Amerika Katil Ama

Yayınlama: 15.09.2017
619
A+
A-

İkinci Dünya savaşından sonra dünyanın üstüne çöken gerçek kabus Amerika ve peykleridir.

“Rus” tehdidi gördüğü her yere AMERİKAN üsleri inşa ederek, sözde “kominizm tehditi”ni bertaraf edecek tedbirler aldı. İnşa ettiği üslerle hegomanyasını güçlendirdikçe güçlendirdi. Dünya üzerine yayılmış yedi kıtanın her yerine askeri üsler kurdu.

Bu üsleri, uluslararası sularda gezinen deniz kuvvetlerine bağlı filolarca da beslenmektedir. Bu filolar uçak gemileri dahil, denizaltı ve diğer fırkateynlerle küçük bir ülke ordusundan daha güçlü bir donanıma sahiptir…

İçinde AMERİKAN gücü barındıran ülkeler onların çıkarlarına uygun davranmaya mecbur bırakıldı. Yine bu ülkeler ikili anlaşmalar ve IMF gibi kuruluşlarla ekonomik ablukaya alınarak ABD’ye tam bağımlı hale getirildi.

Amerikan çıkarlarına aykırı hareket eden siyasetçiler devrilir. Sömürü düzeninin devamı için kurdukları rejimin kodlarıyla oynanmasına müsade etmezler… İçerden dışardan kendilerine bağlı adamları vasıtasıyla müdahale ederler. Onlar için tehlike varsa, askeri müdahale dahil her yol meşrudur.

Ayaklanma, terör, suikast, suistimal, yalan, propaganda, uyuyan hücreler, beşinci kol, etki ajanları, STK görünümlü teşekküller, NATO, uluslararası haberleşme kanalları hemen devreye girer…

Türkiye’ye, cumhuriyetin ilanından bu yana, onların gizli açık operasyonlarıyla her zaman ayar verildi. 15 Temmuz darbe teşebbüsü de onların eseriydi.

Dünya genelinde içinde Amerikan ahtapotunun kollarının sarıp sarmaladığı ülkelerin başında İngiltere, İtalya, Almanya, Japonya, Belçika, İspanya olmak üzere birçok ülke bulunmaktadır. (Mekedonya, Bosna-Hersek, Kosova, Hawai, Kore, Pasifik okyanusu, İzlanda, Küba, Bahreyn, Singapur, Türkiye, Macaristan, Kuveyt, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar, Cibuti, Irak, Afganistan, Kırgızistan, Özbekistan, Pakistan, Tacikistan…….) Bunlar bir çırpıda şurdan burdan derleyebildiklerimiz…

Bu üslerde bulunan silah sistemleri, haberleşme ve ulaşım vasıtaları yanında askeri sivil personelleri de hesaba katarsak karşımızdaki gücün hangi çapta bir düşman olduğunu anlarız. Bunları besleyen diğer unsurlardan biri olan CIA belki saydığımız kuvvetlerden daha da üstün ve güçlü bir yapıya sahiptir.

Amerikanın esas gücü, dünya ölçeğine yayılmış maddi varlığından değil, arka planda onları sevk ve idare etme kabiliyetine sahip olan “bilgi” den, bu bilgiyi kullanan ortak akıldan gelir. Kimi ülke yöneticileri bilerek veya bilmeyerek Amerikan çıkarlarının bekçisi konumundadır. İster istemez onların kurduğu sisteme hizmet eder… Nato’ ya girmek için Kore’ye gitmemiz neyle izah edilebilir? BM ve NATO’nun çıkarları için kah orada kah burada görev almamızın makul bir gerekçesi var mıydı? 15 Temmuz’da NATO’yu tanıdık! PKK, PYD, DAEŞ gibi örgütlerin arkasındaki gücü tanıdık. Sanki kimse bilmiyormuş gibi FETÖ’yü tanıdık!.. Acaba gerçekten tanıdık mı?.. Esas düşman içimizdekidir… Görünmeyen, bilinmeyendir… Onu yenmek için bilmek ve tanımak gerek…

Amerika katil belli de, DÜNYA, bu hegemonik gücü önce fikren imha edecek bir fikri yapıya, diyalektiğe muhtaç!… İBDA’dan başka yok diyoruz ya… Gerçek bu!…

REKLAM ALANI
Bir Yorum Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.