AK Parti’yi 1 Kasım seçimlerinde yüzde 49.5 oy ile tekrar iktidara taşıyan Konya Milletvekili Ahmet Davutoğlu, yurt dışı programındayken, “İl ve İlçe Başkanlarını görevden alma-atama yetkisinin kendisinden alınıp, MKYK’ya devredilmesi” teklifinden sonra Olağanüstü Genel Kurul kararı almıştı.
Hafta sonunda bütün gözler Ankara’daydı.
Orada bulunan dostlarla görüştük. Söylediklerini şöyle özetleyebiliriz;
“Salonun içi kadar, dışı da doluydu. Davutoğlu’nun gelişi ve gidişi sırasında büyük sevgi gösterileri vardı. Herkes kendi arasındaki konuşmalarda Davutoğlu’nun iyi insan oluşundan, başarısından bahsediyor, (gitmemeliydi) diyordu. Konuşması büyük ilgi gördü, alkış aldı. Ama herkesin gönlünde bir (mutmainsizlik) vardı. Hatta (Bu kongreyi eşim bile kabul etmiyor) diyen delegeler vardı.”
Bir de “Konya neredeydi?” sorularının cevabını verelim;
Her ilçeden en az bir, büyük ilçelerden iki otobüs insan Ankara’ya gitti. Merkezden hızlı trenle ve araçlarıyla gidenler hariç.
…
Bu kadar nottan sonra seçime gelelim;
Davutoğlu’nun Genel Kurul kararı almasına yol açan, “İl-İlçe Başkanlarını görevden alma” konusundaki teklife imza atmayan MKYK üyeleri vardı. Bunlardan ikisi Mehmet Babaoğlu ve Selçuk Öztürk, diğeri de eski Meclis Başkanı Cemil Çiçek idi.
Burada bir hatırlatmada bulunalım;
Sayın Cumhurbaşkanı, Başbakanlığı döneminde, Öztürk’ü Ankara’ya çağırmış, İl Başkanlığı önermişti. Öztürk’ün “kabul edilir” gerekçeleri vardı, olmadı.
Bu durumda, Babaoğlu ve Öztürk’e gösterilecek tavır “yeni dönemin, eski döneme bakışını” ortaya koyacaktı.
“Beklentimiz, Sayın Cumhurbaşkanı ile uzun geçmişi olan Ahmet Sorgun’un MKYK’da olması idi. Ancak, “yetki, devrine imza koymayanlara gösterilecek tavrın Sorgun ile kapatılamayacağını” da düşünüyorduk.
Bu konudaki öngörülerimizin tuttuğunu gördük.
MKYK’de ne Çiçek vardı, ne Öztürk, ne de Babaoğlu.
Ancak onların olmayışını, “Neye yoracağımız konusunda aceleci olmamalıyız” diye düşünmeye çalışıyoruz.
…
Bir de “Yeni kabinede Konyalı Bakan olacak mı?” sorusu vardı.
Şahsen, Genel Kurul öncesinde “Yeni Başbakanın cebinde kabinesinin hazır olduğunu” düşünüyorduk.
MKYK’da, imza vermeyen isimlerin “çizik yemesinden” sonra, Genel Kurul kararının hemen akabinde, Davutoğlu ile Konya’ya gelen Sayın Lütfi Elvan’ın hükümetteki konumunu kaybetmesi bir ihtimal.
Karaman Milletvekilliğine seçildiğinden beri, sadece Konya’da değil, birçok ilde Tarım Bakanı olarak beklenen Recep Konuk’un bu göreve uygun görülüp görülmeyeceğini merak edenler var. Bu dönemde de “Konuk’a makam verilmez” gibi geliyor.
Konya’nın, kendi listesinden Ziya Altunyaldız’a bakanlık beklediğini biliyoruz. Parti içi kaynaklar, Altunyaldız’ın da bakanlık şansını düşük görüyor.
Tıp öğrenimi sırasında “başörtüsü mağduru” olan Leyla Şahin Usta’nın Konyalı bakan olma şansını yüksek görenler var.
Bakalım kabine de Konya olacak mı?
…
Bir de yeni Başbakan Binali Yıldırım’ın “Konya’ya nasıl bakacağı” sorusu var.
Yıldırım’ın Konya’ya uzak durmayacağı öngörüsü sadece bize ait değil. “Kuruluşundan bu yana AK Parti’ye büyük destek veren Konya’yı bir kenara koymaz, Konya projelerini ötelemez” diye düşünüyoruz.
Hatta görevi aldıktan sonra ilk ziyaret edeceği illerden birinin Konya olacağı da düşünülüyor. Kim bilir, bir dönem Reisin dediği gibi “Konya’nın Bakanı benim” de diyebilir.
…
Sayın Yıldırım’ı tebrik ediyor, başarılar diliyoruz. O başarılara Türkiye’nin çok ihtiyacı var.
MKYK asil üyeliğine seçilen Ahmet Sorgun’u ve yedek üyeliklere seçilen Milletvekili Hacı Ahmet Özdemir, Önceki Dönem Milletvekili Hüseyin Üzülmez ile Önceki Dönem İl Gençlik Kolları Başkanı Ahmet İzi’yi tebrik ediyoruz.
Gelelim, Konya’daki paralel yapı operasyonuna;
Geçen hafta Konya Cumhuriyet Başsavcılığı mahkeme kararıyla “FETÖ/PDY terör örgütüne finans sağlamak, suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama, vergi kaçakçılığı, FETÖ/PDY Konya il yöneticiliğini yapmak ve terör örgütüne üye olmak suçlarından yürütülmekte olan bir soruşturma kapsamında, Merve Özel Eğitim Kurumları A.Ş. ile Özel Sabah Eğitim Hizmetleri A.Ş.’ye Kayyım atanmasına” karar verildiğini açıklamıştı.
Bir de Mevlana Üniversitesi meselesi vardı. Ajans haberlerinin teyidi amacıyla Savcılığı arayıp bilgi istedik.
“Vakıf Yüksek Öğretim Kurumları Yönetmeliği gereği biz yazımızı yazdık. Gereğini YÖK yapacak” dediler.
…
Uzun zamandır konuşulur, yazılır, “Paralel yapının en güçlü olduğu illerin başında Konya var” diye.
“Sessizlik” gibi görünen ortam aslında, önemli bir “hazırlık” dönemiymiş.
Bu konuyu da bekleyip göreceğiz, işin ucu nerelere uzanacak.