“Şimdi bizim pratik planda yapmamız gereken en mühim iş, fikir sosyetesi oluşturmak ve… Aydın sınıf doğumunu gerçekleştirmek; gerçek aydınları yetiştirmek ve su kabaklarını çiğnemek… Ve kültür ocağı esprisini yerine getirecek kitabevlerini kazalara kadar sirayet ettirmek… Ve üzüm salkımı gibi, üflenen keyfiyeti bulunduğu yerde müşahhaslaştıracak bir yapılanma içinde, merkeziyetçi ve mahalli bir gidiş geliş arasında yapılanma ki; adeta binlerce ada… Nasıl başa çıkılsın ki?.. her biri ‘kendinden zuhur’ diyalektiğince, kendinden hareketli…”
Mütefekkirin, Necip Fazılla Başbaşa eserinde söylediği “fikir sosyetesi” meselesi “yüceler kurultayı”na bakan cephesiyle en mühim meselelerden biri. Yine mütefekkirin başka bir eserinde dediği gibi “Her ihtilâl bir sınıfa dayanmıştır. İslam ihtilâlinin dayanacağı sınıf ise aydınlar aristokrasisidir.” İfadesi, aydın sınıf doğumu olduğu andan itibaren ihtilal için birçok şey hazırdır manasına geliyor.
Dr. Nevzat Şipleme’nin Başyücelik idealini sürekli gündemde sürekli gündemde tutmak gerekliliğini vurgulayıp bu konu hakkında çıkardığı “tekbirin nizamı –başyücelik notları-“ eseri okunması gereken bir eser olarak duruyor..
Sözü geçen kitapta “Fethe Aç Anadolu” başlığı ile değinilen mevzu bizim dört arkadaş olarak Merkez üssü olarak Konya’yı seçtiğimiz ve –inşallah- kazalara lkadar sirayet edecek olan Şark-ı Kebir Kitabevi fikrimizi perçinler niteliktedir…
Daha sonra mesele Mütefekkirin “kalk” emrine gösterilen liyakata geliyor… Mütefekkir en yukarıda verdiğim pasajda bize “Kalkın!” demiş. Bizde kendi şuur seviyemizce, beklide en müşahhas manada kalkmışız yada kalkmanın şartlarını temine çalışıyoruz ve yahut neden kalkamadığımızın izahını yapıyoruz. Ancak Mütefekkirin “Kalk!” ihtarına papağanvari olarak “kalk” diye karşılık veren Dr. Nevzat Şiplemenin tabiriyle kitap okumaktan fikir zehirlenmesi yaşayanların ve en büyük aksiyonu tenkit yazısı yazmak olanların bizleri desteklemek yerine “asalak” diyerek iştiyakımızı kırmaya çalışmaları anlaşılmaz derecede abes…
Velhasıl kelam, Sedat Bulut Abimizin söylediği bir cümleden bir duaya yol bularak bitirelim..
“Her şey ‘söz’le yaratılmışken, söz söylemeyi kolay mı sanıyorsunuz.” Mütefekkirin sadece 1 paragrafı, Konya’da bir kitapçı, inanmış dört adam, ve onlarca gence sirayet etme gücü varken; 150 ciltlik Büyük Doğu-İBDA külliyatı neye namzet? Dünyanın fethi?..