Tebessüm Medeniyeti

Yayınlama: 20.08.2014
Düzenleme: 22.04.2015 17:11
1.180
A+
A-

Başucu kaynağımız “gülebilmek”

“Asık suratlı olmak her işi aksatır.”

Gülümseme yan tesiri olmayan bir haptır, sık kullanın.

“Bir varlık olarak medeniyetin de kana ihtiyacı vardır, o kan ise gülebilen insanlardır.”

Alman Dr. Heiner Uber “Gülme Prensibi” kitabında gülmenin sağlığa olan olumlu etkilerini sıralarken, yine Türkiye’den Doç. Dr. Müjde Ker, 10 dakika gülmenin aynı sürede yapılacak kürek çekmeye eşit olduğunu ve insanların sadece gülerek kilo verebileceklerini ifade ediyor.   Sağlık sorunları olan insanların hem kendi iç dünyaları hem de dış dünyaları ile olan ilişkilerinde önemli iletişim sorunları yaşamakta olduğunu gözlemlemekteyiz. Gülmeyen bireylerin yaşadığı evlerden tutunda gülmeyen insanların hizmet ürettiği tüm sektörlerde çözümsüz diye adlandırılan sorunlar ortaya çıkıyor. Aslında başarının ve güçlü olmanın en önemli cevabı gülme eğitiminden geçmiş olmak. Tabi ki gülmenin bir mektebi, kursu yok. Her işte olduğu gibi; en büyük okul, eşsiz donanımları ile yeryüzüne gönderilen insanın “ta kendisidir.” Yunus’un dediği gibi “kişinin kendisini bilmesi” bütün sorunları çözüme kavuşturan en önemli ilaçtır. “Dertleri veren Rabbim dermanını da vermiştir” söylemi herkesin aşina olduğu bir ifadedir. Dertlerimize derman ararken tabi olarak duadan, doktordan ve doğadan yararlanmalıyız ama öncelikle “kişi kendi kendinin doktorudur” ifadesinin başucu kaynağı olarak “gülebilmeyi” idrak ederek, kendimizden yararlanmalıyız. İliklerine kadar tebessüm edebilen bir insanın hastalıklarla baş etmesi Allah’ın izniyle kolaylaşacaktır. “Hiç yaşını göstermiyor” cümlesinin muhatabı olan insanlar aslında ömürleri boyunca “gülmeyi” ve “gülüp geçebilmeyi” başarabilmiş insanlardır.

Yaşadığımız çağın temel sorunu stres ve stresin devamında ilaçlarla geçen bir ömür ve bu ilaçların ürettiği fiziksel ve ruhsal olarak yıkık bir insan gerçeği devamında yıkık, tükenmiş bir toplum yapısı meydana gelmektedir. Yıkık bir toplum ise, ticaretten sanata hayatın her alanında yitik kalmaya mecburdur. Ekonomi haliyle teknoloji ve sanat gücü olmayan bir toplumdan da bir medeniyet kavramı çıkamayacaktır. Medeniyetin içinde medeniyetten uzaklaşan bir toplumun ana sorununun gülmemek olduğu sonucuna varabiliriz.

Tüm bunlardan, ticari olsun ya da olmasın tüm kurumların “gülümseme” özelliğini iyi bir kurum imajı oluşturma yönünde kullanabileceğini ifade edebiliriz.  Kurumsal kimliğin üç ana kimlikten oluştuğunu ifade eden Ak’a göre (1998:17) üçüncü kimlik olan, firmanın kendi içindeki çalışanları veya müşterileri ile nasıl iletişim kuracağını belirleyen “Davranış Kimliği” kapsamında tebessüm davranışını konumlandırabiliriz.

Böylelikle teknolojiye sıkışıp kalan sanal tebessüm ifadelerini (smileleri) sadece paylaşım olsun diye sanal ortamlarda paylaşan değil; gerçek hayatın içinde gerçekten gülebilenlerden oluşan bireylerin ve kurumların oluşturduğu olumlu bir imaja sahip kamunun varlığından söz edebiliriz.

Hem bireylerin hem de kurumların kurumsal imajlarına katkı sağlayacak bir öneri olarak: imajın gözler aracılığıyla oluştuğu bilgisiyle gözlerimizin en çok değdiği yerlere, başta kapı zillerimize olmak üzere, ayrıca gündelik eşyalara da cep telefonlarımıza, çalışma masalarımıza, kitaplıklarımıza, tabletlerimize, laptoplarımıza, duyuru panolarına, çiçek saksılarına, aynalarımıza, mutfak dolaplarına, buzdolabına, çantalarımıza vb. yerlere “gülümseme” ifadelerini, şekillerini koyabiliriz.

Kynk: AK, Mehmet; Kurumsal Kimlik ve İmaj, Halkla İlişkiler ve Grafik Sanatları Dizisi, İstanbul, 1998.

REKLAM ALANI
Bir Yorum Yazın

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.