Millet, kendi iradesine ipotek koymak isteyen yerli – yabancı karanlık mahfillerin tamamına “DUR” dedi.
Türkiye’nin son yıllarda uluslararası arenada kendi adına hareket etmesinden gocunan emperyalist domuzlar, ne pahasına olursa olsun bu iktidardan kurtulmak için düğmeye çoktan basmışlardı. AK Parti uluslararası arenada kendine biçilen rolden farklı bir rota izliyordu. Suriye halkının tamamına sahip çıkıyor, iki milyondan fazla mülteciyi kendi topraklarında barındırıyordu. Direnenlere gizli/açık destek veriyordu. Mit’e müdahale ettiler. Türkiye Filistin meselesine sahip çıkıyor, Mısır halkının kanını akıtan Sisi alçağını lanetliyordu. Kürtler üzerinde oynanan oyunları bozuyor kardeşliği yeniden tesis etmenin yollarını arıyordu. Kuzey Irak’ta Barzani ile ittifak kuruyor oyun bozuyordu. Kendi peydahladıkları IŞİD’i sahaya sürdüler. Kobani olaylarının fitilini ateşlediler. Kürtleri ayaklandırarak sonuç almayı denediler. Olmadı. Hükümetin üzerine yalandan uydurarak kurdukları tezgâhlarla “hırsız” damgasını vurmaya, hukuk yolu ile darbe yapmaya kalktılar başaramadılar. Yıllardır besledikleri Pensilvanya sakinini harekete geçirdiler. Öylesi adamları böylesi günler için besledikleri ortaya çıktı. Gel zaman git zaman ne yapsalar olmuyordu. Seçimler yaklaştı. Strateji ve taktik uzmanlarının devreye soktuğu planlar işlemeye başladı. Farklı ve birbirine düşmanmış gibi gösterdikleri kimi hareketleri perde arkasından aynı hizaya dizdiler. Millete kendisine yabancı adamları pazarlamaya kalktılar. Sonuçta istediklerini gerçekleştiremediler. Algı operasyonları ile farklı cephelerden saldırıya geçtiler. Yerli yabancı basın yayın organları ile hücuma kalktılar. Aydın Doğan medyası, Zaman, Cumhuriyet, Sözcü… ne kadar tetikçi varsa hepsi ile birlikte, uluslararası basın ajanslarını da yanlarına alarak saldırdılar… Başaramadıkları noktada yeni planları devreye soktular. Ekonomiye gizli açık çeşitli yöntemlerle müdahale ettiler. Hülasa 7 Haziran seçimlerine kadar yapmadıklarını bırakmadılar.
7 Haziran seçimleri iyi bir siyasi mühendislik çalışmasıydı. Suruç katliamı ve beyaz Türkler’in katkıları ile, AK Parti surlarında bir gedik açmayı başardılar. Oradan hücum ederlerse yıkamadıkları kaleyi fethedeceklerini umdular. Hemen PKK’yı devreye soktular. Cinayet şebekesi haklarını savunduğunu iddia ettiği Kürtleri kendi kafesi içine hapsetmişti nasıl olsa. Silahlı isyan ile hükümeti dize getirebilirlerdi. Devlet ile değil, hükümet ile savaş kararı aldılar. İşledikleri her cinayet sonrası bu sarayın savaşı diyerek açıklamada bulundular. Devletin polisleri Tayyip Erdoğan’ın emrinde hareket eden unsurlarmış gibi gösterilmeye çalışıldı. Bizzat Karayılan, “Yeni paradigmamıza göre yaklaşıldığında ordu bizim öncelikli hedefimiz değildir. Ancak AKP kendi çıkarları için herkesi kullanıyor; orduyu da kullanmaktadır. Demokratik Ulus-Demokratik Özerklik perspektifiyle Türkiye’de demokratik bir dönüşümü hedefleyen hareketimizin esas olarak orduyu hedeflemek gibi bir sorunu yoktur. Fakat AKP orduyu önümüze sürüyor ve böylece çatışmalar başlamış bulunuyor.” dedi. Yeni paradigmalarına göre “hedef iktidar”dı. Zaten Salahaddin Demirtaş, “Seni başkan yaptırmayacağız” diyerek niyetlerini açık etmişti…
MHP ve CHP’nin seçimlerden sonraki hali tuhaftı. Kılıçtaroğlu, millet iktidarı yüzde altmış çoğunluğa (MHP, HDP, CHP) vermiştir çıkışını yaptı. Bahçeli “HAYIR” diyerek, HDP’nin ekmeğine yağ sürdü. Bu arada ordu ile savaşmayacağız yemini ortaya atan PKK doğuda önceden hazırladıkları mayınlı tuzaklarla milletin evlatlarını katletmeye başladı. Bir yandan da hakim olduğunu zannettiği alanlarda “özerklik” ilan etti. Niyetleri açıktı. Güvenlik kuvvetlerini özerklik ilan ettikleri bölgelere çekerek direnecekler. Bu direnme esnasında masum halktan öldürülenlerin hükümet tarafından katledildiğini dünyaya yayarak uluslararası müdahale isteyeceklerdi. Fakat, güvenlik kuvvetleri adeta tere yağından kıl çeker gibi halk içine karışmış teröristleri bir bir ayıkladı. Sırtını teröristlere yaslayan HDP çökmüş, bütün Türkiye’de nedense bir HDPKK hayranlığı! Ufaktan ufağa basın yoluyla pompalanmaya başlanmıştı.
AK Parti düşmanlığı ile bilenenler, ondan kurtulmak için HDP’den dolayısıyla PKK’den medet umar hale gelmişti. Oyların HDP’ye verilmesi gerektiğini haykıran sözde aydınlar asker polis ölümlerini nerdeyse zil takıp oynayarak kutlayacak hale geldiler. Onların ölümünden de hükümeti ve Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ı sorumlu tuttular.
1 Kasım seçimlerinin startı verildikten sonra yaşanan gelişmeler HALKA HESAP SORMAK İÇİN HAREKETE GEÇEN ÇETELERİN nasıl işbirliği içinde birbirleriyle uyumlu hareket ettiklerini göstermiştir. Kendi halkını aşağılayarak onları küçümseyenler bugün yenilmişlerdir. Yarın öbür gün yine saldıracaklar… Her koldan her vasıtayla…
Bu seçimler ipleri başkalarının elinde olan kimi mahfillerin oynadıkları oyunu bozmuştur. Bu seçimlerde kazanan bütün dünyanın her tarafında Türkiye’yi gözleyen mazlumlar olmuştur. Dünyanın her tarafından yankılanacak sevinç çığlıklarını duymaya başlamışsak, domuzlar diktatoryasının nasıl bir hezimetle sarsıldığını görmüş olacağız..