ve bütünleşmenin sağlanmasıdır.. Bunda ülkenin toplumsal dokusuna ve istihdam yapısına uygun ulusal istihdam programını uygulamaya sokmak büyük önem taşımak-tadır. Türkiye’nin bu süreçte sun i gündemlerle önünün tıkanması çeşitli olumsuzluklara yol açabilecektir. Halkımızın bu açıdan değerlendirmesi lazım. Bu nasıl değerlendirilecek? İşler iyiye giderken tıkanmaların oluşması ekonomiyi ve işsizliği artıracaktır.. Bazı politikaların oluşturulması için bütünleşme politikalarının uygulanması ülke bütünlüğü açısından yararlı görülmektedir. Bu gerilimlerde bazı dersler çıkarmamıza da yardımcı olmaktadır.
Birincisi meydana gelebilecek gerilimlere karşı duyarlı ve esnek olmak, ikincisi suni gerilimlerin sebeplerini ve amaçlarını bilerek gerekli tedbirleri almak, üçüncüsü farklılıkların rahmet getireceği bilincinin oluşması…
Bu üçlü yapılmaya başlandığında ülkemizde siyasi, sosyal ve ekonomik olarak sun’i gerilimlerin oluşturulması toplumumuzda çözülmeye ve bölünmelere yol açamayacaktır.