Osmanlı’yı Yeniden Anlamaya Çalışmalıyız (III)

Yayınlama: 15.10.2014
Düzenleme: 22.04.2015 16:55
1.440
A+
A-

(Devam ediyor)

Osmanlı kurduğu sosyal müesseseleri başta insan olmak üzere, hayvan ve bitkileri yaşatmaya çalıştı. Bu canlıların her türlü ihtiyacını karşılayacak vakıf müesseselerini kurdu. Eğitim başta olmak üzere sağlık alanında hiçbir özveriden kaçınmadı. Estetik ve mimari anlayışı bir bütünlük arz ediyordu. Bugün Safranbolu vb. gibi bazı şehirlerimiz hala Osmanlı’nın bugünlerine verilecek canlı örneklerdir. Kurduğu çarşı-pazar denetim mekanizması bilinir, bugünle kıyaslanırsa aradaki görülür.

Osmanlı sanatı ve insanı ayrı düşürmemiş bunları bir bütünün parçaları gibi görmüştür. Açtığı imarethaneler, kervansaraylar bugün modern dünyanın gıpta ile araştırdığı kurumlardır. Devlet içinde yaşayan azınlıklara, onların farklı olduklarını hissettirecek bir davranış içinde olmamıştır. Onları da çoğulcu düşüncenin bir elemanı olarak görmüş ve öyle algılamıştır.

Son dönemler hariç AZAMÎ BESATET içinde AZAMÎ LETAFET ilkesini benimsemiştir. Dünyanın kendilerine verilmiş bir emanet olduğunu düşünerek çevreyi korumayı borç bilmişler. Var olan güzelliklere yenilerini eklemeyi ihmal etmemişlerdir. Evliya Çelebi’nin Seyahatname’si incelendiğinde görülecektir ki Osmanlı bir vakıf medeniyeti olmanın yanında bir ağaç medeniyetidir. Batı insanının yaptığı gibi kendi evinin doğramalarını Afrika ormanlarından sağlamamıştır. Hiçbir zaman en iyi Kızılderili, ölü Kızılderili mantığını benimsememiştir.

Osmanlı belki dünya tarihinin en büyük sosyal laboratuvarı içerisinde en önde gelenlerindendir.

Osmanlıyı iyice kavrayamamış dünya, tarihi de iyi kavrayamamıştır.

Son yüzyıllarımızda denizlere de hâkim olamadık. Barbaros Hayrettin Paşa, ‘Denizlere hakim olan dünyaya hakim olur’ der. XIX. Yüzyılda Avrupa, dünyada sömürgeleştirilen alanlarda sınırları çizerken etnik gurupları birbirine düşürücü bir strateji izlediler.

XX. yüzyıla girildiğinde Avrupa, Osmanlıyı parçalamaya kesin kararlıydı. Bunu da kendi açısında başardı. Bizim aydın(!) takımı da Mehmet Akif’in dediği gibi ‘Şarka bakmıyor Garbı da bilmiyordu’. Ayrıca Akif;

Fransız’ın nesi var? Fuhşu, bir de ilhadi;

Kapıştı bunları “yirminci asrın evladı!”

Ya Alman’ın nesi var zevki okşayan? Birası;

Unuttu ayranı, ma’tuda döndü kahrolası!

Der. İçeceklerin dahi medeniyetlerde belirleyici unsur olduğunun şuurundadır.

1898’de ABD başkanı şöyle der: “Dünyada en çok ezmek istediğim iki güç 1- İspanya 2- Osmanlı devleti”.

ABD başkanı neden böyle konuşuyor? Çünkü İspanyollar Amerika kıtasını ilk sömürenler arasında. Osmanlı da Avrupa’yı egemenlikleri altına almak isteyince Avrupa yeni yol arayışına girdi ve Amerika kıtası, Avrupa’nın gayri memnunlarının istilasına uğradı. Yerli medeniyetler olan Aztek, İnka, Maya ve Kızılderili medeniyeti katledildi. Bunun müsebbibi olarak Osmanlı görülüyor.

Dünya XIX. yüzyılda işçi haklarını gündeme alırken Osmanlı, çalışanlarının alnı kurumadan hakkını vermeye çalışıyordu. Dünyada toplu sözleşmenin anlam ve önemi bilinmezken Osmanlı, Batıdan birkaç asır evvel toplu sözleşme uygulamasını gerçekleştirmiştir.

XVIII. yüzyılda Batı karşısında geri çekilmeye başladığımız biliniyor, fakat aynı yüzyılın III. çeyreğinde Osmanlı Sultanı’nın gönderdiği mektup Leh Kralı tarafından üç kere öpülüp başının üstüne konuyordu. Gene aynı dönemde Osmanlı tüccarı ile alışveriş yapan Hollandalı tüccarlar belli zamanlarda daha muteber insan olarak kabul edilmişlerdi.

Bugün Avrupa’nın Asya’nın ve Afrika’nın tarihlerini yazmak isteyenler, dünyanın en düzenli arşivi olan Osmanlı arşivinden faydalanmadan bunu başaramazlar.

REKLAM ALANI
Bir Yorum Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.