Bir Ramazan Günlüğü
Ramazan üzerine yazılabilecek türlü türlü kelimelerinde kullanılabileceği çok edebi metinler olmasına rağmen, şehrin ramazan gündemine ve günlüğüne dair birkaç satır yazmak istedim.
Geçtiğimiz Perşembe günü seccade-sefertası Adeviyye Müdafaası başlığında tüm Türkiye’de olduğu gibi Konya’da da her Meydan Rabiatul Adeviyye şuurunu hissedebilmek adına birkaç bin insan iftar, teravih ve teheccüd ibadetleri ve duaları eşliğinde Hükümet Meydanında buluştu. Ülkemiz adına, Ramazanın manevi kimliğine yakışır güzel bir etkinlikti. “Müslüman Müslüman’ın kardeşidir ve dostudur” şuurunun hissedildiği böylesi etkinliklere hem Türkiye hem de Konya Halkı zaten alışık olmakla birlikte,bu gibi manevi ortamlara katılım sayılarının artması ancak güzel bir dua olur.
Dünya Müslümanlığı değişik ülkelerde, değişik sebeplerle imtihan halinde. Kimi yerlerde maddi silahların kurşunların kullanıldığı, ölenlerin inşallah adı belli gazi-şehit olduğu bir tablonun yanında bir de manevi hastalıklar ve BOŞANMA imtihanı ile başı dertte olan bir İslam Ümmeti var. Boşanma belasının ciddi manada rahatsız edici rakamlara ulaştığı Türkiye İslam Coğrafyasında bu hususa yönelik daha bilinçli ama İslam bilinci ile bilinçlenmiş hareketler ve adımların hem halk tarafından hem de Hükümet tarafından atılmasının vakti geldi de geçiyor. İslam ümmetinin çokluğu hem sayısal hem de manevi büyüklük olarak Boşanma virüsünün hızla yayılmasından dolayı büyük tehlike altında. İslami hassasiyeti olan insanların özellikle çok anlamsız sebeplerle kolayca boşanabilmeleri büyük psikolojik ve sosyolojik sıkıntıları da beraberinde getiriyor. Sadece devlet kanalı olan TRT’de belgesel tadında yapılan uzun ömürlü evlilik hikayelerinin anlatıldığı programlar günümüz Türk ve İslam Halkının boşanmalarına engel olabilecek çabalar asla değildir. Evliliğin magazinleştirildiği evlilik programlarından bir an evvel kurtulmakla birlikte evliliğin gerçekten ne kadar ciddi bir birliktelik olduğunu anlatan değil bangır bangır bağıran projelerin- programların bütün kurumların ve kişilerin katkıları ile yapılmasının zamanı geldi geçiyor bile. Sadece kadını değil hem kadını- hem babayı hem de çocukları ve dede-nine ve diğer akrabaları ayrıca komşuları da içine alan sağlıklı yuva ve evlilik adına hükümet büyük kararlar almalı. İnternette kapatılması gereken siteler varsa kapatılmalı sadece çocuklara değil büyüklere de ülke olarak filtreler konulmalı. Bu internet ve televizyon gerçekten fazlasıyla denetlenmeli ve kesinlikle kısıtlanmalı. Türk- Müslüman aile yapısına aykırı olan tüm tv program ve dizileri ile internet siteleri kesinlikle devlet eliyle denetlenmeli, yayın izni verilmemeli. İnsanoğlu sınırsız özgürlük yüzünden başına büyük belalar sardı, ve insan sürekli ayağı kaymaya meyilli bir varlık olduğu için nefis denilen mekanizma ve şeytan işbirliği ile çok basitçe raydan çıkabiliyor. Bu raydan ve yoldan çıkmalarda büyük manevi yıkımlara sebep oluyor. En büyük problem ise aile kavramının da yok olması. Herkesin elinde bir telefon var ve o telefonun açmadığı hiçbir şey yok. Sadece konuşmak için değil, özellikle silah olarak kullanılan bir telefon çağındayız. Elimizde, cebimizde, çantalarımızda bombalar taşıyoruz. Sürekli bombaların arasında bir yaşam nereye kadar hayatına devam edebilir? Ülke insanı olarak gerçekten azdık ve sınırları aştık. Rabbim daha büyük yok oluşlardan bizleri korusun. Ama bizlerde kullar olarak çok çabalamalıyız. Çocuklarınızın ellerindeki telefonları almakla işe başlayabilirsiniz, yetişkin bir birey olarak kendinizi internetten alıkoyamıyorsanız-gidin ve internet paketinizi kapatın- akşamları ailecek televizyonsuz- internetsiz vakitler geçirmek için kendinizi zorlayın. Zor şeylerden bahsetmiyorum. Çok gurur duyduğumuz, anlata anlata güzelliklerini bitiremediğimiz dedelerimizin-atalarımızın- Osmanlı’nın hayatlarında bunlar var mıydı? Bu insanlar onlarca yıllık ömürlerini nasıl geçiriyorlardı? Çok basit insan ve Müslüman gibi konuşarak sohbet ederek. İnsan ve Müslüman gibi Konuşmayı ve sohbet etmeyi unuttuğumuz için bu haldeyiz.