Duyulmayanları Paylaşmak

Yayınlama: 01.07.2013
Düzenleme: 22.04.2015 17:13
864
A+
A-

Duyulmayanları ve söylenmeyenleri paylaşmak adına…
– 11.’si düzenlenen Türkçe Olimpiyatlarında bu sene hem sosyal medya da hem de Türkçe Olimpiyatları Şarkısında, Milli Görüş Partisi Olan Saadet Partisinin de söylemleri arasında alan “Yeni Bir Dünya” ifadesi kullanıldı.
– Ülke Tv Haber Bülteninde, Türkiye adına bir sınav olmuş olan Gezi Parkı Olayları’nın aslında 2011 yılında Mehmet Ali Alabora ile birkaçının provasını, planını, minisini yaptıkları kendi çekimleri olan amatör video yayınlandı.
– 0850’li numara kurnazlığına dikkat edin. Eğer bu hatları sabit hatlardan ararsanız dakikasına 14.59 TL ödüyorsunuz.
– Zaman Gazetesi Tamda Gezi Park olaylarının ortasında Anadolu Ajansından (AA) ayrıldıklarını açıkladı. Hem hükümete yakın olduğu -araları bazen aile içi kavgalar misali açılsa da- bilinen gazetenin haklı sebepleri ile olaylar yatıştıktan sonra ayrılması sanki “hükümet ve cemaat ilişkileri” adına daha uygun olabilirdi ama yapmadılar? Neden ki?


Telif Sorunu
Geçtiğimiz hafta içinde görüştüğüm Konya’da radyo yayıncılığı yapan arkadaşlar özellikle önemli bir konu hakkında beni bilgilendirdi. Türkiye’de tüm yerel radyolar için yayıncılıkta telif sorunu var. Sanatçıların ve müzik veya şiir albümü olanların korsanla mücadele için müzik şirketlerine üye olarak eserlerini koruma altına alma kaygıları var. Lakin korsan ile mücadele gerçekten tartışmasız önemli bir konu iken, müzik şirketlerinin sayıca çok fazla olmasından dolayı “yerel yayın yapan radyolar” çaldıkları eserlerin birden fazla şirkette değişik şekillerde yer almasından dolayı sıkıntı içinde olduklarını ifade ettiler. Bir eserin yorumcusu, bestecisi ve söz yazarı olmak üzere üç (3) farklı şirket tarafından paylaşılabiliyor. Haliyle birkaç şirket demek; yerel radyolar için şirket başına ödenecek tutarlar ile yüksek rakamlar anlamına geldiği için, “ hem birkaç şirkete üye olup hem de nasıl yerel radyoculuk yapabiliriz” sorusunu haklı olarak sorduruyor. Bu konuda hem korsanla mücadele için hem de yerel radyo yayıncılığını hayatta tutabilmek için, Hükümetin aynı trafik bandrol vb. uygulamaları örnek alınarak adı “telif bandrolü”, “korsanla mücadele bedeli” gibi değişik isimlerle radyo yayıncılarından senelik ya da altı aylık sürelerde ücret ödemeleri gibi bir yola başvurmak gerekir. Bu süreçte mahkemelerin de ciddi manada uğraştıkları dosyalarda göz önüne alınırsa hükümetin gerçekten bu konuda basit ve önemli bir adım atmasıyla korsanla mücadele adına sağlam bir adım atılmış olacak. Yerel radyolarda rahatlıkla, daralan sektörde yaşam bulmaya devam edebilecekler.


“üç beş çocuk’dan ziyade modern çağda evlilik”

Modern çağda evlilik ve aile hayatı pek bir dekolteli oldu. Her yeri açık saçık bir evlilik hayatı, haliyle hem fazla rüzgâr almaya hem de fazla su sızdırmaya gayet müsait. İmamlarımız Allah’ın ayeti ile her cuma ne kadar seslense de cemaate, evliliklerde akraba ilişkileri hiç de insani ve İslami değerlerde değil. Rabbimiz Kuran-ı Kerim’de akrabaya ziyareti, onları gönüllemeyi, yakınlara bakmayı ve anne babaya iyiliği emrediyor. Cuma cemaati erkeklerden oluştuğu için, ayetten esas haberdar olması gereken kadınların kulağına “ilahi kelam” pek ulaşmıyor. Bu sebepten de evlilikler playstation başında, nette veya çette paldır küldür sürüyor. Özellikle hanımefendiler evlendikten sonra kendi anne ve babalarına çok düşkün hale geliyorlar ve kocalarını bir şekilde halleyip, gelin ve damat soluğu gelinin aile yada akrabalarının yanlarında alıyorlar. Buraya kadar her şey güzel gibi. Ne güzel anne baba-akraba ziyaretleri yapılıyor. Ama iş erkek tarafının ya da damat beyin anne babasına gelince, gelin hanıma ve gelin hanımın taraftarlarına “geliyorlar”. Öyle bir “geliş hali” ki, gelin hanım -ister hafız olsun ister hoca hanım isterse Kuran-ı Kerimi çok iyi anlamış olsun- nasıl bir gaza ya da dolduruşa geliyorlarsa beyefendinin anne ve babaları, akrabaları gidilmesi “yasak bölge” halini alıyor. Dünya yaratıldığından beri bu böyle mi? İnsanların üç beş günlük dünya hayatında birbirlerine tebessüm etmesi, geliverip gidivermeleri bu kadar zor mu? İnsanlar yaşlandıkça konuşacak, çaylarına sofralarına eşlik edecek evlatlar istiyor. Çokça kitaplar devirmişinden tutunda hiç okumamışına kadar gelin hanımların kocalarının ailelerine karşı bu çatık kaşlı, asık suratlı, cenaze evi kılıklı duruşları neden düzelmeyecek? Sayın başbakanımızın çocuk yapın demekle birlikte, öncesinde demesi gereken “Ey ülkemin kızları, gelinleri, sizlere içinde yaşadığımız bu çağdan ötürü anne babalarınız söylememiş olabilir ama ben diyorum ki: Evlendikten sonra artık evinizin hanımısınız, ananıza da gidin gelin; lakin artık sizin ananız da babanızda artık kocanızın anne ve babasıdır. Eğer iyi bir ömür ve mutlu bir yuva sürmek istiyorsanız, ülkemin gelinleri kayınvalide ve pederlerine fazla fazla tebessüm etsin.” demelidir. Başbakan demelidir! Çünkü başbakanın sözünü gençler dinliyor hele hele hanımefendiler çok iyi dinliyor. Ülkenin yazarları da, çizerleri de, radyocuları da, televizyoncuları da bunları sürekli dillendirmelidir. Yoksa evlilikler ilk seneyi doldurmadan bitiyor. Sıra, duyarsız kalan herkeste…

REKLAM ALANI
Bir Yorum Yazın

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.