Bu savaş ya içimizdeki bütün hain odakları-unsurları tepeleyip-tasfiye edip bir ve bütün olup tam bağımsız gerçek bir devlet olana kadar sürecek yahut yok olmakla bitecek. Ortası yok!!!
Son rakamlara göre 30’u polis 38 şehidimiz ve 166 yaralımız var. Şehitlerimize rahmet yakınlarına sabrı cemil yaralılarımıza acil şifalar dileriz.
Acımız büyük, kararlılığımızda, aşkımızda, şevkimizde!
“…yas tutanımız yok, akıncıyız yok içimizde sızlayanımız…”(1)
İlk ve en büyük sorumlu yeniden varoluşumuza açıkça savaş açmış bulunan ABD-İsrail – Avrupa-İngiltere yani Haçlı- Yahudi ittifakıdır. Ve sonra onun yerli işbirlikçileri, içimizdeki etki ajanlarıdır…
“Sen misin FETÖ’yü PKK’yı, HDP’yi tasfiye edip deliğe tıkan! Sen misin El-Bab’a girerek Kuzey Koridoru projesini bitiren!
Sen misin NATO’ya, AB’ye rest çeken, DOLAR’a savaş açan!
Sen misin Ortadoğu alev alev yanarken EKONOMİSİNİ büyüten, yatırımları devam ettiren, dev projeleri faaliyete sokan.
Sen misin içerde birliği sağlayıp BAŞKANLIK Sistemini getirmeye cesaret edip yüz yıllık vesayeti bitirmek isteyen!”
Düşman şu partiye bu cemaate değil top yekûn Millete Vatana saldırıyor.
“TERÖR” DİYEMEDİLER/BAŞ EĞİN, DEMOKRAT OLUN ŞİDDET DURSUN DEDİLER
AB Komisyonunun Komşuluk Politikası ve Genişleme Müzakerelerinden Sorumlu Üyesi JohannesHahn ise, “İstanbul’daki saldırıyı şiddetle kınıyorum. Şiddetin demokratik toplumlarda hiç bir yeri yoktur.” değerlendirmesinde bulundu.
Başkanlığa geçiş sürecinin başlamış olması düşmanı neden çılgına çevirir bir düşün?
Ortada fol yokken yumurta yokken “Türkiye’de Darbe olacak” yazıları yazan Amerikalı neo-con yazar Michael Rubin, son yazısında “Yakında iç savaş çıkacak; Türkiye’nin sınırları değişecek” diye yazdı.
“Türk-Amerikan İlişkilerinin Geleceği, İşbirliği Veya Hayal Kırıklığı” adlı panele Amerika’nın eski Ankara Büyükelçisi EricEdelman da katıldı: Türkiye’nin iç politikasını anlamadan dış politika anlayışını değerlendirmenin zor olduğunu kaydeden Edelman, Türkiye’nin iç savaşa doğru ilerlediğini söyledi. Edelman, Türkiye’nin iç savaşın eşiğinde olduğunu savunurken böylesi bir durumun bölgedeki durumları da olumsuz etkileyeceğini ifade etti.
Açıkça tehdit ediyorlar, ya oyunu bizim kurallarımıza uygun şekilde –demokrasi- oynayacak bizim kuklamız olacaksınız yahut bu tür olayları yaşamaya devam edeceksiniz diyorlar. Demokrat olun ki, kuklamız olun ki şiddet olmasın/dursun diyorlar.
Düne kadar bu toprakların imkânlarını sömürmüş, imkânlarını tepe tepe kullanmış bu milleti aşağılamaktan ve aşağıda tutmaktan başka işi olmamış yerli eliti başkanlık neden çılgına çevirir bir düşün?
Doksan yıldır Türkiye’yi Batının sürüngeni olarak tutma görevini üstlenmiş bu Milleti aşağılamaktan ve aşağıda tutmaktan başka iş yapmamış CHP’yi Başkanlık niye çılgına çevirir bir düşün?
Ana muhalefet partisi “Yine tekrarlıyorum. Bu ülkede o başkanlık sistemini kan dökmeden getiremezsiniz” demişti ve öylede oldu. Erbakan hocaya “kanlı mı olacak kansız mı?” dedi diye kan kusturulmuştu. “Kan dökmeden Başkanlık gelmez” diyen CHP başkanı bu kanın neresinde?
Amerikan, İngiliz, Avrupa mandası değil yerli ve güçlü hükumet imkânı sağlayacak Başkanlık ilanını savaş sebebi sayan CHP başkanı tam olarak neyin derdinde?
Üstâd Necip Fazıl’ın 1952 yılında Büyük Doğu dergisinde işaret ettiği noktaya bir daha gelmiş bulunuyoruz:
“Eğer Türk milletinin hudutsuz itimadını kazanmak istiyor ve ‘nar’dan gelen münevverlerden değil, ‘nur’dan gelen münevverleri kendine bağlamak istiyorsan gebert şu Halk Partisi isimli sıçanı!”
Ve “Yalnızca terör örgütlerini değil onların akıl hocalarını para babalarını meşruiyet sağlayan siyasetçi görünümlü odaklarını da… yapılan terör olayını içten içe el ovuşturarak destekleyen, göbek atan ne kadar parti, hizip, örgüt, sendika, STK,mezhep, meşreb, öğretim üyesi, ülke ve bilumum eşkiya çetesi” varsa…Aksi halde bataklığın sinekleriyle uğraşmaktan farkı kalmaz yapılan iş.
Rahmetli Menderes bu ihtarı dikkate almamıştı.
DİZ ÇÖKTÜREMEYECEKSİNİZ!!!
Çünkü:
“…ve ölüme hazır binler:
çiğneyemeyecek yabancı adam/toprağımızı/çiğneyemeyecek yabancılaşmış/adam.
bu ses/kan ter ve gözyaşı içinde/-en son nefese kadar-
yüzyıllardır/durmadan duraksamadan savaşanların
-öz akıncının-…” (2)
Çünkü Rabbimizin vaadi var (Âl-i imran suresi-12. Ayet-i Kerime meali şerifi): ‘Kâfirlere de ki, siz mutlaka yenileceksiniz ve cehenneme sürüleceksiniz.’
15 Temmuzda can pahası kan pahası vatanına sahip çıkan Anadolu bu toprakları imanının yurdu/Tekbir’in yurdu, ezanın hakikatinin yurdu haline getirebilmek için yüz yıldır verdiği mücadelede tam kararlı olarak yoluna devam ediyor:
Cumhurbaşkanı Erdoğan: “Yapmacık destek açıklamalarına ihtiyacımız yok…Yanımızda kimse olmadığını biliyoruz, yasımızı yalnız tutacağız.Bin yıldır bu toprakları vatan yapmak için döktüğümüz kanlara yenilerinin ekleneceğini bilerek, mücadelemizi duraksamadan sürdüreceğiz.”
Yeni Türkiye’ye düşmanlık yapan yerli işbirlikçi odakları tereddütsüz hayırsız adaya yollamak bir ve bütün olmak ve can pahası kan pahası çalışmak- üretmek güçlü olmak yetkin ve etkin olmak, çalışmalarımızı ve verimliliklerimizi birkaç kat daha artırmak oyunu görmek ve o oyunu bozmak keferenin başına geçirmek zorundayız.
Yedi düvelin hain odaklarına kötülük merkezlerine karşı insanlık adına vermek zorunda olduğumuz bu son savaşta gerçek dost ve düşman tanımımızı kendi, imanımızın, ahlakımızın, irfanımızın tarihimizin ve yaşanan pratiğin gerçekliğinde yeniden ve acilen yapmak zorundayız. Bu savaşın kaçınılmaz son savaş olduğu bilinciyle dostlarımızı artırmak düşmanlarımızı azaltmak-netleştirmek safımızı güçlendirmek, bu topraklarda ve dünyada asgari ortak noktalarımız olan cümleâlemle birlik ilişkilerimizi artırmak zorundayız. Küs olduklarımızla barışmak, uzak olduklarımızla yakınlaşmak zorundayız. Bu topraklarda kalmak-yaşamak zorunda olan herkes tek vücud olmak zorunda.
Aksi halde Halep’e sessiz kalmak, Mavi Marmara’yı düşürmek zilletinden de daha başka zilletlerden de kurtulamayız. Tarihin ve reel şartların dayattığı Başyücelik gerçekleşmeden rahat yok hiç birimize. Bunu anlamak ve tüm hazırlıklarımızı ona göre tamamlamak zorundayız.
Ülkene sahip çık ki mazluma da sahip çıkabilesin.
Mikroba merhametin hastaya merhametsizliğe varacağı hakikati gibi yarım adımında ölüm adımı olacağı gerçeğini fark etmek zorundayız.
Bu savaş ya içimizdeki bütün hain odakları-unsurları tepeleyip-tasfiye edip bir ve bütün olup tam bağımsız gerçek bir devlet olana kadar sürecek yahut yok olmakla bitecek. Ortası yok!!!
Arasatta hayat hakkı yok bize!!! Bunun için Başyücelik diyoruz. Madem düşman top yekûn savaşa geliyor. Top yekûn birlikle top yekûn taarruz vaktidir.
Bu oyun, düşmanın etki ajanlarının seslerini yükseltebilmeleri ve hainleri koruyabilmelerinden, ahlaksızlığı yaybilmelerinden başka işe yaramayan –demokrasi- kuralları ile sürdürülemez. Bunun için: Yaşasın insanımızın imanı, ahlakı, irfanı, ezanımızın, namazımızın hakikatinin sistemi olan Başyücelik Devleti idealimiz!
(1)-(2) Mütefekkir Salih Mirzabeyoğlu/Aydınlık Savaşçıları-Moro Destanı- isimli kitabından