Tarihin İnsanlık Suçu
“Bir hikâyenin dengesi iki şeyin aynı zamanda var olmasına bağlıdır: 1: hikâyenin biteceğini bilen yazar, 2: bunu bilmeyen hikâye kahramanları.” Pavese- Yaşama Uğraşı
Her ne kadar geçmiş zamanlara ait olsa da cümleler, günümüzde hitap ediyor ve gerçekleri aşikâr ediyorsa bu yazarın beyninin çalıştığına işaret eder. Pavese’de bunlardan sadece biri. Oyunlar yazılır, öyküler kaleme alınır ve hikâyeler anlatılır. Bazen bütün bunlar bir ülkeyi, bir inancı ve ideolojiyi yok etme adına masum ve günahsız insanların yok edilmesi adına gerçekleştirilir.
Dünyada kan gölü akmaya ve o kan gölü gün geçtikçe büyütülüp derinleştirilmeye devam ediyor. Katliamların nedenleri malum, adına Arap baharı, Kürt baharı gibi isimler takılarak vahşetin boyutunu “bahar” kelimesinin arkasında kaybetme yarışına giriliyor.
Oysa bir kan gölünün üzerine ne kadar çiçek yaprakları dökerseniz dökün kan, bütün çiçeklerin o muhteşem güzelliğini ve kokusunu alabora edecek güç ve kirliliktedir. Hele bu kan masum insanların kanıysa!
Kirli oyunlara aralanan perdeler aralanmaya başladı. İsrail artık alenen Suriye hava sahasında uçaklarını uçurup pervasızca, ölüm saçıyor. Dünya ise nedense ölüm sessizliğinde, İslam ülkeleri ve en önemlisi önemli bir misyon ve vizyon sahibi Türkiye’de bu sessizliğin içerisinde.
Tarih boyunca yaşanmış bütün savaşlara baktığımız zaman görüyoruz ki Batılın sancağını taşıyan kan emici güçler insanlık suçunun öncülüğünü yapmasıyla dikkat çekiyor.
Tarih hocası Bünyamin Nami Tonka’nın ifadesiyle “ 20 yıllık araştırmalarımın sonucunda gördüm ki, savaş esnasında insanlık suçu işlememiş tek millet Türk milletidir. İnsanlık tarihinin en asil milleti bizim ecdadımızdır ki savaşta bile düşmana merhamet göstermiştir!” ifadesi beni hem onurlandırıyor hem de bu güzel coğrafyadan ve milletten Batıl inançsızlığı ve vahşeti ne ister? Sorusunu sormama engel olamıyor.
Bu yazıyı okuyan sizlerden ricam, Haym Nahum doktrinini gençler olarak hepimizin tekrar gözden geçirmesi gerekiyor. İnsanlar ölürken, hele bu ölen insanlarla aynı dini benimsemiş ve aynı değerleri özümsemişseniz, bu ölen insanlar sizin arkadaşınız ve kardeşinizse ölüm duygusunu yaşamak en acı tecrübelerden biridir. Dünya coğrafyası kardeşlerimizin kanıyla boyanıyor bizler sessizce izleyip, kendimizi kandırarak “ümmetçilik” oyunları oynamaya devam ediyor, gündelik uğraşlarımızın rahatlığına devam ediyor ve en trajik olayı da bilgisayar başında güya cihad ediyoruz.
“Savaşlar insana bir topluluğun parçası olduğu duygusunu verir!” diyen Pavese’ye kulak vermemek ne mümkün?
Oysa eskiden bu kadar sessiz değildik, ne oldu bize böyle?