Ne Yapmalı?

Yayınlama: 22.08.2017
Düzenleme: 23.08.2017 04:57
459
A+
A-

“Gençlik sonu olmayan yarındır, öbür işlerse, her akşam sona eren sefil bugün…” Ruhumuzu bir hamur gibi teknesinde yoğuran Büyük Doğu Mimarına olan borcumuz, onun genç-ihtiyar vasfını düşündüğümüzde nefsimize ne kadar güç geldiğini tahmin edersiniz. Manevî babamızın tabutunu musalla taşına koymaya yetişemedik ancak bir kitabı bile kaldırıp hak ettiği rafa koyamadığımız sefil halimizle Anadolu kıtası büyüklükteki dâva taşını gediğine oturtma görevi Büyük Doğu çerçevesine giren bir genci çıldırtması gerekir.
Şu an ki gençlik teşekküllerinin darmadağınık durumu, birleştirici hiçbir rolünün olmaması, mutlak aşk ve mutlak nefret kutbunun bile belirlenememesi, remz şahsiyetin görülememesi henüz yolun başında bile olmadığımızı gösteriyor…
Bu yazıda anlatmak istediğimiz asıl mesele nasıl olunması gerektiği değil bir yerden başlanması gerektiğidir. Başlanılması gereken ilk yer “Her neslin kendini ifade etme biçimi vardır.” Sözüne binaen kendimizi nasıl ifade edeceğimizi bulmak… Kendi zuhurunun nasıl olacağını keşfetmek…
Yalnız bu meselede düşülen ilk hata bu zuhurların, yapılacak işlerin, üretilecek fikirlerin hep aynı minvâlde olunmasını beklemektir. Yani 1979 senesindeki neslin kendini ifade etme biçimi ile günümüz neslinin kendini ifade etme şekli aynı değildir. Aynı ifade biçiminin olmasını beklemek ve uğraşmak Marks’ın “Tarihsel olaylar iki kez yinelenir. İlkinde trajedi, ikincisinde komedi olarak.” Sözündeki komedi kısmına girer.
Bizim neslimizin ifade şeklinin aynı olmamasının, bundan dolayı zuhurumuzun da aynı olmayacağını basit bir şekilde örneklendirecek olursak Büyük Doğu Mimarı yetmiş küsur yaşında yazdığı Raporlarında gençliğin ahlâk gelişimi için Adab-ı Muaşeret derleri verirken İBDA mimarının yazdığı son eserleri elimize almaya bile korkmamızdır. Demek ki birileri bir şeyleri yazmış, çizmiş, tamamlamış tekrara düşmenin bir anlamı yok. Aynen onun gibi yapılacak işlerde ve eylemlerde tekrara düşmekte anlamsız.
Günün geçer akçe havasıyla, yapılabilecek tek eylem olarak görülen kitap tahlillerini iş içinde yapılması halinde bereketi görülecektir. Bir sivilin verdiği emirle bir rütbelinin verdiği emrin bir olmaması gibi teşkilatlı olarak birlik olarak yapılan kitap tahlilinin bile farkı vardır.
Birlik olalım derken tekerleme bir birlikten değil ihtilafı rahmet olan birlikten bahsettiğimizin bilinmesi gerekmektedir. Evvela nasıl birlik olunacağını kendini nasıl ifade edeceğini bulacak bir birlik…
Şark-ı Kebir Kitabevi bünyesinde bulunduğumuz sürece bir buçuk sene boyunca terk edildiğimiz yalnızlığa rağmen toplandığımız çatının hakkını verebilmek için kimseye küslüğümüz olmadı. Uygulanan ambargoya rağmen “Tecrübe fayda ile birlikte bir ilimdir.” hikmetince en kısa zamanda daha profesyonel bir şekilde yeniden kitabevini açtığımızda bir şeylerin temelini atmamız gerektiğini göstereceğiz.
“Yazık etme kendine genç adam!
Babalarından başlayarak benim 40 yıldır ruhlarınızı yoğurmaya çalıştığımı bil, yoluna dikkat et ve dar çevrelerden kurtul!
Toplan, anlaş, birleş, bütünleş…”*

*Necip Fazıl
/Rapor 5/84

REKLAM ALANI
Yazarın Son Yazıları
Bir Yorum Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.