Okullar kapandı, küçük sabi çocuklarımızın okul bahçelerini şenlendiren kuş sesi cıvıltıları cami avlularına ta-şındı… anne babalarının dahi bir yerde beş dakika sakin oturtamadığı ele avuca sığmayan enerji dolu afacanlar onlar, hepsini toparlayıp saldık mahalle camisinin avlusuna, imam efendiye Allah kolaylık versin, Allah sabır versin.. Eee Allah yolunda çilesi büyük olan işlerin mükâfatı da büyük oluyor ve hocalarımız da bunu bildikleri için kendi çocuklarına dahi gösteremedikleri sabrı mahallenin çocuklarına göstermekte pek zorlanmıyorlar olsa gerek, değilse o kadar sese ve gürültüye katlanmaları mümkün olamaz…
Hocalarımız onlara en sevimli ve sevdirici şekilde öğretecekler namaz surelerini, her akşam eve dönüşte öğ-rendiklerini büyük bir gururla okuyacaklar sizlere, sizler onları bağırlarınıza basıp yanaklarından öpeceksiniz… Ama çocuk bu, bir gün gelip yetmeyecektir bu ilgi; zor gelmeye başlayacaktır camiye gidip gelmek, bu ilgiyi biraz artırmak camiyi biraz daha sevdirmek, meseleyi biraz daha ciddiye almak ve de zaten monoton geçen bir okul döneminden sonra meseleyi biraz daha ilginç kılmak için bir çağrıda bulunmak istedim size. Bu çağrıyı hayra davet olarak da algılayabilirsiniz, öylede zaten…
Efendim çağrım hali vakti iyi olan iş adamlarımıza, büyük kuruluşlarımıza, Pankobirliğimize, Ticaret Odamıza, Borsamıza, Belediyelerimize, her köy camisinde, her mahalle camisinde temel dinî eğitimlerini almakta olan bu sabi çocuklarımıza biraz destek vermeleri, destek derken cami imamı ile organize yapılabilecek bir şey bu. Me-sela hoca efendimizin çocuklara bir çikolata ikram etmesi, ders aralarında birlikte yaptıkları birer bardak tuzlu ayran ikram etmesi, limonata ikram etmesi gibi küçük ikramlarla hayır sahibine büyük kazançlar sağlarken o ele avuca sığmaz afacanlara camiyi sevdirmek, hocayı sevdirmek, hani yabancı filmlerde papazlar çocuklara hep iyilikte bulunur, kendini sevdirir ya temsilde hata olmasın işte onun gibi bir şey, çocuk filmleri çekip hocalarımızı hacılarımızı yıllarca bize kötü lanse ettiler, bizse hep seyrettik seyirci kaldık. Küçük de olsa bir şeyler yapmak hiç yapmamaktan iyidir…
Ben çok dinledim, “Küçükken babam beni camiye götürürdü. Bir gün camide bir adam beni bir kovaladı, sonra soğudum, bir daha da gitmedim” diyeni. Hepinizin hafızasında buna benzer hikâyeler vardır…
İçinde bulunduğumuz zaman dilimini ve şer ocaklarını, şer odaklarını hepimiz biliyoruz. Selin önünden ne kurtarabilirsek kâr, değilse bir nesli umursamazlığımıza feda ederiz de çok geç farkına varırız…
Sadece haramı helalı öğrenseler bile yeter, bu onların gelecekteki yol işaretleri olacaktır, hani yolların sağın-da solunda kedi gözleri vardır ya, son sürat giden sürücülere yoldan çıkma diye işaret verir ya, inanın o yumur-cakların şu an öğrenecekleri ileride o kedi gözleri gibi İslam’ın yol çizgisini gösterecek ve yoldan çıkarak hem bu dünyada hem öbür dünyada başlarını belaya sokmayacaktır….
Geçen gün Taşkent’ten Konya’ya kadar yolculuk yaptım, bir cami önünde, bir petrolde, bir de dinlenme ye-rinde durdum, kullandığım arabanın arka koltuğunda bilgisayarım vardı. Konya’ya geldim yok, arka bagaj açıkmış, bilgisayarında değilim, içinde bulunan onca hikâyelerim senaryolarım gitti ve yaklaşık iki yıldır üzerinde çalıştığım ve veda hutbesini 13 film hakkında senaryolaştırmaya çalıştığım emeğim gitti. Niçin satsan dört beş yüz edecek bir bilgisayar için, yıllardır biriktirdiğim oyuncu listem gitti, kaş göz arasında haramı helâlı bilen birisi bunu yapar mı, ama öğretilmediyse yapar…
Bu çocuklar yarın büyüyecekler, onlarla birlikte hırsları da büyüyecek, ihtiyaçları da artacak… Belki de kötü alışkanlıklar edinecekler ve bir gün sizin arabanızdan, ya da avlunuzdan ya da ne bileyim işyerlerinizden bir şeyler götürmek için kilidinizi zorlayacaklar… Hırsızlık yapan çocukların geçmişine bakar iseniz bu haram helal bilgisinin eksikliğini göreceksiniz ve bu ayıp sadece hocalarımızın değil, sadece öğretmenlerimizin değil, bu ayıp hepimizin diyorum ve karınca kaderince sizlere seslenmeye çalışıyorum ve diyorum ki denize bir taş da siz atın balık da bilir, Halik de…