Davutoğlu Rüştünü İspatladı

Yayınlama: 02.11.2015
666
A+
A-

1 Kasım sonuçlarında Ak Parti % 49,4.oy oranı ile birinci parti olarak iktidara geldiğini görmekteyiz. Gerçekleri kabul edilmese de onlar (hizmete amade olanlar) bulundukları yerde sapasağlam dururlar. 7 Haziran seçimlerinden sonra Ak Parti’nin oylarının düşeceği ve parçalanacağı beklenirken tam aksine bir bütünleşme ve öz eleştiri ile yeniden 2001 seçimlerindeki başarısını yakaladı. Bazı kesimlerin onu ya da onları görmek istememeleri onları yok etmez. Tam aksine görmezden gelenler için fetret döneminden sonra büyük coşkuyla yeniden iktidara gelirler.

Seçim sonuçları; toplumdaki gerginliklere ve kaos ortamının analiz edilerek ülke gerçeklerinin farkına varılmasının, çözüme gitme yollarının ilk adımıdır.

Türk siyaset sahnesi bir Ak Parti olgusuyla karşı karşıya…

Esasen Ak Parti değil de ülkemizde istikrardan bahsediyoruz.

Bu sonuçla sistem ve devletle didişen bir görüntü-gerginlik yerine her alanda devlet vatandaş uzlaşması istenilmektedir. Geniş kesimleri kucaklamak yerine halkın sisteme öfkesini körükleyen tek yönlü bir yapılanmaya gidilmesinden duyulan rahatsızlık, seçim sonucuyla halkımız tarafından dile getirilmiştir. Ülkemizde gerginliklere yelken açılmasından duyulan rahatsızlıklara set çekilmiştir.

Seçim sonuçlarına bakarken gerçekçi bir durum tespiti yapmak akılcılığın gereğidir.

Ak Parti, merkez partilerin ulaşamadığı ota tabakanın oluşturduğu ‘çevre’deki siyasi boşluğu iyice doldurmuştur.

Siyasette Ekonomide İstikrar

Türkiye son 13 yılda tarihi olaylara imza atmıştır. 21. yüzyıla damgasını vuracak hamleler arka arkaya yapıldı. 7 Haziran seçiminden sonra ortaya çıkan kaos ortamından rahatsız olan vatandaşlarımız sağduyu anlayışı ile 1 Kasım seçiminde Ak Parti’den yana tercihini kullanmıştır.

İstikrar ve güven bağlamında; istikrar, toplum hayatının her sahasında vazgeçilmez bir unsurdur. Ekonomide, siyasette, eğitimde, çalışmada, kalkınmada, iç ve dışla iyi ilişkilerde, sonuç itibariyle her alanda istikrara devam desteği yenilenmiş oldu.

 

Seçmenlerimiz Önceki Kaos Ortamından Ders Almış Oldu

7 Hazirandan sonra ortaya çıkan kaos ortamı ve her alanda görülen istikrarsızlık özellikle halkımız açısından tüketim mallarındaki istikrarsızlık ve TL’nin değerindeki düşüşler eski Türkiye’nin durumu halkımızın gözünden film şeridi gibi geçmesinin de etkileri olmuştur. Bunlar neydi?

Türkiye IMF ile yakın izleme anlaşması yaptığı 1999 yılı ve stand-byanlaşması yaptığı 2000 yılından itibaren dış borçlarında artışlarla karsılaşmıştır. 1999 yılında 102,9 milyar dolar olan dış borç stoku, 2000 yılında 119,6 milyar dolar, 2001yılında 115,1 milyar dolar, 2002 yılında ise 127,4 milyar dolara ulaşmıştır.

2000 Kasım ayı krizini finansal bir kriz olarak nitelendirmek mümkündür. Çünkü kriz, finansal kesimden kaynaklanan bir baskı sonucu ortaya çıkmıştır. 2000 Kasım krizinden önce Türkiye ekonomisinin genel görünümünü ortaya koymakta fayda vardır1.

  • Enflasyon %70’lerden %40’lara kadar gerilemişti. Fakat faiz hadlerinde meydana gelen düşüş tüketime dönük kredilere olan talebi arttırmış bu ise talep yönünden genişlemeye neden olmuştu.
  • Tüketim talebindeki artışlarla birlikte ekonomide bir canlanma meydana gelmiş, ekonomide büyüme %6,5–7 düzeylerine çıkmıştır. Dolayısıyla bu oran 1999 yılının negatif büyüme rakamlarını da telafi eder niteliktedir.
  • Bütçe gelir toplamları itibariyle faiz giderlerini karşılar düzeye gelmiş ve fazla vermeye başlamıştır.
  • Ekonomik yapıdaki bozukluklar kısmi olarak giderilmeye başlamıştır.

2000 yılı başında uygulamaya konmuş programda hedefler tutturulamamıştır. Türkiye’nin artan nüfusuna rağmen çalışma alanları azalmış, milli gelir paylaşımı giderek bozulmuştur. Enflasyonun yavaş düşmesine rağmen, döviz çıpası uygulamasında ve döviz kuru sepetinde düzeltme yapılmamış, bu nedenle de TL’nin aşırı değer kazanmasına, ihracatın zorlaşmasına ve ithalatın cazip gelmesine zemin hazırlamıştır. 2000 yılında rekor dış ticaret açığı ve cari ödemeler açığı gerçekleşmiş, dış borçlarda artışlar olmuş, kısa vadeli dış borçlanma ithalatı finanse etmiştir. İç borçların dış borçlarla ikame edilmesi ise reel faizlerin negatife dönüşmesine neden olmuş, iç borçların faizleri de önemli bir sorun haline gelmiştir.

Halkımız koalisyonlar istemiyor.

Türkiye, 1950’de çok partili hayata geçti. Birçok hükümet kuruldu, kısa süreli Başbakanlar ülkeyi idare etti. Yıllarca bedelini ağır ödediğimiz koalisyonlar geldi gitti. 2002 seçimleri öncesi, Türkiye’de sadece 12 yıl içinde 11 ayrı hükümet kuruldu.2002-2012 yılları arasında kesintisiz iktidar dönemine imza atan halkımız, son ayların başarılarının arkasındaki esas gücüde temsil etmektedir.

Türkiye’nin son yıllarda Ortadoğu’daki bölgesel liderliği jeopolitik açısından önem kazanıma yol açmıştı.

1 Kasım 2015 seçimi Eski Türkiye ile Yeni Türkiye arasında bir tercih olacaktır. Bu tercihte yol haritamızı aşağıdaki sorulara ilişkin değerlendirmeler yapılarak oyunu kullanmıştır.

-Ülkemizde yaşayan insanlarımızın ortak payda üzerinde uzlaşması tarafında mı? Yoksa karşı tarafta mı?

-Ülkemizi ağ gibi aran duble yolları yapanlar tarafın da mı yoksa yıkanlar tarafında mı?

-Marmaray’ı yapanlar tarafında mı yoksa çöksün diye dua edenler tarafında mı olalım?

-Köprüleri, yolları yapanlar tarafında mı yoksa karşı çıkanlar tarafında mı olalım?

-Dünyanın en büyük havalimanını yapanlar tarafında mı yoksa karşı olanlar tarafında mı olalım?

-Paramızı değerlendirenler tarafında mı yoksa değerlenen paramıza bela okuyanlar tarafında mı olalım?

-IMF’ye borçlu olarak mı yaşayalım yoksa bağımsız olarak mı?

-Seçimden sonra istikrar mı koalisyonlar mı? Anayasa kitapçığı fırlatanlar tarafında mı yoksa ortak Anayasa da uzlaşan taraftan mı?

Tek başına iktidar mı, koalisyon mu veya azınlık mı?

Seçimden önce her şey olabilir. Şeklinde açıklamalarda bulunmuştuk. İfademiz demiştik ki; sandık bu…

Vatandaşın iradesine kalmış. Daha doğrusu vaadlerin yapılabilirliğine ve siyasi güvene dayanan bir oy gücüne bağlı…

Ancak hala kararsızların belli bir çoğunlukta olduğunu görüyoruz.

Yüzde10-15 oranında kararsız bir seçmen var.

Anketler yapıldı…

Her hafta anket yapıldı…

Kararsızların kararsızlığı önemli bir oranda.

Kararsız seçmeni kim nasıl etkileyecek.

Sonuç Olarak

-Ben değil biz diyebilen, toplumun ve tabanının taleplerine karşılık verebilen, topluma genel çözümler üretebilen siyasi idareye bir uyarı dürtüsünden sonra güven tazelemenin sonucudur.

-İstikrar

-Barışa ve güvenliğe atılan umut muştuları seçim sonuçlarının göstergeleridir.

-Seçmen; Avrupa ülkelerinin hayalini bile edemediği büyüme oranını gözönüne getirdi. Ak Parti’nin iktidarlık döneminde ülke devasa bir büyüme kaydetti, özellikle de sanayi ve inşaat sektöründe. Ak Parti karşıtları bile şunu kabul ediyor: Evet, yol yaptı, metro da yaptı. Okul kitapları ücretsiz. 18 yaşından küçük olan herkes otomatikman sağlık sigortasına sahip oldular.

-Dolayısıyla son on üç yılda Türkiye’yi daha farklı, belki daha iyi bir ülke haline getirildi.

-İnsanlarımız bütünleşme ve uzlaşma isteği seçim sonucun da yine vurgulandı. Ülkemizde farklı kesimler ve düşüncelerin ortak akılda bütünleşme isteği vurgulanmış oldu.

Artık halkımız gerilim, şiddet değil, uzlaşmak, birlikte yaşamak istiyorlar, Somut proje ve gençlere iş imkanı istiyorlar, daha doğrusu geçinebilmek için bazı vaatlerin gerçekleşmesini istiyorlar.

REKLAM ALANI
Bir Yorum Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.