Çağdaş Dünyanın Ruh Hali
Biz hep böyle bayramlar gördük, kan ve gözyaşı ile boyanmış bayramlar… Ama biz zafere bu kadar yakın olmadık hiç. Müslüman halklar için gün bugündür. Ya bugün dik durup bu kalleş savaşı kazanıp rabbimizden zaferi nasip etmesini bekleyeceğiz ya da hepimiz imtihanı kaybedeceğiz. Bütün dünya birleşti ve bir tek kaile edindi; Müslümanların uyanışını engelleyip sindirmek!
Bugünün Müslümanlarının Sıla-ı Rahimi, yakın komşusu, uzak komşusu Adeviye’dir, Dımaşk’tır, Keşmir’dir, Patani’dir, Arakandır, Doğu Türkistan’dır… günümüzde Müslümanların zulme uğramadığı bir tek ülke yoktur. Bütün dünya Hıristiyan’ı, Yahudi’si, Budist’i, Şamanist’i v.s. birleşmiş topyekun Müslüman avına çıkmışlar. Bu telaşları boşuna değil, zira Müslümanlar son yıllarda hızla toparlanıyorlar ve dünyada sömürü düzenine karşı yegane tehlike onlar.
Çağdaş dünyanın ruh hali çok tanıdık. Mekke müşriklerinin put yapıp acıkınca yedikleri helva misali, çıkarlarına ters düştüğü anda demokrasi putlarını hemen yediler. Bazıları Mısırdaki firavunu batının kınamasını bekliyor ve bu olmadı diye hayrete düşüyor, ama nafile çünkü o darbe Batı’nın menfaatlerini korumak için yapıldı. Bu darbeyle Mısır’ın Hıristiyanların kontrolünde kalması amaçlanıyor. Mısırı son yüzyılda beyaz Araplar yönetti; buna Türk asıllı Batı piyonu seçkinciler de dahildir. Bu seçkinci beyaz Arapların çoğunluğu Mısır’da görev yapmış Osmanlı paşalarının torunlarıdır ve Batı bir şekilde onların kulağına devşirme geçmişlerini fısıldamıştır. Bu sebeple onlar Batı’nın çarklarını çeviren zavallılar haline gelmişlerdir. Ekmeleddin İhsanoğlu, Hüsnü Mübarek dönemi Mısır bürokrasisi ile kanaatimce özel bir hukuku vardır ve onun pasif kalması biraz da bundan olsa gerektir.
“Arap Baharı” olarak adı konmaya çalışılan halk hareketleri gerçek bir bahar olabilmesi için önce Suud ailesini ve diğer petrol zengini kralcıkları götürmeliydi. Gerçekte olanlara Berberî baharı denilebilirdi. Müslüman dünyanın zenginliklerini batıya peşkeş çeken Suud ailesi ve diğer krallar iktidarda kalmaya devam ettiler ve bu gerçek Arap coğrafyasında bir şeyin değişmediği anlamına geliyordu.
Suud ailesi (Suud çağdışı bir kabile devletidir.) Sisi’ye destek vererek kendi fitilini ateşlemiştir. Arap baharının Suud ailesinin gidişi ile başlamasını beklemek en doğru hal olacaktır ve İslâm dünyasının geleceğini Arap gençliğinde gören Arap milliyetçisi yazarlara “Hadi buyurun, meydan sizin!” diyorum.
İslam halklarının hak arayışı sancılı bir şekilde devam edecektir, ama bizim ne yapacağımız fevkalade büyük bir öneme haizdir. Önce bizim kendi içimizde kenetlenmemiz ve Müslüman halkların kenetlenmesi için tutkal vazifesi görmemiz gerekiyor. Bunu yapmazsak, tarihin sıkıştığı ve yeni şeyler doğuracağı bu dönemi heba etmiş oluruz. Eğer bugün gereğini yapar ve Allah’ın nusretini beklersek o zaman Pekin’in, Washington’un fethini bekleyebiliriz. Adeviyye’yi uzaktan seyrederek, Arakan’a iki damla gözyaşı ile destek olmaz/olunmaz. Mısırlı Mü’minlerin iftar menüleri birkaç hurma ve su iken biz nasıl o iftar sofralarına oturduk hiç düşündük mü? Öyle ise Müslüman dünya çocuklarına da 5 TL bayram harçlığı ayırarak yola çıkabiliriz.
Halkımız, bu millete tarihin verdiği rolün farkında olmalı ve geziye, izine, tatile gitmek yerine secdeye dönüş yapmalıdır. Bedir, Uhud, Hendek birer secdedir ve sıra Tebük’tedir, asrımız Müslüman’ı ya Tebük’e katılır ya da ebediyen kaybeder. Ümmet gerçek bayramları görmeyeli yüzyıllar oldu. Gözyaşının, kanın olmadığı bayramlarda buluşmak için maddi manevi yapabileceklerimizi bir gözden geçirelim. Allah’ın zaferi nasip ettiği günlerde bayramlaşmak temennisi ile Rabbime emanet olunuz.