Cenab-ı Allah (cc) yeryüzünde birçok nimeti bizim istifademize sunmuştur. Bu nimetlere ulaşmak için birbirimizi vesile kılmış, anlaşmamız içinde kalplere sevgi ve muhabbet koymuştur.
Dostluk temeli güvene, karşılıklı sevgi ve saygıya dayanan insani yakınlıktır. Günümüzde ise daha çok menfi çıkar amaçlı olan yakınlıktır. Bu durum ise güven duygusunu zedeleyip, aradaki muhabbeti keser. Peygamber Efendimiz (SAV) ‘Müslüman insanların elinden ve dilinden emin olduğu kimsedir’ buyurarak güvenin önemini vurgulamıştır.
Dostluğun kıymeti
Cenab-ı Hakk yalnız kendi rızası için yapılan dostluğu katında kabul buyuruyor. Rivayete göre Allah’u Teâla Musa(as)’a “Benim için bir amel işledin mi?” diye sordu. Musa(as) –Ya Rab senin için namaz kıldım, oruç tuttum, sadaka ve zekât verdim, dedi. Bu cevap üzerine Cenab-ı Hakk şöyle buyurmuş: Yapmış olduğun bütün bu ibadetler senin içindir (faydası sanadır). Kıldığın namaz, senin için burhandır (mümin olduğuna delildir). Tuttuğun oruç cehennem ateşine kalkan ve siperdir. Vermiş olduğun sadaka (ahirette gölge), zekâtta nurdur. Benim için hangi ameli işledin? Hz. Musa (as) –Allah’ım o halde senin rızan için olacak amele beni yönlendir, dedi. Allah’u Teâla: Ey Musa sadece benim rızam için dostluk kurup, sadece benim için düşmanlık ettin mi? diye buyurdu. Bunun üzerine Musa (as) amellerin en faziletlisinin Allah için sevip, Allah için buğz etmek olduğunu anladı.
Dostluğun incelikleri
Dostluk kurmak, dost edinmek güzel hasletlerdendir. Ama dikkat edilmesi gereken bazı noktalar var. Birincisi sevgide ölçü… Her şeyde olduğu gibi sevgide de itidalli olacak, ifrat ve tefritten kaçınacağız. Hadis-i Şerif’te: “Dostunu severken ölçülü sev, günün birinde düşmanın olabilir. Düşmanına da ölçülü kin tut, günün birinde dostun olabilir” buyrulmuştur. İkinci incelikte nasıl bir kişiyle arkadaşlık kurduğumuz. Çünkü zamanla onunla aynı düşüncelere, ahlaka sahip olacağız. Sevgili Peygamberimiz (sav) “Kişi arkadaşının dini üzeredir” buyurarak bu işin ciddiyetini belirtmiştir. Üçüncü incelik sadakatten ayrılmamak… Olur ki arkadaşımızla aramız bozuldu bu durumda verdiği emanet eşyaya veya anlattığı özel bir hatırasına ihanet etmeyeceğiz. İmam Şafii Hazretleri “iki kişinin darıldıktan sonra birbirlerinin ayıplarını ortaya çıkarmaları münafıklık alametidir” buyurmuştur. Dördüncü incelik arkadaşlıktaki niyetimizin hayrı tavsiye edip, şerden uzaklaştırmak olmalıdır. Allah’u Teâla Asr Suresi’nde insanların hüsranda olduğunu belirtirken; “ancak iman edip Salih amellerde bulunanlar, birbirlerine Hakk’ı tavsiye edenler ve sabrı tavsiye edenler müstesna” ederek ayırıyor. Bu ayet nazil olduktan sonra Sahabe-i Kiram karşılaştıklarında birbirlerine bu ayeti hatırlatıyorlardı.
Dostluk güven ve sadakate dayanır. Dost edindiğimiz kişinin eğer bir hatası var ise onu Allah rızası için incitmeden, tatlı dille uyaracağız. Aynı şekilde bizim bir hatamız var ise uyarıldığımızda gücenmek yerine, canı gönülden teşekkür etmemiz gerekir. Gavs-ı Sani (ks) “Birbirinizi uyarınız, hatalarınızı ikaz ediniz, bu hususta kesinlikle darılmayınız” buyurmuştur.
Kimlerle dostluk kurulmalıdır?
İnsanın güvendiği bir dostunun olması büyük bir nimettir. Peki, her tanıdığımız kişi dost mudur, kimlerle dostluk kurulmalıdır? Rivayet edilir ki: Allah’ın Resul’ünden (sav) soruldu: Arkadaşın hangisi daha hayırlıdır? –Allah’ı andığın zaman sana yardım eden, unuttuğun zaman hatırlatan arkadaş en hayırlı arkadaştır. –Arkadaşın hangisi daha kötüdür? –Unuttuğun zaman sana Allah’ ı hatırlatmayan, andığın zaman da sana yardımcı olmayan arkadaş, en kötü arkadaştır. –O halde bize en hayırlımızı söyleyin de onunla arkadaşlık edelim. En hayırlınız o kimsedir ki, görüldüğü zaman görünüşüyle bile Allah’ı hatırlatır.
Cenab-ı Allah “Ey iman edenler! Allah’tan korkun ve sadık kullarımla beraber olun” Tevbe (119) buyuruyor. Bizlere sadık kullarla birlikte olmamızı; kurtuluşun, saadetin; ancak bu şekilde olacağını bildiriyor. Peki, kimdir bu sadık kullar? Hadis-i Şerif’te de geçtiği üzere görüldüğü zaman Allah’ı hatırlatan, bizlere iyiliği tavsiye edip, kötülükten sakındırandır. Ebedi olan ahiretimiz için yardımcı olandır. Hangi zaman, hangi mekânda olursa olsun her zaman Hakk’tan, doğrudan, sadakatten yana olandır. Zünnun-i Mısri (ks) “Öyle biriyle dostluk kur ki senin değişmenle değişmesin” buyuruyor. Öylesine ince ve güzel bir dostluk tanımı ki… Bu tanıma uyan sadece Cenab-ı Hakk’ın seçkin, arif kulları oluyor. Ne zaman ki onları görsek; gönüllerinin güzelliği yüzlerine yansımış, insanların sıkıntılarına yardımcı olmak için var güçleriyle uğraşır haldedirler. Bıkmadan, usanmadan, samimiyetle… Şah-ı Nakşibend (ks) Hazretleri bu durumu çok güzel özetlemiştir, “Allah’ın sevgili kulları, insanlar edep öğrensinler diye halkın yükünü alırlar. Bu sebeple de veli kulların vesilesiyle yüce Allah’a yakınlık bulurlar. Velilerden her birinin kalbinde yüce Allah’ın rahmet nazarı vardır. Kim bir veli kul ile karşılaşırsa o ilahi nazarın bereketini bulur.”
Bu bereketi bulmamız için bizlere görev düşüyor. Öncelikle bize böyle bir dost nasip ettiği için Cenab-ı Allah’a şükretmemiz gerekir. Ardından da bu dostun kıymetini bilmek, onların gönüllerine girmek gerekir. Çünkü bu dostla olan dostluğumuz zamanla Cenab-ı Hakk’ın dostluğuna ulaştırır. Davud’ul Kebir (ks) “Hiçbir irfan sahibi, kendisine bağlanan müridi Hakk’a vasıl eylemeden, yüz üstü bırakıp ölmez” buyurmuştur. İşte gerçek dostun kazandırdıkları…