Türkiye Kuşatıldı mı? – Ayşe Büşra Erkeç

Yayınlama: 17.06.2013
Düzenleme: 22.04.2015 18:17
1.152
A+
A-

Türkiye Kuşatıldı mı?

“Eğer o bir yalancı ve komplo takıntılı birisi ise yalanı kendi aleyhinedir ve sonunda onu rezil edecektir. Yok, eğer iddialarında doğru ise o ve vaat ettiği musibet ve felaketlerin bir kısmı bile size dokunsa, bu sizin mahvolmanız demektir” (Mü’min: 28)

Kalem, eğer hakkı üstün tutup batılı yeksan etmiyorsa, basit bir tahta parçasıdır. Kalem, eğer kelama dönüşemiyor ve doğruyu yazmaktan beri tutuluyorsa, o basit bir oyuncaktır. Kalem, şayet fikirlere dönüşemiyor ve batıl karşısında silah haline dönüşmüyorsa, o sadece basit bir düello aracıdır.

Son günlerde Türkiye’nin içine düşürülmek istenen olaylar karşısında ayıklanmaya başladık. Medya mensubundan, sanat camiasına, vatandaşından üst düzey yöneticisine, çocuğundan yaşlısına kadar, hepimiz tedirgin olduk ve sınanıyoruz. Bu sınanmalar sorulara dönüşüyorsa, kazançlı çıkan bizleriz çünkü sorunlar huzursuzluğu, sorular ise kurtuluşun habercisidir.

Ne olacak böyle, neden bunlar yaşanıyor ve ne anlama geliyor?

Anlam, insanların sorular içinde bocalamasından öte sarsıp kendine getirmiyorsa pek önem ihtiva etmez. Getiriyorsa o anlam karşısında kargaşadan uzak bir bakış açısıyla yeniden yorumlarız olayları. Başka kendimizi, kimliğimizi ve edindiğimiz kanılarımızı. Bu kanılardan yola çıkarak ortaya konan başka bir önemli mevzu daha vardır ki bu da bizi biz yapan fikirlerimizdir.

İstesek de istemesek de hepimiz siyasi bir olay döngüsünün içerisindeyiz. İstesek de istemesek de hepimiz bir akıma karşı sürükleniyor ve sürüklendiğimiz bu akımın bizi nerelere götürdüğü konusunda belirsizlikler yaşıyoruz. Savunduğumuz şeyler, edindiğimiz bilgiler ve okuduğumuz fikri yazılar bizi bu oluşuma hazırlayan dokümanlar olarak karşımızda duruyor. Bir gün bir yazı okuyor o yazının akımına kapılıyor bir ideolojiyi savunur hale gelebiliyorken, ertesi gün başka bir yazı bizi bambaşka oluşumların eşiğine sürükleyebiliyorsa biz, akıntıya yelken açmışız demektir.

Oysa inancı sağlam insanlar, akıntıya karşı direncini kaybetmez.

Bizler köklü bir yapının ve tarihin içinden gelen köklü bir inancın kırgın çocuklarıyız. Ve kırgın çocuklar tarihin sayıları arasında kendi öz kimliğinden uzaklaştırılma savaşı içinde bocalıyor şimdi. Terk edilmenin eşiğindeyiz. Ya kendi tarihimizin köklü inancını ve zırhını yeniden kuşanıp güçleneceğiz veya yaprakları koparılmış bir tarihin dallarında, yaşam ve ölüm savaşı vereceğiz.
Hüzünlerimiz karanlık insanlar tarafından artırıldı, lakin özümüzde sakladığımız o saygı ve inanç karanlığı boğacak ve dünya Allah’ın izniyle aydınlanacak.

Bize düşen ise bu noktada önceliklerimizi belirlemek. Vatan ve millet sevgimizi diri, dolduruşa ve komplolara karşı benliğimizi kapalı tutalım. Nasıl mı? Her türlü yayın organını elbette takip edelim, lakin kararı maşalara değil, vicdanımıza bırakalım.

Gün gelecek ve Tarihin kahraman çocukları, yani bizler kazanacağız! Bu Allah’ın vaadidir.

Prof. Dr. Necmeddin Erbakan Hoca; “Bir olayı anlamak istiyorsanız fotoğrafa değil, videoya bakacaksınız” diyordu. Bize sunulan fotoğraflarla yorum yapacak olsaydık çoktan birbirimizin gırtlağını sıkan bir millet haline gelmiştik. Oysa bizler asırlardır birçok etnik grupla yaşamayı öğrenen ve birbirine saygı duyan asil bir milletiz.

Türkiye kuşatılsa da biz, bizi ve değerlerimizi, kardeşliğimizi ve tarihimizi boca etmek isteyen şer odaklarını bile merhametimizle Hakkın neferleri haline getirecek potansiyele sahibiz.

Artık korkmuyoruz! Çünkü Allah’ın merhameti hepimizi kuşatıyor…

REKLAM ALANI
Bir Yorum Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.