Bu Taksim Gezi Parkı olayı, söz dağarcığımıza bir cümle daha atmamıza sebep oldu: “Duran adamlar.” Buna benzeyen epeyce cümlemiz vardı zaten, ama bir de “duran adamlar” eklenince bu konu tamam oldu sanıyorum. Ancak belli olmaz, “duran adamlar”, “göbeğini kaşıyan adamlar”, “oturan adamlar”dan sonrasında bakarsın tek ayaküstünde duran adamlar ya da “amuda kalkmış adamlar” ya da ne bileyim düşünen adamlar gibi yeni adlarla konu tekrar gündeme gelebilir…
Duran adamlara bir sözüm yok istedikleri kadar dursunlar taksimde, işim olursa selam verip geçer giderim aralarından, ama benim meselem durmayan adamlarla… Duran adamların bu durmayan adamlardan haberleri var mı yok mu bilmiyorum, ama ben bu duran adamlar için ve de düşünen adamlar için bir alıntı yazı aktaracağım size, okuyun, düşünün ve ne olur bu durmayan adamları durdurun, gücünüz yetiyorsa tabi…
17 Haziran 2013 tarihli Star Gazetesi’nde Yiğit Bulut’un köşe yazısında kaleme aldığı “Türkiye hakkında korkunç deneme” adlı yazısından söz ediyorum size, su uyur düşman uyumaz misali, bu durmayan adamların korkunç yüzlerine ve olayların arkasındaki gerçeklere tekrar göz atmanız için Yiğit Bulut’un yazısını aynen aktarıyorum:
Türkiye hakkında KORKUNÇ deneme…
Birazdan okuyacağınız sa¬tırları paylaşmak paylaş¬mamak konusunda çok düşündüm… Detayları bilip ge¬reğini eldeki imkânlar ile yap¬mak ve açıkça herkese aktar¬mak ayrımında kaldım ve so¬nunda özel isimleri saklayarak sizlere sunmaya karar verdim… Bu rapor ve eylem planı, iki Avrupa ülkesinin istihbarat servislerinin bir üniversite ile birlikte hazırladığı “2009 Türki¬ye…” başlığını taşıyor ve maale-sef üzülerek görüyorum ki; “ka¬setle genel başkan düşürme¬den”, finansal manipülasyonlara hatta “güvenlik güçlerine Hükü¬meti dinlemeyin” çağrısına ka¬dar, hazırlık ve aksiyon planları detaylandırılıyor…
Sevgili dostlar, işte 2009 yılında “neler yapacaklarını” ve NEDEN YAPMAK İSTEDİK¬LERİNİ anlatan istihbarat se¬naryo çalışmasının paylaşılabi¬lecek bölümleri, okuyun ve bu¬günleri bir daha gözden geçirin;
“…Türkiye, 2009 başı iti¬bariyle özellikle IMF ilişkisinin kesilmesi sonucu kontrol edile¬mez bir noktaya kaymış, belirle¬nen yeni hedefler ve alınacak önlemler doğrultusunda uygu¬lanabilecek senaryolarda yer alacak paramiliter ve sivil un¬surların yeniden gözden geçiril¬mesi zorunlu hale gelmiştir…
Son 300 yıldır hiçbir İs¬lam ülkesinin etkin ve aktif ol¬masına izin vermeyen emperyal stratejimiz, Türkiye’nin bu inisiyatifi ele geçirmesine de asla izin veremez… Türkiye’nin bu çıkışı ve durdurulmadığı takdirde gidişatı küresel emperyal denklemi bozabileceği gibi, varlıkları tamamen emperyal odaklarımız tarafından yönetilen İslam ülkelerini de, akıllarında olmayan yeni bir yola itebilir…
Bu gidişat, varlıklarımız ve etki alanlarımız için bütün denklemlerin yeniden tanım¬lanması anlamını taşıdığı gibi DÜNYA DENKLEMİ açısın¬dan da kabul edilemez… Bu ça¬lışmada kullanılacak kriterler, Güney Amerika ülkelerinde dikkate alınan OPFOR kriter¬lerinden farklı olup, Orta Do¬ğu ve Türkiye veri birikimleri dikkate alınacaktır…
Bu bağlamda;
– Türkiye’nin ekonomik büyümesi ve siyasi bağımsızlığı rahatsız edici olup, emperyal çıkarlarımız için kabul edile¬mez bir dayatmaya dönüşebilir,
– Ekonomik bağımsızlık ve özellikle petrol ve gaz arzına ulaşımdaki coğrafi üstünlük, oluşabilecek bir BAĞIMSIZ¬LIK bilince ile birleşirse ciddi bir sorun yaratacaktır.
– Devam eden iktidarın, özellikle işbirliğine-dayatmaya müsait olmayan liderin psiko¬lojik profilinin de değişmeyece¬ği düşünülerek ve dünya ör¬nekleri dikkate alınarak, 10. Yılına girmeden sonlandırılması, oluşabilecek bir ekono¬mik ve siyasi bağımsızlık bilin¬cinin kamuoyunda itibarsızlaştırılması ve özellikle sivil unsurların güçlü ha¬le getirilmesi gerekmektedir,
1. Etapta hazırlık çalışma¬sı kapsamında;
– Emperyal çıkarlarımız ile ortak hareket edecek iç ser¬maye guruplarına X, Y, Z ülke¬lerindeki varlıkları da dikkate alınarak, yeni imtiyazlar sağ¬lanması ve bağlılıklarının, ora¬da uğrayabilecekleri zararın fazlasıyla telafisi ve yeni avan¬tajlar sağlanarak, arttırılması
– Ülke sermaye piyasası endeksi içinde “endeks ağırlı¬ğını oluşturan hisse senetlerin¬de” küresel fonlarımız aracılı¬ğıyla varlık toplanılması,
– Kamuoyu önünde, za¬manı geldiğinde uyandırılmak üzere, güçlü figürler oluşturul¬ması veya var olanlar ile işbir¬liği imkânlarının araştırılması ve kesinlikle sağlanması,
– Beraber çalışılacak ka¬muoyu figürlerinin internet ve sosyal medya varlıklarının ve etki alanlarının güçlendirilme¬si, gerekirse yazılımlar vasıta¬sıyla alan oluşturulması,
– İşbirliği yapılan medya kuruluşları ile sivil toplum ey¬lemi görünümlü “olağanüstü hal senaryolarının” yeniden gözden geçirilmesi ve “iliştiril¬miş medya mensupları” ile fizi¬ki temasın arttırılması,
– İşbirliği yapmayan güçlü figürlerin kazanılması, kazanılamadığı durumda, özellikle kurumlara ihtiyaç varsa, başındaki isimlerin itibarsızlaştırılarak ye¬rine işbirliği yapacak veya çeşitli unsurlar ile kontrol edilebilecek isimlerin getirilmesi,
2. etap eyleme geçiş çalış¬ması kapsamında;
– Toplumun sinir uçlan tespit edilerek, oluşabilecek po¬tansiyel çatışmaların önceden rapor edilmesi,
– Bu çatışma potansiyelle¬ri üzerinden uyuyan hücrele¬rin harekete geçirilmesi,
– Çatışma dinamiğini kö¬rükleyecek dezenformasyonun sağlanması,
– Operasyonlar başladık¬tan sonra, Devlet ile Hükümet, Hükümet ile Güvenlik Güçleri arasında psikolojik duvarların oluşturulması,
– Operasyonlarımıza karşı operasyon yürütenlerin, ilişti¬rilmiş medya unsurları tarafın¬dan İTİBARSIZLAŞTIRILMASI,
– Kamuoyunda güçlü fi¬gürler tarafından güvenlik güçlerinin ulusal toplum ile korkutulması ve “emirlere uy¬mayın çağrısının” yapılması¬nın sağlanarak, Hükümetin müdahale gücüne psikolojik harekât unsurları ile darbe vu¬rulması,
– Güvenlik güçleri ile hal¬kın aynı tarafa psikolojik ve bi¬linçaltı unsurlar kullanılarak transfer edilmesi ve Hüküme¬tin yalnızlaştırılması… ”
Sevgili dostlar, daha fazla bir şey yazmama, herhangi bir yorum yapmama gerek var mı? Aklımda bazı sorular kaldı, sizlerin de mutlaka kalmıştır?
UYAN TÜRKİYEM LÜTFEN UYAN!
Yiğit Bulut’un paylaşabildiği bu kadar, paylaşamadıklarını da çok merak etmeyin çünkü bu durmayan ve durdurulamayan adamlar diğerlerini de sahnelerde ve de sokaklarda sergileyerek size gösterecekler, bundan hiç şüpheniz olmasın…