Reklam
Reklam
Anadolu Günlük Gazetesi -

Barış Dili Türkçe Ve Taksim Olayları

Nurettin Özel
Nurettin Özel
  • 25.06.2013

Türkçe Olimpiyatlarının 11. si yapılıyor. Bu organizasyonu yapanlara, sponsorlarına ve emeği geçen herkese binlerce defa teşekkür… Olimpiyatların “Barış Dili Türkçe” sloganı beni çok mutlu etti. Kendi ülkemizde sen – ben kavgasından ellerimiz birbirimizin gırtlağında iken dünyanın dört bucağından toplanıp gelen çocuklar bize mutluluk şarkıları söylüyorlar, esprili skeçler oynuyorlar ve bizi güldürmeye çalışıyorlar. Bize diyorlar ki “bırakın kavgayı bizim gibi birbirinizi sevmeyi öğrenirseniz. Kavga edecek bir şeyiniz kalmaz!” diyorlar..

Bu konu bana Hz. Mevlana’dan nakledilen bir hikayeyi hatırlatıyor. Hz. Mevlana ile dervişleri bir gün sokakta giderken yol kenarında birbirinin üzerlerine başlarını koyarak yatmış sıcak bir aile ve kardeşlik havası sergileyen köpek yavrularını görünce dervişlerden biri “Efendim ne kadar samimi bir dayanışma bu. Ne büyük bir muhabbet bu!” deyince Hz. Mevlana kasaptan bir parça et getirilmesini istemiş. Getirilen eti köpek eniklerinin ortasına atınca muhabbet içinde uyuyan yavrular birbirlerinin gırtlağına sarılmışlar eti kapmak için…
Günümüzde de tüm kavgalar menfaat ve rant paylaşımından çıkmıyor mu. Küçük payı alan büyük payı alanın ensesinde ve de bütün gücüyle saldırıyor… Paydan nasibini alamayanlar ise iki taraf olmuş, onları hayretle ve merakla seyrediyor ve herkes kendi tarafını alkışlıyor…

Üstad Necip Fazıl Kısakürek’in dediği gibi, “Bir kişiye tam dokuz, doz kişiye bir pul” Bu taksimi kurtlar kuzulara yaparlar mı bilmiyorum, ama biz insanlar yapamıyoruz ne yazık ki. Gücü yetenler bu rant savaşına katılıp kazanılan ganimetten aslan payını almaya çalışıyor…

Bu hırs, bu inat bizde olduktan sonra bu kavga daha çok sürer. Henüz her şey bitmeden bu dünyanın dört bir yanından gelen ve kardeşlik türküleri söyleyen çocukları örnek alıp kendimize bir çeki düzen verelim. Yeniden en tabandan en tepeye ellerimizi birbirine kenetleyip bir kardeşlik zinciri oluşturalım. Hz. Mevlana’nın örneğindeki gibi hırs, menfaat ve rant unsurları bizi bölüp parçalamasın…

Bu çocuklar kardeşlik şarkıları söylerken aslında bizlere bunu söylemeye çalışıyor, değilse Türkçemiz ile bütün dünyada barışı sağlarız belki, ama kendi içimizdeki kavgalar sürer gider….

EN İYİSİ TAKSİMİ TAKSİM EDİP KURTULMAK!
Taksim Gezi Parkı hadisesinde hava biraz yumuşar gibi olsa da, sakın buna kanmayın, çünkü muhalefet ve marjinal gurupların “denize düşen yılana sarılır” hesabı, can simidi gibi tutundukları ellerine geçen bu Taksim işini kolay kolay bırakmayacakları kesin. Çünkü üç beş adım ileride yerel seçimler var ve hükümetin ayağına takıp çekecekleri böyle masum ve sağlam bir ip bulmaları mümkün değil.

Yargı yürütmeyi durdurmuş, polislerimiz daha temkinli olsalar da, hükümet referandum dese de, Taksim direnişçileri kılıçlarını abalarının altına gizlese de bu çıban kolay kolay kapanacağa benzemiyor. İşin işinde her işimizde olduğu gibi oyunu karıştırmak isteyen bir alicengiz oyunu var ve bunu da herkes dillendiriyor…

Başbakanımızın bu denli işin içine girmesi ise bir başka sorun. Yurt dışında olduğu zaman bu konuyu enine boyuna düşünme zamanı oldu sanıyorum. Düşüşün de hava alanında kendini karşılayan topluma yaptığı konuşmada Taksim İstanbul Büyükşehir Belediyesinin sorunu, belediye meclisi karar almış, bir proje çıkarmışlar ve şu anda bu projeye tepki gösteriliyor. Encümenler tekrar toplansın kararlarını gözden geçirsinler, olmadı İstanbul halkına sorsunlar ve işi neticeye bağlasınlar deyip işin içinden çıkıp uzlaştırıcı bir büyük olarak işin içine girebilirdi, ama bu yapılmadı, yapılamadı…

Üstüne üstlük bu bir hükümet meselesi, bir rejim meselesi haline dönüştürülmeye çalışıyor ve bunu da herkes bilirken hâlâ yangına körükle gidiliyor. Hükümet kanadı da muhalefet kanadı da tabanı ayağa kaldırmak için amigoluk yaparcasına hararetli demeçler veriliyor…

İşin garip tarafı Taksim için Türkiye’nin her tarafında yürüyüşler yapılıyor, tencere tava çalınarak taksimi vermeyiz deniliyor, benim jeton biraz geç düştü, bu taksimde mademki bütün halkımızın hakkı var, hani derler ya tüyü bitmedik yetimin hakkı var, o zaman İstanbul’da belediye encümenleri bu işe ne karışır kardeşim, yetmiş beş milyon mu yetmiş altı milyon mu bölün Taksimi yetmiş altı milyona, verin milletin eline tapusunu, artık kaç santimetrekare düşerse herkes yerine sahip çıksın ve ister ağaç diksin, ister gül fidalasın isterse nadasa bıraksın. Mesele bu kadar basit, ha tapu bölünmeye paylaştırılmaya müsait değilse izale-i şuyu yoluyla satışa çıkarılsın ve herkese parası dağıtılsın…

Şaka bir tarafa Taksim olayı bir kar topuna dönüşerek gittikçe büyümeye gebe, İstanbul ve iktidar üzerine yuvarlanan bir top bu. Kar topunun yumuşaklığına kanmayın sakın, içinde taş var çünkü ve düştüğü yerde büyük tahribat yapabilir. İstanbul’u parçalayıp düşmesine sebep olabilir….

YAZARIN SON YAZILARI
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.